Çarşamba, Şubat 27, 2008

Suçiçeği

Selin suçiçeği oldu. Vücudu kırmızı lekelerle doldu.

Doktorun dediğine göre, mikrobu 2 hafta kadar önce kapmış olmalı yani hastalık 1 hafta kadar daha sürermiş. Allahtan aşısını olmuştu, yoksa herhalde halimiz haraptı.

Çocuklu arkadaşlarımın (yani hemen hemen herkesin) ve özellikle hamilelerin bizden uzak durması lazım. Etrafımda benim bildiğim iki hamile var, Elif ve Ahu. Sevgili arkadaşlarım, aranızda gizlenme aşamasında olan hamileler varsa, lütfen ya haber verin ya da bizden uzak durun.

http://www.sucicegi.net/_index/index.asp

Pazartesi, Şubat 25, 2008

Buna çok güldüm


Burada koyunun altından sarkan kahverengi şey, koyunun memeleriymiş! Selin bugünlerde hayvanların memelerine taktı da...

Elişi For Dummies

Elişi konusunda hiç yetenekli olmadım. Çocukken kibrit kutusundan evler falan yapmamız istenirdi ama birebir talimatları vermezlerse yapamazdım, doğru düzgün örgüler öremez, minik bebekleri uyduruk şekillerde giydirirdim.



Blog dünyasının içinde en çok rağbet görenler ise aşırı yetenekli anneler. Hatta bazılarının çocuklarıyla kesip yapıştırarak yaptıkları şeylerle çok rahat sergiler açılabilir veya piyasada iyi fiyatlara satılabilir, o kadar profesyonel.



Allahtan benim gibi anneleri düşünerek elişi kitapları çıkarmışlar. Bu haftasonu Doğan Egmont Yayıncılık'ın Elişi ve Köpük kitaplarını Toys R Us'dan aldık. (Isimleri kibarlık edip Elişi for dummies koymamışlar ama koysalar da olurmuş) Neyse, Selin elini beyaz kağıtların üzerine koydu, ben de izlerini çıkardım. Geriye kalan göz ve ponpon yapıştırma veya boyama kısımlarını yine hatun yaptı. Yapışkan kullanmayı seven çocuklar için gerçekten çok güzel.

Yukarıdaki sanat eserleri (!) bizim ürünümüz. Satılık değil, çok kıymetliler :)

Kitapların detayları ise şurada:
http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=155328
http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=155326

Cuma, Şubat 22, 2008

Sevmediğim kitaplar

Köpük ile Pıtır, David Bedford,Steve Lavis 8 YTL -İş kültür yayınları

Geçen yıl bir iş gezisi için Belçika'ya gittim. Uçakta yanıma 2 kadın, bir bebek ve 3 yaşlarında bir kız çocuğu bindiler. Kız bütün yolculukta annesinin kucağına gitmek, ona sarılmak istedi, annesi de yine bütün yolculuk boyunca ya hiç ilgilenmedi ya da "oğlan kucağımda, sen teyzene git" dedi. Teyzenin zaten umrunda değil. Neyse, bir çocuk 3 saat boyunca sürekli ağlayabilir mi ağlayamaz mı sorusunun cevabını o gün yaşayarak öğrendim.

Bu kitabın açılışında da, minik ayı köpükle oyun oynamayan devamlı küçük kardeşle ilgilenen bir anne ayı var. O yüzden köpük de küçük kardeşine karşı pek sevecen davranmıyor falan. Hadi benim bu tip annelerle ilgili önyargım var ama Selin'in de sevmemesi tesadüf olamaz. Yazar konuyu sonraki sayfalarda toparlıyor ama en başında verdiği negatif hisleri 2 yaşındaki bir çocuk bile unutmuyor.

