Salı, Aralık 30, 2008

Hayal kurmak

Selin uzun süre hayal kurmanın ne demek olduğunu anlamadı. Yılbaşının gelmesi, Noel Baba vs bu konuda çok yardımcı oldu.

Dün yeni yıl için dileklerini sordum, bol bol oyuncak falan dileyecek diye düşünürken, şunları saydı:

- Bir kuşa elimle yem vermek
- Ata binmek
- Çok kar yağması

Elimde bir sürü milli piyango, kendimi dünyanın en maddiyatçı insanı hissettim.

Benim güzel kalpli kızım...

"Yapma be"

Aralarda konuşurken "be" demesine kızıyoruz, ona takılmış. 38 derece ateşle ilaç içirmeye çalışırken bana söyledikleri:

"Anne, hani ABCDEF'nin B si var ya"
Hııı
"Bir de Yapma Be'nin B si var"
Eeee
" O zaman B kötü olamaz di mi anne? Yani hep bee diyebilirim, di mi"
???

Cumartesi, Kasım 22, 2008

Sevimli dinazor

Caddebostan Kültür Merkezi'nde oynayan Sevimli Dinazor'a gittik. Çok da iyi ettik. Tam 3-5 yaş arası çocuklara hitap eden, sevimli mi sevimli bir hikayesi vardı. Büyükler için çok sıkıcı sayılabilecek bir sürü espriyle doluydu ama -tiyatroyu tıklım tıklım dolduran- çocuklar bayıldılar. Tiyatro Alkış'ı ilk defa izledik, çok da sevdik.

Caddebostan Kültür Merkezi'ne gitmeyeli çok olmuştu, orayı da özlemişiz. Tertemiz salonları, -hemen hemen her yerde ufak çocuk annelerinin kabusu haline gelebilen- tertemiz tuvaletleri, güler yüzlü çalışanları, kitapçısı, Hayal Kahvesi yine çok hoşuma gitti. Gittiğimiz tiyatro salonları içinde en sevdiğim burası. Keşke çocuklar için daha fazla aktivite yapsalar.

Küçükken yanındaymışım...

Son zamanlarda işler çok yoğun, Selin'i çok az görüyorum. Her sabah işe giderken, bana sarılıp "Anne n'olur gitme" diye ağlıyor. İşe gitmek gerçekten büyük ızdırap oluyor.

Geçen gün çok keyifli uyandı, ondanmıdır bilmiyorum. "Anne bugün işe gidebilirsin" dedi. "Sen küçükken hep benim yanımdaydın, artık işe gidebilirsin" :(

Pazar, Kasım 02, 2008

Salı, Ekim 21, 2008

Anne, n'olur bineyim...

Aslında hayır demem gerekirdi ama o kadar seviyor ki atları kıramadım. Dün büyük bir zevkle atın üstünde tur atan çocuk, bugün yüksek ateşle yatıyor, aferin bana...

Çarşamba, Ekim 15, 2008

Dali sergisinde mutsuz bir çocuk

Selin'in Dali sergisinde sorduğu sorular genellikle şöyleydi: "Neden bu insanların kafaları yok, ne olmuş kafalarına?" "Neden bu yuvarlakların kolları var ama kafaları yok?" "Bu resimlerde büyücüler mi var?"

Herhalde çocukları resim sergilerine götürürken biraz daha yaşlarına uygun sanatçıları seçmek lazım. Bu da ders olsun...

Cumartesi, Ekim 11, 2008

Yüzen bebişler

Allahaşkına şu çocuğu bir seyredin...

http://www.childdrowningprevention.com/index.html

Ada'nin doğumgünü


Güzeller güzeli kuzenim Ada'ya Çook Mutlu yıllar!


Cuma, Ağustos 01, 2008

Uzuun bir tatilden notlar

Yasemin'in evlenip balayına gitmesi sebebiyle tam 3 hafta tatil yapmak zorunda kaldık (!) ve 3 farklı yere gittik. Aslında tatile çok iyi başlamadık, çünkü Selin 3 Temmuz itibariyle hem uyurken kullandığı emziği, hem de süt biberonunu bıraktı. Ikisi de onu çok zorladı.

Neyse, Selin'in tatilin başından sonuna kadar sorduğu bir kaç soru vardı: Ilki, "Anne biz neden buraya geldik?" Aslında gittiği yerlerde insanlardan fazlasıyla sevgi ve ilgi gördü ve yaptığı şeyleri genelde çok severek yaptı ama yine de evinde uyumuyor olmaktan hoşlanmadı. Devamlı "evimize gidelim", "ben oyuncaklarımı özledim" gibi şeyler söyledi.

