Çarşamba, Ocak 30, 2008

Pazartesi, Ocak 28, 2008

Ilk karnem

Selin ilk karnesini aldı! Ayrıca okulun psikologunun yaptığı testlerin sonuçlarını da aldık. Özetle sosyal ve duygusal gelişiminde başarılı, küçük kas gelişiminde iyi, dil gelişiminde çok başarılı ama büyük kas gelişiminde desteğe ihtiyacı var.

Yapılan Denver testi sonuçlarına göre, kişisel sosyal alanda yaşının gerektirdiği tüm sorumlulukları yerine getirmiş, ince motor gelişimi de olumluymuş (mesela 8 küple kule yapabilmiş) ama kaba motor alanında (mesela tek ayak üstünde dengede 5 saniye durma) destek alması gerekiyormuş. (Kaba motor konusunda ilerlemesini biz de biraz engellemiş olabiliriz. Yapboz'lara veya kitaplara düşkün olduğu için, devamlı oturduğumuz yerde kalıyoruz)

Zaten tahmin ettiğimiz kısmı ise, Selin'in dil gelişiminde yaşının çok ötesinde olmasıymış, hatta 6 yaşa kadar olan bütün gereksinimleri doğru cevaplamış (karşıt kelimeler, eş anlamlılar gibi detaylarda testin bir parçası). Psikolog Selin'i bu konuda ilkokula başlayana kadar bir daha test etmeye gerek olmadığını söyledi.

Scamper etkinliklerinin sonucuna göre ise yönergeyi anlıyor, sorunu kavrıyor, cevap verirken zorlanmıyor, arkadaşlarından etkilenmiyor. Gerektiğinde gerçekçi, gerektiğinde yaratıcı cevaplar verebiliyor. Sorun çözebiliyor.

Bir çocuğun ilkokula başlayana kadar sadece oyun oynaması gerektiğine inanan biri olarak, anaokuldaki eğitim olayını mümkün olduğu kadar bastırıp, oyunu ve paylaşmayı arttırmak gerektiğini düşünüyorum. Yoksa 3 yaşında 100'e kadar, 4 yaşında bilmem kaça kadar saysın gibi OKS'ye hazırlama mantığının gaddarlık olduğuna hatta çocukları gerçek okul hayatından soğuttuğuna inanıyorum.

Ama iyi okulların gerçekten çocuklara büyük faydaları da var. Çocuğun sağlıklı bir biçimde duygusal, dil, sosyal, fiziksel ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlıyorlar. Çocuğa arkadaşlığın önemini, sosyal hayata uyumu, soru sormayı, kendini düzgün ifade etmenin önemini, kendi kararlarına sadık kalarak kendi kendine güvenmeyi öğretiyorlar. Bunlarda okulda öğrendiği negatif şeylerin (mesela tükürmek veya 'ahmak çaydanlık' diye bağırmak gibi) kolaylıkla önüne geçebiliyor...

Çarşamba, Ocak 23, 2008

Sevgi ve dua ile

Çok uzun ve zor bir seneden sonra, Disneyland'e giden Annika'nın şu gülümsemesine bakarmısınız?

Not. Patrice blogunu update etmeye devam ediyor, onu şuradan takip edebilirsiniz: http://cezzarjoint.wordpress.com/

Süt vaami süt?

Pazartesi, Ocak 21, 2008

Şilek kız

Sevgili arkadaşımız Abir, Istanbul'a son ziyaretinde elinde bir sürü kitap ve kart ile geldi. Bunlardan biride Strawberry Shortcake kitabıydı. Kitap Ingilizce olduğu için Türkçe'ye çevirerek okudum, Selin dinledi. Kitap arkadaşlığın önemini çok sevimli bir dille anlatıyor.

