Çarşamba, Şubat 21, 2007
21 aylık Selin'den özlü sözler
Oyuncak dolabının yanından geçerken söylediği: “Burnuma oyuncak kokusu geliyor”
Televizyonunun aç/kapa düğmesinin yanmadığını görünce: “Aaaa, ışıklar kesildi galiba”
Sabah uyanır uyanmaz: “Bobi oyuncakları saklamış!” (ki Bobi’nin böyle huyları pek yoktur...)
Yolun ortasında gördüğü tümseğe : "Anne burada bir timsah var" Sonra kendi kendine "Ay hay allah, tümsek diyeceğime timsah dedim!"
Televizyonunun aç/kapa düğmesinin yanmadığını görünce: “Aaaa, ışıklar kesildi galiba”
Sabah uyanır uyanmaz: “Bobi oyuncakları saklamış!” (ki Bobi’nin böyle huyları pek yoktur...)
Yolun ortasında gördüğü tümseğe : "Anne burada bir timsah var" Sonra kendi kendine "Ay hay allah, tümsek diyeceğime timsah dedim!"
Oyuncaklarım
Bu oyuncak, tahtadan bir kız ve onun kıyafetleri. Bu kıza nedense isim koymadık. Aralarda ona ya balo kıyafeti ve sarı peruk takıp dans etmeye götürüyoruz ya da okul kıyafetini ve mor peruğunu takıp okula götürüyoruz. Genelde tişörtlerini kafasına takmayı da seviyoruz.
Puzzleları ben dağıtıyorum, annem yapıyor.
Pazartesi, Şubat 05, 2007
Selin'in kolunu çıkardım!
Cumartesi akşamı saat 8 civarı Selin'le oyun oynuyorduk. Selin dizlerime oturmuş ileri geri sallanıyor, kahkahalar atıyordu. Sonra birden bire, daha ben ne olduğunu bile anlamadan "Acıdı Acıdı" diye ağlamaya başladı. Kolunu burktuğumu düşünerek her zamanki gibi acıyan yeri ilk önce öptüm, sonra buza tuttum, türlü şaklabanlıklar yaptım ama Selin ağlamaya devam etti.
Selin'in ağlamasına Mustafa koştu. Ilk önce parmaklarını hareket ettirebiliyor mu diye baktık, çok az da olsa ettirebiliyordu. Sonra Selin'in doktoru Berna Hanım'ı aradık. "Bir saat kadar bekleyin, eğer sadece burkulduysa ağlaması kesilir, yok devam ederse o zaman ciddi bir şey olabilir, Acil'e götürmek gerekir" dedi. Biz anca 10 dakika kadar bekleyebildik. Selin'i arabaya attığımız gibi Kozyatağı Acıbadem'in Acil'ine götürdük.
Gelen doktora (ki çok tatlı biriydi) problemi anlattık, doktor herhangi bir muayene yapmadan, sanki Selin oraya hergün aynı sorunla giden biriymiş gibi, dirseğini hafifçe ittirip çıkığı yerine oturttu. Ve gerçekten, Selin'in ağrısı sanki bıçakla kesilmiş gibi bitti. Doktor bu arada, bu tür dirsek çıkıklarının ne kadar çok görüldüğünden, tedavisinin ne kadar kolay olduğundan, bir daha kollarını çok zorlamamak gerektiğinden vs bahsetti. Ama yine de bir şeyler bize çok tuhaf geldi, çünkü doktorun en azından kolu bir muayene etmesini, açıp bakmasını, belki film çektirmesini falan bekliyorduk.
Biz Mustafa'yla şaşkınlık içinde birbirimize bakarken, bir de üzerine gelen faturaya iyice afalladık çünkü faturanın üzerinde 758 Milyon yazıyordu! Yapılan işle faturası arasında uzaktan yakından bir alaka yoktu. Allahtan sigorta rakamın 100%'unü karşıladı da, faturaya sadece şaşırmakla kaldık. Yoksa herhalde Acıbadem'dekilerle papaz olmuştuk.
