Pazar, Mayıs 25, 2008

Cumartesi, Mayıs 24, 2008

İlişkinin yavaş yavaş yokolması?

"... Tartışma ortamının ilişkileri ne denli zorlaştırdığını söylememe bile gerek yokken, bu durumun her zaman anababalar ve çocuklar arasındaki ilişkiyi yok ettiğinin farkında olmadığımızı düşünüyorum. Sürekli tartışmak anababa otoritesini ağır ağır yok eder. Bir süre sonra bu çocuklar anababalarını güçlü lider ve onlara destek olacak kişiler olarak görmek yerine hasım olarak görürler.

Ancak ister inanın ister inanmayın, tüm çocuklar anababalarının sorumluluğu altında olduklarını hissetmek isterler. Hiç durmadan sürüp giden tartışmalar anababaların otoritelerini yok eder ve çocukların onlara duyduğu saygıyı azaltır. Sonuç olarak çocuklar kendilerinin takdir edilmediği duygusuna kapılırlar ve her durumda karar verme önceliğini kullanmaktan çekinirler.... "

Dr. Michael P. Nichols, Çocuğunuzla Tartışmadan İlişki Kurun

Perşembe, Mayıs 22, 2008

Pire Torbası

Aktivist hayvanseverlerin uzun süredir yaptığı ve giderek daha çok yapmak istedikleri bir aktiviteleri var: Okulları ziyaret ederek, hayvan hakları ve hayvan sevgisiyle ilgili seminerler vermek. Bu arada, ellerinden geldiğince çok hayvan sevgisiyle ilgili kitapları da dağıtmaya çalışıyorlar.

Pire Torbası'nı okurken aklıma geldi. Pire Torbası Helen Stephens'ın yazdığı, sevimli bir sokak köpeğinin kendisine sahip bulma hikayesini anlatıyor. Selin'de ben de kitabı çok severek okuduk. Ama maalesef bu kitabı okullara dağıtmanın pek imkanı yok çünkü fiyatı 13 YTL. Aslında anaokulların okuma listelerindeki kitaplardan biri olsaydı çok cici olurdu. Her anaokuluna bir kitap verebilseydik...

Bu arada, BGD başkanı Jale Hanım'da benzer bir konuyla ilgili -daha doğrusu Türkiye'deki sokak hayvanlarının durumuyla ilgili- lafını yine gediğine koymuş: http://www.ntvmsnbc.com/news/447074.asp

Karakter analizi

Selin'in Pace Palette'e göre karakter analizini yaptım. Aslında çocuklara uyarlanabilirliğinden şüpheliyim ama yine de büyüdüğü zaman aynı şekilde devam edecekmi merak ettim.

Pace'e göre, her insan beyninin bir kısmını diğer kısımlarına göre daha fazla kullanıyor - ya da tercih ediyor diyelim- ve insan beynini (daha doğrusu sadece thinking brain'i) 4'e bölüp her birini ayrı bir renkle adlandırıyor. Yeşil, Sarı, Mavi ve Kırmızı.

Selin bu analize göre mavi çıktı. (Bana hikayeler anlatmaya da başladığına göre, ileride yazar olması ihtimali kuvvetli olabilir mi acaba? (Inşallah :) )

Neyse, mavi karakterin özellikleri kısaca şöyle : kooperatif, idealist, samimi, sadık, merhametli, ilham verici, özgün, güvenilir, empati gösterebilen, destekleyici, kendini bilen-mi desem self-aware için-, yardımsever, romantik, esnek (flexible) ve kibar.

Pace Palette'in içinde, Mavi renk grubu Harmoni'yi işaret ediyor. (Kırmızı macerayı, Yeşil merakı, Sarı sorumluluğu) Mavi karakterleri ise şöyle anlatıyor: (çevirmek baydığı için aynen yazıyorum)

Blues sees the possibilities in others and in themselves. They are highly creative and constantly growing. Uniqueness is important, yet they can shift identities to fit the situation. Life is a search for meaning. Warmth and compassion flow easily and with sincerity. Devoted friends, they love to talk, share and help. Blues are imaginative, genuine and have lots of sensitivity to the thoughts and feelings of others.