Minik Köpek Vivian French,Chris Fisher 6.75 YTL -İş kültür yayınları

Aslında sevimli bir kitap olabilirdi, çünkü çizimleri fena değil. Ama o ne kötü bir konu öyle! Çocukları cesaretlendirmeye çalışırken korkutuyor, sevimli bir hikaye anlatmaya çalışırken saçmalıyor. Zaten içindeki ağdalı cümleleri veya isimleri ufaklıkların anlamasına imkan yok. Belki 6-7 yaşındaki çocuklara hitap ediyor olabilir ama düşük ihtimal gibi geldi bana.

Dodo'nun komik karışımları - 20(!) YTL - Redhouse kidz yayınları

Yazar herhalde çocukların hayal gücünü arttırmayı hedeflemiş ama onun yerine sadece kafa karıştırıyor. Dahiyane konusu şöyle: Bir sürü hayvan oturmuş televizyon izliyorlar, minik fil Dodo izleyemiyor, çünkü tvleri yok. Sonra annesi yeni bir tv alıp geliyor, Dodo'da o kadar çok izliyorki televizyondaki herşeyi hortumlamaya başlıyor. Sonra tvde hortumlayacak bir şey kalmıyor, o da arkadaşlarıyla yediklerini kusarken eğleniyor.

Böyle bir hayal gücü için sadece "Kalsın" diyorum.

Perşembe, Şubat 21, 2008

Zeynep'ten gelen bir mesaj:

"Yeni yasaya göre, bir trafik kazasında tutulması gereken kaza durum tesbiti formu şurada.
http://www.traport.org.tr/images/kaza_tespit_tutanagi.pdf

01 Nisan 2008'den itibaren her sürücünün aracında olması gereken bu formlardan en az 2 tanesini gerektiğinde kullanmak üzere her zaman aracımızda bulundurmamız gerekiyor. Eğer olay iki araçlı bir kaza ise, ikisini de birlikte doldurup karşılıklı olarak imzaladıktan sonra bir tanesinin sizde kalması gerekiyor. Güncel tarih içeren bir fotoğrafın çekilmesi ise kaza olayının tesbiti açısından önemliymiş ama bunu herkes nasıl yapacak bilmiyorum. "

Sağol Zeynep..

Sorduğunuz kabahat...

Bebeklere tecavüz cezasının müebbetleştirilmesi için yasa teklifi ankete açıldı.

Şimdiye kadar kullanılan oylar 925,000'e ulaştı. 1 milyon olunca yasa teklifi kabul edilecek.

LUTFEN ANKETE KATILIN

Pazartesi, Şubat 18, 2008

Kuşlar için ekmek ağacı
















Bugün gelen bir mesaj:

"Kapıcımız İsmail, dünki yoğun kar yağışında ve fırtınada marketten kendi parasıyla aldığı ekmekleri kurumuş ağaç dallarına,kuşların yemesi için asıyordu.Bu manzarayı görebilmenizi çok isterdim,ağlayarak onu izledim ve camı açıp avazım çıktığı kadar,en zengin insandan daha zenginsin sen İsmail diye bağırmışım.

Bütün apartman görevlilerinede İsmail in bu yaptığının örnek olacağını düşünüyorum.Zira,bu haber 18.02.2008 tarihli Hürriyet gazetesi tarafından haber yapıldı.

İsmail, bir tanesi spastik özürlü olmak üzere üç tane çocuk babasıdır.Kıtkanaat yönetimin verdiği asgari ücret ve bizim arada sırada olan bahşişlerimizden geçimini sağlıyor.Hayatlarında yürüme ve konuşma engelli Meryem lerinin dışında kuşlarada emek harcayan ve yüreklerini açan bu aileye huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Sevgilerimle
Sema"

Aşkım oğlum

Dobikom 16 Şubat 2000'de doğdu. Bitirdiği 8 yılını bu hafta sonu, pastasını son gramına kadar yalayarak kutladı.