Bu resimdeki motorsikleti babaanne Selin için bir yerlerden bulmuş. Bunların araba tipinden olanları daha önce denemiştik ama Selin kullanamamıştı. Ben de herhalde el-ayak koordinasyonu daha geç gelişecek diye düşünmüştüm ama bu motorsikleti çok güzel kullandı. Dönüşler, geri geri gitmeler falan sorun olmadı. Demek doğru aleti bulmak gerekiyormuş.
Bu yandaki güzel çocuğun adı Lira. Selin'le 3 gün bir beraber yatmadıkları kaldı. Sahibinin dediğine göre, kendi torunları Lira'yla oynamaya korkmuşlar. Onunla şimdiye kadar bu kadar güzel oynayabilen tek çocuk Selin'miş. (Ne mutlu bana...)

Bu da Selin'in ilk tshirt boyaması. Bunu da yaparken çok eğlendi. Zaten allahtan çizme, boyama gibi aktiviteleri seviyor. Yoksa çocuk oyalamak gerçekten çok zor.

Bu resimde de Didem'in oğlu Efe'yle Selin'in Alaçatı sokaklarındaki romantik/komik gezileri var. Nedense en yakın arkadaşlarım da benim gibi 30 küsur yaşlarında çocuk sahibi oldular. O yüzden nadirde olsa biraraya geldiğimizde hemen hemen yaşıt olan çocuklarımız beraber çok güzel eğleniyorlar. Neyse, söyleyeceğim şey Selin'in diğer sorusuydu. Son 1 aydır devamlı "neden benim hiç arkadaşım yok?" diyor. Ilk önceleri cevabım "çünkü biz göçebe hayatı yaşıyoruz" oldu. Sonraları ise "senin arkadaşın var, mesela o var bu var" dediğimde Selin'de bu arkadaşlarının şimdi nerede olduklarını sordu. Insanların tatile gitmiş olmaları, hem de bu kadar uzun bir süre hiç hoşuna gitmedi. Bir an önce okullar açılsa iyi olur.

Neyse, bu da yüzmeyi çok seven Bobi'nin deniz sefası. Her yazı annemin yanında, mutlu ve keyifli geçiren Bobi, okullar açıldığı zaman eve geri dönüyor. Bobi insan olsaydı ya futbolcu olurdu ya da yüzücü. Allahtan o zor sorularla beni terletmiyor. Zaten çok sıcak...


(Not: Şirin, bak çok fotoğraflı bi yazı yazdım. Olmuş mu?)

Çarşamba, Temmuz 16, 2008

Bodrum Bodrum

Yasemin evlendi!



Maalesef kalabalık içinde Yasemin'in Selin'le doğru düzgün resimlerini çekemedim. O yüzden çok heyecanlı Selin'in resimleri dışında, buraya bir şey koyamıyorum...

Allah ikinize de uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat versin, Yasemin'cim.

İrem'lerde haftasonu


Selin, Irem, Bora ve Uğurcan ile eğlenirken, biz de ayrı keyif yaptık! Elçin ve Devrim, davetinize çok teşekkür ederiz. Gerçekten çok güzel bir gündü... (10 gün oldu ama anca yazabildim! Tatil adamı yoruyor...)

Cumartesi, Haziran 28, 2008

Kulaklarımda kirazlar

Küçükken annemle babam bizi Kemalpaşa'daki kiraz şenliklerine götürürlerdi. Hayatımda hiç yemediğim kadar güzel kirazları orada yediğimi bilirim. Bugün Selin kulaklarına kirazları takarken aklıma geldi, ne güzel yerdi orası. Yemyeşil bir doğa, tertemiz bir nehir, mutlu insanlar. Güzelim Kemalpaşa...

Pazartesi, Haziran 23, 2008

Ilk alışveriş

Almak için o kadar ısrar etti ki kıramadım.

Eline 2 Lira verdim, kuyruğa girdi, kasadaki kıza parayı verdi ve kız fatura için adını sordu.
"Selinnn"
Soyadın?
"Bıdır bıdır" (Aslında güzel söyledi ama ufacık ses tonuyla anlaşılan buydu..)

Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bir elinde rüzgar gülü, diğer elinde fişi ve para üstüyle (5 kuruş) yanıma geldi. Bu da üstünde adı olan ilk fatura...