Mavi gruptaki kişiler kendilerini şöyle tanımlıyorlar:
Relationships are important to me
I have lots of friends - both human and furry :)
I have integrity, I'm authentic and unique
I like helping others become what they can be
I embrace emotions - both mine and others
People are far important than things
I enjoy flowers, music, romantic movies and nature
I love to help friends solve their problems
I'm caring, intuitive and a great listener
Empathy and sympathy are both easy for me because I'm perceptive
I thrive on recognition and acceptance
I excel at motivating people

Meraklı Minik - Tubitak

Bundan bir kaç ay önce, Selin'in sınıf arkadaşlarından biri herkese birer Meraklı Minik dergisi dağıttığı zaman, Tubitak'ın herhangi bir yayını için Selin'in çok küçük olduğunu düşünmüştüm. Evet, okul öncesi için özel yapılmış bir dergi ama herhalde okuma yazma bilen çocuklara hitap ediyordur diye düşündüm.

Ama özellikle son sayısından sonra, yanıldığımı anladım. Gerçekten içinde 3 yaşındaki çocuğa hitap eden çok şey var. Çıkartmaları, boyama sayfaları, küçük sevimli hikayeleri... Evet, hepsi bir şeyler öğretmeye çalışıyor ama kesinlikle eğlenceli.

Biz zaten Tubitak'ın çıkardığı okul öncesi kitapları da çok severek okumuştuk. Bu dergiyi de herkese tavsiye ederiz.

http://tubitak.gov.tr/home.do;jsessionid=C2ABEB06493A543A5197A1830A7AF101?ot=5&rt=12&rid=4892&pid=547&cid=924&sid=4

Salı, Mayıs 20, 2008

Kum ve midye oyunları


Hasta olduğumuz zamanlar arttıkça, evde ilginç bir şeyler yapma arayışımız artıyor. Bizde bulduğumuz her türlü sanat aktivitesine sarıyoruz. Bunlar da piyasada Sand Art diye satılan paketlerin değişik versiyonları.


3 yaşındaki bir çocukla kumla oynamak, etrafı dağıtmak, dökmek, resmin yarısında başka bir oyuna dalmak gibi şeyler anlamına geliyor. O yüzden bu 2 resmi 3 günde bitirebildik.



Bu midye kabuklarıyla oyun oynamak ise daha da zor oldu. Hepsini çerçeveye istediğiniz gibi yerleştirip dizayna karar verdikten sonra, tek tek yapıştırmak gerekiyor. Sonra bir gün yapıştırıcının kurumasını bekliyorsunuz, sonra da üzerine cila sürüp yine bekliyorsunuz. Beklemek pek 3 yaşının bilinen özelliklerinden biri olmadığı için, bu da yine zor oldu.

Ama hepsinin bitmiş halini Selin çok sevdi. Gerçekten güzel oldular.

Babamın doğumgünü

Kitapçıda Mustafa'nın doğumgünü için hediye ararken, Selin elinde bir kartla geliverdi. "Bak babama ne aldım!" dedi. Üstünde Happy Birthday yazan, kedi ve köpek resimleri olan bir kart.

Akşam kartın içine bir baba, bir Selin, bir kaç çiçek ve bir uçak çizen Selin, kartı Mustafa'ya büyük bir sevinçle verdi.

Bu yandakini de çekmeden duramadım. Pastanın yanında bekleyen Pony'ler bütün gün yanımızdan hiç ayrılmadı.

Pazar, Mayıs 18, 2008

Bana bir masal anlat

Selin dün bana ilk defa bir hikaye anlattı.

Bugüne kadar olur olmaz yerlerde benden masallar isteyen kızım, bu sefer kendisi bir hikaye uydurdu ve çok da güzel anlattı.

Yaramaz bir inek, rokete binip uçmak istiyor ama o kadar yaramazki onu rokete almıyorlar.

O kadar sevimliydi ki, unutmak istemedim. Günlüğüne yazayım dedim.