18 Nisan 2000'de bize ilk geldiğinde adını Dobiş koymuştum çünkü çok şişkoydu. Eşim köpeklerin adı Dobiş olmaz, ya Bobi, ya Rex ya da Karabaş olacak diye tutturduğunda hiç şansı yok diye düşünmüştüm ama o kazandı. Zamanla Dobiş Bobi oldu ama hala Dobiş, Dobiko, Aşkım, Bobiko, Oğlum adlarına da dönüp bakar.

Bu kadar yıl boyunca, evdeki bütün ayakkabıların ve çorapların kaçırılıp kaçırılıp kemirilmesine, kar kış dinlemeden her allahın günü yürüyüşlere çıkmaya, dişi bir köpeğin peşinden sanki ciğeri yanıyormuş gibi ağlamasına, evde ne zaman pasta dondurma yense acıklı acıklı bakışlarına, her fırsatta evden kaçıp denize gitmesine, bitmek bilmez sağlık problemlerine, Selin'in oyuncaklarının devamlı çiğnenmesine, elimizdeki her yiyeceğe sulanmasına ama kendi yemeğini asla beğenmemesine, diğer erkek köpeklerle kavgalarına, her dışarıya çıkışımda "beni de al" diyen acıklı bakışlarına alıştım.

Ama yine bu kadar yıl boyunca beni her gördüğünde sanki hayatının aşkını sonunda bulmuş gibi sevinmesine, bütün gece kafasını sevsemde hala elimi çektiğimde "neden durdun, devam et" diyen bakışlarına, mutfakta, banyoda, yatak odasında nerede olursam olayım yanımda olmak istemesine, ağladığımda benimle beraber ağlamasına da alıştım.

Bana hayvanlarında insanlar gibi iyi kötü huylarının olabileceğini, kendilerine bir aile bulduklarında bu aileye sımsıkı sarıldıklarını ve ailelerinden her ayrılışlarında canlarının yandığını, bütün hayvanların ayrı birer karakteri olduğunu öğrettin. Sayende gördüğüm her hayvanın aslında doğru düzgün yaşamaya, sevmeye ve sevilmeye insanlar kadar hakları olduğunu anladım.

Iyi ki doğdun benim dünyalar güzeli, yaramaz, tatlı, salam dilli, koca kulaklı, aşkım oğlum.

Perşembe, Şubat 14, 2008

Mutlu yıllar anne...


Çocuklarım doğumgünümü kutladılar!

Anneye not: Bir sonraki kimin doğumgünü olursa olsun, pastasının üstünde mutlaka ayıcıklar olmalı.

Çarşamba, Şubat 13, 2008

Tavşan Peter

Miss Potter filmini izledikten sonra "Jemima Pamukördek'in Masalı"nı aldım. Bu kitaptaki çizimler tahmin ettiğim gibi çok güzeldi ama konu biraz detaylıydı ve Selin'in yaşına pek uygun değildi. Demek ki Beatrix Potter'i okumak için en azından 4-5 yaşında olmak lazım diye düşündüm. Ama sonra Tavşan Peter'i buldum.

Kitabın tanıtımında şöyle diyor: "Tavşan Peter 3 boyutlu Şekiller, Büyüklükler ve Temel Kavramlar. Tavşan Peter nerede? Bu eğlenceli kulakçıklarla dolu kitap, çocuklara temel kavramları öğretiyor. Çocuklarınız, içinde 40'tan fazla kulakçık bulunan bu kitaptaki kulakçıkları kaldırıp bakarken, hem bir sürü değişik şekli ve kavramı öğrenecek, hem de çok eğlenceli zaman geçirecek"

Bütün kitapları -nedense- ezberlemeye çalışan Selin, bu kitabı ezberlemekte zorluk çekti. İçinde bir sürü farklı karakter, hepsinin değişik sürü sepet ismi var. Ama yine de konunun özünü anladığı için, kendi kendine kitabı okuyor ve aralarda anne şu neydi, bu neydi diyor. Aslında bu kadar çok karakterin olduğu kitapları genelde sevmiyoruz, gereksiz kalabalık yaratıyorlar ama bu kitap farklı. Tavşan Peter kaçmış, kimden kaçmış, hangi arkadaşları hangi kulakçığın arkasında, ne yapıyorlar falan sevimli bir kitap..