Mini Rüzgar Gülü, 1.95 YTL, Paşabahçe

Pazar, Haziran 22, 2008

Hoşgeldiniz Patrice!



Mina, Annika, Can ve Selin bugün çok eğlendiler. Koştular, yüzdüler, oyuncakları paylaşamadılar, güldüler ve hepimizi güldürdüler. (Asya daha 8 aylık olduğu için genelde uzaktan izledi ama o da günümüze neşe kattı) Teşekkürler çocuklar, hoşgeldiniz Patrice!

Cumartesi, Haziran 14, 2008

Babalar Günü


Babalar günü'nü ilk defa okulda kutladık. Çocuklar bir sürü şarkı hazırlamış, bazılarında yine gözlerim sulandı ama insanlar benim saçma sapan sebeplerden sulanan gözlerime alıştılar. Her çocuk kendisini ve babasını çizmiş sonra da bunları çerçevelemişler. Selin'le bir öğretmeni arasında geçen konuşma ise şöyleydi:

Ö- Selin, babana hediyesini verdin mi?
S- (Zıplayarak) Verdim, verdim, verdim!
Ö- Peki baban sevdi mi?
S- Eveeeet!
Ö- Peki ne dedi?
S- Seni çok seviyorum dedi
Ö- Aaayyyyy..

Allah bizi babamızdan ayırmasın.

(Aklıma gelmişken, okulda bir kaç çocuğun babası yoktu, ben de böyle şeylere hep çok takılırım. Bunlara ne olacak falan diye düşünürken, farkettim ki okuldakiler bu konuda ödevlerini yapmışlar. "Hem anne hem de baba olanların hediyeleri" diye anons ettiler. Tabii o annelerin zırlamasını kimse yadırgamadı, benim gibi sudan sebeplerle ağlayanlara ne demişlerdir bilmiyorum)

3. Yaşgünü

Selin'in 3.cü yaşgününü 11 gün erken kutladık. Okuldaki arkadaşlarının tatil programlarına göre kendimizi ayarladık ama değdi. Selin'de arkadaşları da çok eğlendiler.

Ayıptır söylemesi


Donumuza kadar ıslandık!

Salı, Haziran 10, 2008

Let's play



Evlerinin bir kısmını atölyeye çeviren annelere bayılıyorum. Bizde maalesef sadece -biraz zaruriyet biraz da özenti- adını atölye koyduğumuz masamız var. Masada duran en son ürün, oyun hamurunun farklı bir çeşidi diyebileceğim patates nişastasından yapılan bir ürün. Adı fischerTip.

Biz Bağdat'daki Let's Play adlı oyuncakçıdan aldık. Let's play anladığım kadarıyla ileride sadece Tayga Toys'un ahşap oyuncaklarını satacakmış ama şimdilik çok cici oyuncakları var. Özellikle 3 yaşındaki çocuklara göre çok güzel oyuncaklar ve kreatif oyunlar var. Selin'in patates nişastasıyla yaptığı resimler (tabii Yasemin'in de biraz yardımıyla) böyle...


Pazar, Haziran 08, 2008

Boğazdaki balıkçılar...



Biz bu resimleri çekerken yağmur yağıyordu... Dünyada bundan daha güzel bir yer var mı?

Cumartesi, Haziran 07, 2008

Minifest


Evet, sonunda bu yıl Istanbul Kültür Sanat Vakfı'nın düzenlediği Minifest'e gittik ve yine çok güzel olabilecek bir gün biraz sıkıntılı, daha çok tatminsiz bir şekilde bitti.

Neden bu tip organizasyonlarda "organize olmanın" önemini kimse bilmez. Bi patırtı bi gürültü, kim nerede ne yapıyor belli değil. Anneler ellerindeki çizelgelerden -sanki film festivali için takvim çıkarır gibi- hangi saatte ne aktivite var ve hangi yaş grubuna uygun bulmaya çalışıyor. Hangi tarafta daha çok gürültü varsa, oraya giden insanlar. Aşırı kötü bir fiyatlandırma; otopark 10 Lira, hamburger 15 Lira, saçma salak bir oyun parkı 20 Lira (üstüne üstelik içinde Selin'in sevdiği tek şey olan tren için, ayrıca 3 YTL)

Allah bi daha yolumuzu minifest'e düşürmesin...
http://www.iksv.org/minifest/#

Çarşamba, Haziran 04, 2008

Selin'in 2. dönem değerlendirmesi

(Ata'nın doğumgününde çekilmiş bir resim)

Genelde:
Öğrenme isteği yüksek, arkadaşlarına zarar vermekten çekinir, dikkat süresi uzun, tüm etkinliklere katılır ve sonuçlandırır. Sorumluluk duygusu gelişmiştir ve liderlik özelliği mevcuttur.