Cumartesi, Mayıs 17, 2008

Seyahat Klozeti - Pottete

3 yaşındaki bir çocuğun nerede ne zaman tuvaleti gelir biliyormusunuz? Anneler babalar gayet iyi bilirler aslında, "Herzaman, Heryerde"!

Ama etrafta bir tuvalet olmadığı zaman veya etraftaki tek tuvaletin korkunç olduğu anlarda, işte bu tip bir seyahat klozeti gerçekten hayat kurtarıyor. Bu klozeti aldığımızdan beri en fazla 4 ya da 5 defa kullandım ama her defasında da aşırı işe yaradı.

Dün bütün sabah yiyip içen Selin, tuvalete götürdüğüm zaman "yapmıycam, yok" diye tutturdu. Ve 5 dk sonra arabaya binmiş E5'te giderken birden kenara çekmek zorunda kaldık, çünkü çoook sıkışmıştı! Bu alet hızır gibi yetişti ve hiç arabadan inmeden, etrafı pisletmeden, programımızı değiştirmeden aynen devam ettik. Katlanır olması, ufacık bir çantanın içine sığması ise gerçekten çok kullanışlı.

Etrafta tuvalet bulamayan veya saçma sapan yerlere çocuklarını tuvalete sokmak istemeyen annelere özellikle tavsiye edilir...

http://www.poppets.ltd.uk/tommee-tippee-potette-travel-potty.ir?cName=nursery-equipment-toilet-training

Çarşamba, Mayıs 14, 2008

Bücür

Bu minik Carrefour'un otoparkına bir arabanın motorunda gelmiş. Onu sevecek bir aile bulana kadar bizim misafirimiz olacak.

Tatlı mı tatlı, oyuncu mu oyuncu, tam küçük çocuklara göre. Selin'le çok güzel oynuyor. Veteriner aşı yaparken bile sakin sakin bekledi.

Maalesef büyük kızımız Bıdık şu anda pek mutlu değil ama Bücür bir aile bulduğunda o da kendisine gelir herhalde.

Pazartesi, Mayıs 12, 2008

Doğumgünü partisi

Adaşım Selin'in doğumgünü partisinde yedik, içtik, eğlendik. Sıra benim doğumgünümde...

Cuma, Mayıs 09, 2008

Anneler günü

Bugün okulda anneler gününü kutladık. Sulu gözlü anneleri hiç sevmem ama bu tür günlere dayanmak içinde yürek lazım...

Pazartesi, Mayıs 05, 2008

Hıdrellez

Selin'e Hıdrellez için ne dileği olduğunu sordum, bir tren dedi. Mavi olmalıymış. Resmini bir kağıda çizdi, üstüne ismini yazdık ve bahçedeki gül ağacına diğer dileklerimizle (ve tabii ki Yiğit'in, Aydan'ın ve Serdar'ın dilekleriyle) beraber astık.








Bugün için tek dileğim, komşularımızın bunu görmemesi. Yarın ise mümkünse bir tren, bir ev, bir adet George Clooney, bir tane de araba alabiliriz. Tabiiki bunların hiçbiri kendim için değil, George bile :0)

Bugünlerde oynadıklarım

Ahşap bloklardan bir sürü farklı şey yaptık. Bu yandaki bir oyun parkı, bir tarafı ağaçlar diğer tarafı apartmanlarla dolu. Ortasında ise kaydıraklar, tüneller, tahterevalli gibi oyuncaklar var. Bunun dışında bir çiftlik, ufak bir şehir, birde okul yapıyoruz. Onlarda gerçekten güzel oluyor.

Bunu bir televizyon kanalında görmüştük. Bir hayvan veya başka bir şekil çizip, etrafına yapıştırıcı sürüyorsunuz. Sonra da yapıştırıcının üzerine düğmeler, boncuklar, fasülye gibi aklınıza ne gelirse diziyorsunuz. Sonuçta gerçekten çok cici şeyler çıkıyor.


Bu da parmak boyasıyla yaptığı bir resim. Biraz Matisse, biraz da VanGogh gibi geldi bana :)