O günden sonra her yerde Çilek Kız'ın kitaplarını aradık ve sonunda Doğan Egmont Yayıncılık'dan çıkmış 2 kitap bulduk. Çilek kız'ın dostluk partisi ve En Lezzetli Pasta (Gerçekten içinde güzel bir pasta tarifi var :) ) Bu kitapların çevirisini Tümay Özkarakaş yapmış ve gerçekten çok iyi olmuş. (Bir de Dora Kaşif Dora'yı çeviren kişiye bayılıyorum, adını bir türlü öğrenemedim)

Neyse bu iki kitabında illustrasyonları süper, çeviri bir harika, fiyatları da 8 YTL civarı ama keşke daha kaliteli bir kağıda basılsalarmış. O zaman gerçekten uzun süre saklayabileceğimiz güzel bir setimiz olurdu. Çilek kız'ın DVD'leri de çok güzel ama maalesef hiç biri Türkçe'ye çevrilmemiş. Onca hayranı olan Tren Thomas'ın serüvenlerinin bile sadece 1 tanesi Türkçe'ye çevrildiğine göre, Çilek Kız'ın DVD'leri herhalde bu yakın zamanda çevrilmez.

http://strawberryshortcake.com/letsdance/

Küçük kutup ayısı

Hans de Beer'in "Küçük Kutup Ayısı" serisi yedi kitaptan oluşuyor. Biz sadece iki tanesini aldık ama ikisini de çok sevdik. Resimleri çok sevimli, hikayeleri ise 2-3 yaşındaki çocuklar için birebir.

Küçük Kutup Ayısı ile Büyük Balon en sevdiğimiz kitap oldu ama resmini bulamadım. Kitabın hikayesi şöyle: "Küçük kutup ayısı Lars günlerini gökyüzünde daireler çizerek uçan martıları izleyerek ve bir kuş gibi uçmayı düşleyerek geçirir. Bir gün, petrolden kanatları yapış yapış olduğu için uçamayan, yolunu kaybetmiş bir pafinle tanışır. Her zaman zor durumda olan bir arkadaşına yardıma hazır olan Lars, küçük pafini sıcak akan pınarın şifalı suyuna götürür. Tam bu sıcak pınardan ayrılacakları sırada, Lars ve küçük pafin kocaman bir balon görürler. Sonunda Lars'ın gökyüzünü keşfetme hayali geçekleşecektir".

Küçük Kutup Ayısı, Beni Eve Götür'ün tanıtımında ise şöyle diyor: "Bu kitapta Küçük Kutup Ayısı, Sasha adında yavru bir Sibirya kaplanının evini bulmasına yardım ediyor…Kitabın konusu yine bir çok olaydan oluşuyor ve sevimli çizgiler her zaman ki gibi göz alıcı"

Kitabın üzerinde "4 yaş ve üzeri" yazıyor ama kitapların veya oyuncakların üzerinde yazan yaşlara artık pek aldırmıyoruz. Genelde kitaplarda olması gerekenden daha büyük yaşlar yazıyor, oyuncaklarda ise daha küçük. Neyse 2,5 yaşındaki Selin bu kitabı çok seviyor. Fiyatı da çok uygun, 3-4 lira civarı.

Pazar, Ocak 20, 2008

Yok olmuyor

2.5 yaşındaki Selin'in söyleyemediği kelimeler:

Kahve - Kahbe
Teşekkür ederim - Tekeşşür ederim
Çilek- Şilek
Kuluçka - Kuzucukkaya
Süpürge - Sükürbiye
Brokoli - Ağaç
Beni kucağına al - Kucağıma al
Mayo - Manyo
Kağıt - Kiyat
Zürafa - Ciraf

Bir kaç kere tekrar ettirdiğimizde doğru olanı söylüyor ama sonra unutup yine kendi bildiğini kullanıyor. "Anne ben ağaç yemek istiyorum" :)

Perşembe, Ocak 17, 2008

Al bu takatukaları...

Tekerlemelerin çocukların konuşmasını ne kadar etkilediğini çeşitli yazılarda okumuştum. O yüzden, bir süredir Selin'le çeşitli tekerlemeleri deniyoruz. 2.5 yaşındayken en kolay söyleyebildiği tekerleme şu:

Komşu, komşu! Hu, hu!-Oğlun geldi mi?-Geldi, geldi-Ne getirdi?-İnci, boncuk -Kime, kime?-Sana, bana-Başka kime?-Kara kediye-Kara kedi nerede?-Ağaca çıktı-Ağaç nerede?-Balta kesti-Balta nerede?-Suya düştü-Su nerede?-İnek içti-İnek nerede?-Dağa kaçtı-Dağ nerede?-Yandı, bitti kül oldu.

Aslında tekerlemelerin çok uzun olması istenmeyen bir şey ama bu belirli bir sıra izlediği için, çocukların ezberlemesi kolay. Şunu da şarkı olduğu için çok kolay öğrendi:
Pazara gidelim, Bir tavuk alalım,
Pazara gidip, Bir tavuk alıp ne yapalım?
Gıt gıdak diyelim gıt gıt gıdak diyelim
Happur huppur, Happur, huppur yiyelim.