Salı, Şubat 12, 2008

Okuldan istenilenler

Selin'in bu ay okula götürmesi gerekenler:

Her Çarşamba bir kitap, her Perşembe bir oyuncak. 2 farklı çocuğun doğumgünleri olduğu için, iki ayrı hediye. Selin bu ay sınıf çocuğu olduğu için, aile fotoğrafları, nikah davetiyesi vs ve diğer çocuklara minik hediyeler. Toprak haftasında taş ve toprak örneği. Diğer günlerde ise çeşitli konular işlendiği için bir kavanoz, bir pet şişe, düz renk bir çorap, oraya götürüp kendisinin yıkayabileceği bir eşya. Son olarak sandviç partisi için kendi hazırladığı bir sandviç.

Bu işte bir terslik mi var, bana mı öyle geliyor?

Pazar, Şubat 10, 2008

Minik Maymun Muki

Bu hafta sonu, bizim şirketin bir organizasyonuyla Barış Manço Kültür Merkezi'nde oynayan Minik Maymun Muki'yi izlemeye gittik.

Broşüründe şunlar yazıyordu: "Ormandaki maymunları yakalayıp şehirde satan kaçak avcıların uçağı yine aynı ormana düşer. Avcıların elinden uçağın düşmesi sayesinde kurtulan Minik Maymun Muki, küçük fil Dom ve küçük tavşan Ribi'nin de yardımlarıyla avcıların kaçırdığı diğer maymunları kurtarmaya çalışır. Ana teması ekolojik dengenin korunması olan oyun, arkadaşlık duygusu, paylaşma ve yardımlaşma mesajlarını da çocuklara aktarıyor."

Selin bu oyundan ne anladı: Maymunlar 100 paraya şehirde satılıyorlarmış ama para ne demek, satılmak ne demek, peki şehir neresi? Ormandaki polis bir boğamıydı (ben bile anlamadım), peki elinde tenis raketinin işi neydi? Bir de o yarısı görünen uçak neden oradaydı? Maymun uçağa mı binmiş, allaalla...

Böyle bir karmaşa, bir şey anlamasına imkan yok zaten. Konu bu yaş çocuklara kesinlikle hitap etmiyor.

Ama çok cici tarafları da vardı, mesela dekor ve ışıklandırma gerçekten güzeldi. Şarkılar fena değildi (çıkışta verdikleri CD'yi Selin devamlı dinlemek istiyor) Ama en önemlisi oyuncular çok sevimliydi. Izleyicilerinin çoğunluğunun 2-5 yaş arasındaki çocuklardan oluştuğunu görüp, onları güldürmek için türlü şaklabanlıklar yaptılar.
Bir de etrafta bir sürü arkadaşımız ve çocukları vardı. Onlarda keyfimizi arttırdılar. Sonuçta Selin eğlendi mi, eğlendi. E amaçda buydu zaten.
http://www.bmkm.gen.tr/etkinlikler.asp?kategori=28

Cumartesi, Şubat 09, 2008

Haydaa..

Dün akşam "her merdivene bir oyuncak dizme" oyununu oynayan Selin'e, 'Dikkat et oradan düşersin' dedim, "Inşallah düşmem, annecim" dedi.

Öyle evde inşallahlı maşallahlı konuşan insanlar değiliz, çok nadirdir. "Haydaa, Selin bunu kimden öğrendin" dedim. Cevaben bana "Haydaaa" dedi.

Şimdi hayda'yı kimden öğrendiğini biliyorum ama inşallah'ın kaynağını bulamadım.

Perşembe, Şubat 07, 2008

Mark Knopfler

Mark Knopfler'ın konserine Selin'i götürsem olur mu acaba? O zaman tam 3 yaşında olacak, yani konserlere gidebilecek kadar büyümüş olacak (?!)