Sosyometri uygulaması:
- Sınıfında en tercih edilen çocuklardan. Ata, Onur ve Eray ile birbirlerini seviyorlar ve çok güzel oynuyorlar.
- Oyun kurucu ve renkli bir çocuk. Çok sosyal, iyi ilişkiler kurabiliyor.
- Ne istediğini biliyor ve güzel ifade ediyor. Hedefe ulaşan bir çocuk.
- Ileride lider olması çok mümkün.

Obje projeksiyonu testi:
Aileni ve kendini birer eşya olarak çizsen ne çizerdin diye sorulmuş:
Anne: Çanta (Bu estetik ve işlevsel olduğunu gösteriyormuş)
İçinde ne var?
Benim için danino var. (Kendisiyle ilintili şeylerin taşındığını biliyor)

Baba: Bilgisayar (Çünkü baba hep bilgisayarda işini yapıyor)

Kendisi: Araba (Arabayla atlı karıncaya gitmek isterdim)
(Gerçekten çantayı, bilgisayarı ve arabayı çok güzel çizmiş. Bir bakışta bunların ne oldukları anlaşılıyor. Çizimi Selin'in yaptığı, bir öğretmenin yapmadığı ise çok belli)

Cümle Tamamlama Testi:
Aile ilişkileri çok olumlu, duygusal anlamda tatmin mevcut. Herhangi bir korkusu yok, mutlu bir çocuk. Büyüyüp kendi işini kendi başarmak istiyor.

Kaba motoru da ince motoruda gayet güzel gelişmiş.

Geliştirmemiz veya üzerinde durmamız gereken herhangi bir negatif özelliği yok.

Böyle...

Pazar, Mayıs 25, 2008

Cumartesi, Mayıs 24, 2008

İlişkinin yavaş yavaş yokolması?

"... Tartışma ortamının ilişkileri ne denli zorlaştırdığını söylememe bile gerek yokken, bu durumun her zaman anababalar ve çocuklar arasındaki ilişkiyi yok ettiğinin farkında olmadığımızı düşünüyorum. Sürekli tartışmak anababa otoritesini ağır ağır yok eder. Bir süre sonra bu çocuklar anababalarını güçlü lider ve onlara destek olacak kişiler olarak görmek yerine hasım olarak görürler.

Ancak ister inanın ister inanmayın, tüm çocuklar anababalarının sorumluluğu altında olduklarını hissetmek isterler. Hiç durmadan sürüp giden tartışmalar anababaların otoritelerini yok eder ve çocukların onlara duyduğu saygıyı azaltır. Sonuç olarak çocuklar kendilerinin takdir edilmediği duygusuna kapılırlar ve her durumda karar verme önceliğini kullanmaktan çekinirler.... "

Dr. Michael P. Nichols, Çocuğunuzla Tartışmadan İlişki Kurun

Perşembe, Mayıs 22, 2008

Pire Torbası

Aktivist hayvanseverlerin uzun süredir yaptığı ve giderek daha çok yapmak istedikleri bir aktiviteleri var: Okulları ziyaret ederek, hayvan hakları ve hayvan sevgisiyle ilgili seminerler vermek. Bu arada, ellerinden geldiğince çok hayvan sevgisiyle ilgili kitapları da dağıtmaya çalışıyorlar.

Pire Torbası'nı okurken aklıma geldi. Pire Torbası Helen Stephens'ın yazdığı, sevimli bir sokak köpeğinin kendisine sahip bulma hikayesini anlatıyor. Selin'de ben de kitabı çok severek okuduk. Ama maalesef bu kitabı okullara dağıtmanın pek imkanı yok çünkü fiyatı 13 YTL. Aslında anaokulların okuma listelerindeki kitaplardan biri olsaydı çok cici olurdu. Her anaokuluna bir kitap verebilseydik...

Bu arada, BGD başkanı Jale Hanım'da benzer bir konuyla ilgili -daha doğrusu Türkiye'deki sokak hayvanlarının durumuyla ilgili- lafını yine gediğine koymuş: http://www.ntvmsnbc.com/news/447074.asp

Karakter analizi

Selin'in Pace Palette'e göre karakter analizini yaptım. Aslında çocuklara uyarlanabilirliğinden şüpheliyim ama yine de büyüdüğü zaman aynı şekilde devam edecekmi merak ettim.