Selin şu tekerlemede biraz yalpalıyor ama yine de söylüyor:
O piti piti karamela sepeti,
Terazi lastik cimnastik,
Biz size geldik bitlendik,
Hamama gittik temizlendik

Kesinlikle söyleyemediği tekerleme ise:
Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür,
Takatukacı takatukaları takatulamam derse,
Takatukacıdan takatukaları takulatmadan al da gel

Bunu kolaylıkla söyleyebilsin diye şarkı olarak söylüyorum aslında ama ben ne zaman başlasam "Anne bu senin şarkın, sen söyle" diyor

Benim küçükken söyleyemediğim (hala da çok zorlandığım) tekerlemeler sırada bekliyor:
şu köşe yaz köşesi şu köşe kış köşesi ortada su şişesi

Bir de ortaokuldayken öğretilen ama kesinlikle yapamadığım şu vardı:
She sells seashells by the seashore
The shells she sells are surely seashells
So if she sells shells on the seashore,
I'm sure she sells seashore shells

Bu konuda şu yazı çok bilgilendirici. Tekerlemelerin faydalarını şöyle anlatıyor:

1. Tekerleme dinleme, konuşma ve dilin anlam yapılarının, cümlelerin, dilin özelliklerini, sık sık yapılan tekrarlarla ezber alışkanlığını kazandırarak çocuğun psikomotor becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur.
2. Dilin telaffuzu, boğumlaması ile bir bütün halinde öğretilmesine katkıda bulunur.
3. Dildeki sembolleri, alegorik anlatımı, sebep-sonuç ilişkisine dayandırarak dilin mantıksal dizinini kavratır.
4. Dilin matematiğini geliştirir. Dilin gülmece ve eleştirel boyutunu tanıtır.
5. Birleşik cümle kurma becerisini geliştirir.
6. Çocukların dil alıştırması yaptırarak,onlara konuşma kolaylığı sağlar.
7. Ritm duygusu kazandırır.
8. Çocukların kültürel gelişimlerine katkıda bulunarak,yaratıcı ve eleştirel düşünme becerisi kazandırır.
9. Çocuklarca hoşça vakit geçirmek,dil becerisi sergilemek,oyunlarda eş ve ebe seçmek için kullanılır.
10. Dil oyunları ile tekerleme çocuğun dil sınırlarını tıpkı düş gücünü, düşlerinin sınırlarını genişletir gibi genişletir.

Ufaklıklarla zaman geçirirken eğlenmek isteyenlere...

Salı, Ocak 15, 2008

Anket


Yasemin'in oğlu Cem'e yaptığı anket çok hoşuma gittiği için, ben de Selin'e uyguladım. Bu anketi biraz geliştirerek her yıl uygulamaya karar verdim. Şöyle:

Anne: Selin, söyle bakalım en sevdiğin renk hangisi?
Selin: (Zıplayarak) Yeşil! (Bu hergün değişiyor, daha önce kırmızı ondan önce mordu.)
A: En sevdiğin oyuncak?
S: (Bağırarak) Çadır! Yok hayır traktör! Hayır hayır ördekler!
A: Selin, karar ver hangisi?
S: Ördekler (kafasını sallayarak)
A: En sevdiğin arkadaşın?
S: (Hiç düşünmeden) Umut!
A: En sevdiğin çizgi film?
S: Iıııı Gecit! (Inspector Gadget)
A: En sevdiğin kitap?
S: (Sanki bunu daha önce düşünmüş, karar vermiş gibi) Uyu küçük kuş
A: En sevdiğin yemek?
S: Lolipop!

Budur...

Salı, Ocak 08, 2008

Ilk defa kuaföre gittim...



Kuaför abi lülelerimi kısaltırken itiraz etmedim, bağırıp çağırmadım.

Lolipop'uma yapıştım ve keyfime baktım...