Mark Knopfler herhalde bir daha Türkiye'ye gelmez. Selin büyüyüp de onun müziğinin kıymetini anladığında hala yaşıyor olur mu, onu da bilmiyorum. Ama hatun bu konsere gelseydi ve büyüdüğünde o günü hatırlasaydı ne güzel olurdu. Aklında hiç bir zaman "acaba annem ne tür şarkılardan hoşlanırdı" gibi bir soru olmazdı. Beni özlediği zaman çıkarırdı eski bir DireStraits cdsini, cevabını bilirdi...

Konserin detayları şurada

Çarşamba, Şubat 06, 2008

Ben köpeğimi istiyorum

Haftasonu Bobi'yi anneme bıraktık, geri dönerken Selin "Bobi'de bizimle gelsin" diye bağırmaya başladı. "Bobi'yi dayın sonra getirecek" dememe aldırmadan deli gibi ağladı. Bir süre sonra 'ben Bobi'yi istiyorum'lar 'Ben köpeğimi istiyorum'a döndü. Allah allah...

Bobi ailemizin bir ferdi, onu hiç bir zaman bir köpek gibi görmedik, hep oğlumuz oldu. Bizimle aynı evin içinde tam 8 yıldır, biz nereye o oraya. Hatta Selin bile Bobi'yi severken 'aşkım oğlum' diye sever. Bıdık'ın bir kedi, Bobi'nin bir köpek olduğunu belki Selin 1 yaşındayken falan söylemişizdir ama onun dışında evde Bobi'yi köpek olarak konuştuğumuz yoktur.

O yüzden Selin'in bu 'köpeğimi istiyorum' olayı çok tuhafıma gitti. Anlayan beri gelsin...

Salı, Şubat 05, 2008

Barınak Gönüllüleri İçin


Barınak Gönüllüleri Derneği, yardıma ihtiyaci olan barınakların (ki çoğu sokak köpeklerini ağırlıyor) durumlarını iyileştirmek, buralardaki köpeklere, kedilere biraz daha insanca bakabilmek için çalışan, kocaman kalpleri olan bir grup gönüllü insan. Şöyle güzel bir de siteleri var: http://www.bgd.org.tr/

Neyse, derneğe yardım toplayabilmek için çesitli aktiviteleri oluyor, bunlardan bir tanesi de 2008 yılı takvimleri. Takvimde ünlü sanatçılarla sokak hayvanlarının resimleri var. Gerçekten kaliteli masa takvimleri bunlar. Bu takvim icin çalışmış herkes -sanatçılar dahil- hiç bir ücret almamış. Toplanan gelirle barınakların ihtiyaci olan kuru mama, ilaç, kulübe gibi giderler karşılanıyor.

Eger siz de sokak köpekleri için destek vermek isterseniz, takvimlerin tanesi 10 YTL. Şuraya mail atmanız yeterli: info@bgd.org.tr

Başka nasıl yardımcı olabilirim derseniz cevabı çok kolay: http://www.bgd.org.tr/tr/index.html adresine tıklayarak mama, kulübe vs bağışlayabilirsiniz.

Pazartesi, Şubat 04, 2008

Çocuk şarkıları

Selin çoğu yaşıtı gibi şarkı söylemeyi ve dans etmeyi çok seviyor. Şimdiye kadar doğru düzgün Türkçe çocuk şarkıları albümü bulamadığımız için hep Ingilizce'lerini dinliyordu. Ama artık kendi dilinde adam gibi şarkı dinleme zamanı geldi. O yüzden etrafta gördüğümüz bir kaç tane Türkçe albümü denemeye karar verdik.

Bunlardan en sevdiğimiz DNR'dan aldığımız Aziz Plak'ın çıkardığı Çocuk şarkıları cdsi oldu. Bu albüm "Ali Baba'nın Çiftliği", "Mini Mini Bir Kuş", "Bir Dünya Bırakın Çocuklara" gibi bildik 16 şarkının ya çok güzel ya da çok felaket bir şekilde yorumlanmış halini kapsayan derleme bir albüm. Ilk dinlediğimde albümün genelde vasat olduğunu düşünmüştüm ama Selin o kadar sevdi ki arabada artık başka bir şey dinlemiyoruz. Bende alıştım zaten, aralarda şarkıları mırıldandığım bile oluyor.