Pace'e göre, her insan beyninin bir kısmını diğer kısımlarına göre daha fazla kullanıyor - ya da tercih ediyor diyelim- ve insan beynini (daha doğrusu sadece thinking brain'i) 4'e bölüp her birini ayrı bir renkle adlandırıyor. Yeşil, Sarı, Mavi ve Kırmızı.

Selin bu analize göre mavi çıktı. (Bana hikayeler anlatmaya da başladığına göre, ileride yazar olması ihtimali kuvvetli olabilir mi acaba? (Inşallah :) )

Neyse, mavi karakterin özellikleri kısaca şöyle : kooperatif, idealist, samimi, sadık, merhametli, ilham verici, özgün, güvenilir, empati gösterebilen, destekleyici, kendini bilen-mi desem self-aware için-, yardımsever, romantik, esnek (flexible) ve kibar.

Pace Palette'in içinde, Mavi renk grubu Harmoni'yi işaret ediyor. (Kırmızı macerayı, Yeşil merakı, Sarı sorumluluğu) Mavi karakterleri ise şöyle anlatıyor: (çevirmek baydığı için aynen yazıyorum)

Blues sees the possibilities in others and in themselves. They are highly creative and constantly growing. Uniqueness is important, yet they can shift identities to fit the situation. Life is a search for meaning. Warmth and compassion flow easily and with sincerity. Devoted friends, they love to talk, share and help. Blues are imaginative, genuine and have lots of sensitivity to the thoughts and feelings of others.

Mavi gruptaki kişiler kendilerini şöyle tanımlıyorlar:
Relationships are important to me
I have lots of friends - both human and furry :)
I have integrity, I'm authentic and unique
I like helping others become what they can be
I embrace emotions - both mine and others
People are far important than things
I enjoy flowers, music, romantic movies and nature
I love to help friends solve their problems
I'm caring, intuitive and a great listener
Empathy and sympathy are both easy for me because I'm perceptive
I thrive on recognition and acceptance
I excel at motivating people

Meraklı Minik - Tubitak

Bundan bir kaç ay önce, Selin'in sınıf arkadaşlarından biri herkese birer Meraklı Minik dergisi dağıttığı zaman, Tubitak'ın herhangi bir yayını için Selin'in çok küçük olduğunu düşünmüştüm. Evet, okul öncesi için özel yapılmış bir dergi ama herhalde okuma yazma bilen çocuklara hitap ediyordur diye düşündüm.

Ama özellikle son sayısından sonra, yanıldığımı anladım. Gerçekten içinde 3 yaşındaki çocuğa hitap eden çok şey var. Çıkartmaları, boyama sayfaları, küçük sevimli hikayeleri... Evet, hepsi bir şeyler öğretmeye çalışıyor ama kesinlikle eğlenceli.

Biz zaten Tubitak'ın çıkardığı okul öncesi kitapları da çok severek okumuştuk. Bu dergiyi de herkese tavsiye ederiz.

http://tubitak.gov.tr/home.do;jsessionid=C2ABEB06493A543A5197A1830A7AF101?ot=5&rt=12&rid=4892&pid=547&cid=924&sid=4

Salı, Mayıs 20, 2008

Kum ve midye oyunları


Hasta olduğumuz zamanlar arttıkça, evde ilginç bir şeyler yapma arayışımız artıyor. Bizde bulduğumuz her türlü sanat aktivitesine sarıyoruz. Bunlar da piyasada Sand Art diye satılan paketlerin değişik versiyonları.


3 yaşındaki bir çocukla kumla oynamak, etrafı dağıtmak, dökmek, resmin yarısında başka bir oyuna dalmak gibi şeyler anlamına geliyor. O yüzden bu 2 resmi 3 günde bitirebildik.



Bu midye kabuklarıyla oyun oynamak ise daha da zor oldu. Hepsini çerçeveye istediğiniz gibi yerleştirip dizayna karar verdikten sonra, tek tek yapıştırmak gerekiyor. Sonra bir gün yapıştırıcının kurumasını bekliyorsunuz, sonra da üzerine cila sürüp yine bekliyorsunuz. Beklemek pek 3 yaşının bilinen özelliklerinden biri olmadığı için, bu da yine zor oldu.

Ama hepsinin bitmiş halini Selin çok sevdi. Gerçekten güzel oldular.