Istanbul'a kar yağdı

Perşembe, Ocak 03, 2008

2 buçukken oynadıklarım

Bu Thomas hem elle ittirilebiliyor hem de uzaktan kumandası ile yönlendirilebiliyor. Biz genelde uzaktan idare edip, Bobi'nin peşinden koşturtuyoruz. Bobi biraz korkuyor ama oyun olduğunu anladığı için bize ayak uyduruyor. Selin o kadar gülüyor ki, devamlı yapıyoruz.
Bu arada, Thomas trenlerini genelde Fisher Price yapıyor, onlar da oyuncaklarının büyük kısmını piyasadan geri çekiyorlar. O yüzden, Thomas ürünlerini alırken Çin yapımı olup olmadıklarını kontrol etmekte fayda var.

Oyun hamurları insanı sinir edercesine çabuk kuruyor ve sonrada ne kadar ıslatırsanız ıslatın adam olmuyorlar. Ama Mothercare'den aldığımız bu set öyle çıkmadı. Aylardır oynamamıza rağmen, hamurlar kurumadı. Üstünde çocuklara zararsız olduğu ama yine de yenmemesi gerektiği yazıyor. E bizde dikkat ediyoruz işte... Bu arada Imaginarium'da 5 yaş çocuklar için satılan çok harika bir oyun hamuru seti var. İçinde 2 küçük kız ve kıyafetlerinin kalıpları var. Diğer setlerle yapmaya çalıştığımız çocuk figürlerini bununla kolaylıkla yapabiliyoruz. Çok tavsiye ederiz. (Yaşına çok takılmayın, sadece arkadaşın parçaları yutmamasına dikkat edin, yeter)

Bu luna park seti, bizim bayram hediyemizdi. Gerçekten çok süper bir set. Özellikle atlı karıncalara ve lunaparklara düşkün çocuklar için. Evimizdeki bütün minik bebekleri, ördekleri falan bu oyuncaklara bindirip eğleniyoruz. Yanlız, atlıkarıncanın düğmesi biraz zor bastırılıyor, küçük çocukları düşünerek bu düğmeyi daha yumuşak yapsalardı daha iyi olurdu.

Leonardini'nin en sevdiğimiz oyuncakları, Happy land adıyla satılan setleri. Bunlardan en sevdiklerimiz itfaiye ve havaalanı. Ikisiyle de çok ama çok oynadık.





Bowling set - Imaginarium'dan.
Elimize evdeki bütün küçük oyuncak hayvanları alıyoruz, bowling setini yere seriyoruz ve hayvanların hepsi tek tek topları yuvarlıyorlar. Neden kendimiz oynamıyoruz da, kediler, kuzular, ördekler oynuyor bilmiyorum. Ama böyle olması gerekiyor.

Çarşamba, Ocak 02, 2008

Madonna'dan çocuk kitabı

Madonna'nın çocuklar için yazdığı, 5 serilik bir cildin ikinci kitabı. Diğer Madonna kitapları gibi, 5 - 8 yaş arası çocuklara hitap ediyor. Gençliğimin çılgın kızının çocuk kitapları yazması çok tuhafıma gittiği için, Selin için daha erken olmasına rağmen, alıp okumak istedim. Kitabın tanıtımında şöyle yazıyor:

"Happville kasabasında öğretmen olan Bay Peabody, aynı zamanda beyzbol takımının koçudur. Bir gün maçtan sonra manavdan aldığı elmanın parasını ödemeyen Bay Peabody'i gören Tommy bunu tüm kasabaya yayar.Fakat Tommy gerçeği bilmemektedir...Bu kitap "Söz"ün gücü üzerine ve Madonna kitabını tüm öğretmenlere ithaf etmiştir. Kitabın illüstrasyonlarını Loren Lang yapmıştır. Bu kitabını tüm öğretmenlere ithaf eden Madonna, kitabın gelirini çocuk yardım kuruluşlarına bağışlayacaktır"

Kitabı ne beğendim ne de beğenmedim aslında ama Madonna dışında başka biri yazsaydı herhalde almazdım. Madonna gereksiz yere Kabala felsefesini tüm dünya çocuklarına anlatmayı görev edinmiş. En çok satanlar listesine neden girmiş bilmiyorum ama herhalde hikayesinden çok illustrasyonları içindir. Çünkü diğer kitapları gibi bu kitabında illustrasyonları çok güzel. Bu arada, keşke çevirmen özel isimleri de Türkçe'ye çevirebilseymiş. Hikayeyi asıl sevimli yapan isimleri zaten.

İletişim Yayınları'ndan, 10 YTL'ye satılıyor.
http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1004