İçindeki şarkılar şöyle:
Nasrettin Hoca, Annemize Türkü, Palyaço, Sevgi Çiçekleri, Küçük Kardeş, Ali Babanın Çiftliği, İnatçı İki Keçi, Mini Mini Bir Kuş, Çalışkan Arı, Kelebek, Halay, Taka Tuka, Pazara Gidelim, Yedi Cüceler, Kırlara Doğru, Bir Dünya Bırakın Çocuklara, Çarşıya Yardım, Tren Gelir Hoş Gelir, 23 Nisan, Vatan Marşı, Potbori, Daha Dün Annemizi, Sabah, Bak Postacı Geliyor, Kuvak Vak Vak, Kikiki Kokoko

Aziz Plak'dan 11.75 YTL. Kaseti 9.40 YTL.

Kaplumbağa ile Tavşan

Bu haftasonu İş sanat'da oynayan Peter Pan'a gitmeyi istiyorduk ama 7 yaşından küçükleri almıyorlarmış. Sonra da Eti Çocuk tiyatrosunun Doğuş üniversitesinde oynayan Alice Harikalar Diyarı'nı denedik ama orada da haftasonu biletleri çoktan bitmiş. İşin kötü tarafı bileti sadece üniversitedeki gişeden alabiliyorsunuz, yani oyundan çok önce o kadar yolu gidip bileti almak gerekiyor. Bedava diye insana işkence çektiriyorlar. Parası neyse verelim, adam gibi oyunumuzu izleyelim.

Neyse sonuçta MKM'de oynayan Kaplumbağa ile Tavşan oyununa gittik. Gitmez olaydık! Felaket bir konu, korkunç bir seslendirme, kötü kostümler... Sadece konusunu anlatsam yeter. Dünyanın en zengin insanını kandırmaya çalışan iki sahtekar, kaç para aldık, kaç paraya satarız, sattığımız sandığın içinden prenses çıktı mı vs. Böyle bir konunun Kaplumbağa ile Tavşan'ın içinde işi ne allasen? Ikisi yarışacaktı, tavşan kaybedecekti, budur. Bunlar çocuk hem de büyük çoğunluğu 5 yaşın altında. Güya çocuklara sahtekarlığın kötü bir şey olduğunu anlatacaklar, yeter ya bu çocuklara devamlı bir şeyler öğretmeye çalışan tiyatrocular... Felaket bir konu olması yetmiyormuş gibi, oyuncuların bir tanesi hariç hiçbiri mikrofon takmamış, sadece tek bir kişinin konuşmaları duyuluyordu.
Yani Selin için sadece tuhaf giysiler giymiş ve sahneye çıkmış insanların anlaşılmaz bir gösterisi oldu. Allahtan daha 2.5 yaşında da "anne sen beni ne acayip yerlere götürüyorsun" demiyor. Şimdi tiyatrocular bütçe falan diyecekler ama kesinlikle inanmıyorum. O tiyatroda en azından 200 kişi vardı, zaten şimdiye kadar gittiğimiz çocuk oyunlarının neredeyse hepsi tıklım tıklımdı. Evet, yetişkin tiyatroları gerçekten boş oluyor ama bu çocuklarda tam tersi. Çocuklar sinema salonlarını da, konserleri de, tiyatroları da dolduruyorlar.
Artık büyüklerin çocukları adam yerine koyma zamanı gelmedi mi?

Sırada çocuk tiyatrosu konusunda en profesyonel kadrolardan biri olduğu söylenen Tiyatro Alkış ve Müjdat Gezen Tiyatrosu var. Bakalım onlar nasıllar...