Selin'in ağlamasına Mustafa koştu. Ilk önce parmaklarını hareket ettirebiliyor mu diye baktık, çok az da olsa ettirebiliyordu. Sonra Selin'in doktoru Berna Hanım'ı aradık. "Bir saat kadar bekleyin, eğer sadece burkulduysa ağlaması kesilir, yok devam ederse o zaman ciddi bir şey olabilir, Acil'e götürmek gerekir" dedi. Biz anca 10 dakika kadar bekleyebildik. Selin'i arabaya attığımız gibi Kozyatağı Acıbadem'in Acil'ine götürdük.
Gelen doktora (ki çok tatlı biriydi) problemi anlattık, doktor herhangi bir muayene yapmadan, sanki Selin oraya hergün aynı sorunla giden biriymiş gibi, dirseğini hafifçe ittirip çıkığı yerine oturttu. Ve gerçekten, Selin'in ağrısı sanki bıçakla kesilmiş gibi bitti. Doktor bu arada, bu tür dirsek çıkıklarının ne kadar çok görüldüğünden, tedavisinin ne kadar kolay olduğundan, bir daha kollarını çok zorlamamak gerektiğinden vs bahsetti. Ama yine de bir şeyler bize çok tuhaf geldi, çünkü doktorun en azından kolu bir muayene etmesini, açıp bakmasını, belki film çektirmesini falan bekliyorduk.
Biz Mustafa'yla şaşkınlık içinde birbirimize bakarken, bir de üzerine gelen faturaya iyice afalladık çünkü faturanın üzerinde 758 Milyon yazıyordu! Yapılan işle faturası arasında uzaktan yakından bir alaka yoktu. Allahtan sigorta rakamın 100%'unü karşıladı da, faturaya sadece şaşırmakla kaldık. Yoksa herhalde Acıbadem'dekilerle papaz olmuştuk.
Pazartesi, Ocak 08, 2007
Çarşamba, Kasım 22, 2006
17 aylık Selin'den özlü sözler...
Ayakkabısını bağlayan Yasemin'e: "Ters oldu galiba"
Büyük uğraşlarla uyutmaya çalışan babasına: "Baba uykum yok!"
Şaklabanlık yapan babasına gülerek: "Seni Seniiii"
Portakal yiyen Yasemin'e: "Afiyet olsun"
Büyük uğraşlarla uyutmaya çalışan babasına: "Baba uykum yok!"
Şaklabanlık yapan babasına gülerek: "Seni Seniiii"
Portakal yiyen Yasemin'e: "Afiyet olsun"
Perşembe, Kasım 16, 2006
Çarşamba, Kasım 08, 2006
Kindyroo

Kindyroo'da çalışanlar buranın bir oyun grubu olmadığını söylüyorlar. Dediklerine göre, yaptırdıkları aktiviteler bizim fiziksel ve beyin gelişimi potansiyelimizi arttırıyormuş ama bana sorarsanız aslında oyunlar oynayıp, dans ettiğimiz bir yer.
Ilk zamanlarda bana çok karışık gelmişti ama sonradan bir rutinleri olduğunu anladım. Her hafta bir konu seçiyorlar (mesela balık) ve o konu etrafında bir dizi hareket/dans yaptırıyorlar. Ayrıca her hafta mutlaka bir masaj kısmı oluyor, amaçları hem vücudumuzu tanımamızı sağlamak hem de vücudun her kısmının hareket etmesini sağlamak (ya da ben öyle sanıyorum!) Bunun dışında, jimnastik aletlerinde herhafta yapmamız gereken bazı aktiviteler var. Bu kadar.
Bu yaşlardaki çocuklar birbirleriyle pek oynamazmış ve daha çok yanyana oynamayı severmiş. Benim için de doğru bu, diğer çocuklarla çok fazla oynamıyorum ama onların etrafımda olmasını seviyorum.
Kindyroo'ya her gidişimizde sevinç çığlıkları atıyorum. Keşke haftada 1 saatten daha fazla olsaydı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
