Çarşamba, Aralık 12, 2007
Salı, Aralık 11, 2007
Cuma, Aralık 07, 2007
Kendi yap-bozunu kendin yap
Kurufasulyenin, mercimeğin veya pirincin hayatımızda bu kadar yer tutacağını Selin'den önce hiç düşünemezdim. Bunlar afiyetle yenmek içindi başka da bir işe yaramazlardı, yine yanılmışım.
Kurubaklagilleri ilk geçen yıl kullandık. Bütün bir yaz, parkdaki kum havuzunda mutlulukla oynayan Selin, kış gelince kum oyuncaklarını rafa kaldırmak istemedi. Biz de büyükçe bir leğenin içine pirinç, mercimek, hayvan şekilli makarnalardan falan doldurduk, oldu sana kum havuzu :) Selin kum havuzundan kolay kolay sıkılmasın diye de her oynayışımızda içine -Selin'in daha önce görmediği- bir şey sakladık, mesela bir gün çay süzgeci, bir başka gün oyuncak bir hayvan vs. Böylece bütün bir kış eve tıkılan Selin güzelce oyalandı.
Selin büyüdükçe kurubaklagilleri yemek yapma oyununda, küpleri devirmece oyununda falan kullandı. "Anne fasulye istiyolum" deyince hiç sorun yapmadan eline makarna pirinç falan verdik. Ne de olsa hem ucuz hem de güvenli.
Selin'in fasulyeleri en son kullandığı yer ise, kendi yaptığı yap-boz oldu. Biz Mustafa'yla bir filme dalmışken başımızı bir kaldır ki ne görelim, Selin kalemlerden yapbozlardan fasulyelerden yukarıdaki şekli yapmış. "Bunu sen mi yaptın Selin? Allah allah..." derken resmini de çekiverdik...
Perşembe, Aralık 06, 2007
Yap-boz düşkünlüğü bir çocukluk fazımı?
Gerçekten böyle bir yapboz düşkünlüğü fazı varmı diye baktım ama bulamadım. Ama birçok kaynak, 2 ile 3.5 yaşları arasındaki çocukların 20 parçaya kadar olan yap-bozları çözebileceklerini ve bunun zeka gelişimlerine çok fayda sağladığını yazıyor. Selin yapbozlara neredeyse, ördeklere olduğu kadar (!) düşkün, o yüzden ona uygun gördüğümüz ürünleri alıyoruz.Aşağıda oyuncakçılardan alınmış bir kaç yap-boz dışında, bir de Marks & Spencer'dan alınmış olanlar var. Şimdiye kadar hiç bir oyuncağını beğenmediğimiz M&S, yap-bozlarda gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış. Bu aşağıdaki ürünleriyle çok severek oynuyoruz:
My first mummy and baby puzzle Marks & SpencerIlk bebek ve anne yap-bozum, 6 tane sevimli hayvan ve yavrularını eşleştiren yapboz.
Yavrulardan bir tanesini kaybettik ama hevesimizi kaybetmedik. 4 - 5 aydır severek yapıyoruz.
Thomas & Friends Floor PuzzleThomas'la ilgili herşeyi seven Selin, M&S'da dolaşırken bunu elime tutuşturuverdi. Aslında bu yapbozun yapımı gerçekten zor ve sabır gerektiriyor ama ona rağmen hatun hergün halının üstüne bütün parçalarını seriveriyor. Ortasında 6 tane büyük parçalı Thomas ve favori lokomotifleri, etrafında ise 18 parça diğer arkadaşları var. Bu yap-bozu yaptıktan sonra, üstüne Thomas trenlerimizi koyup, rayların üstünde gidiyormuşuz gibi yapıyoruz. Thomas'a düşkün çocuklara özellikle tavsiye edilir.
TOMA- MevsimlerToma gerçekten çok cici yapbozlar yapan bir şirket. Bu yapboz Mevsimleri öğretiyor. Her biri 4 parçadan oluşan, 8 tane farklı resim var. Ilk bakıldığında çok kolaymış gibi görünüyor ama bütün parçaları yere döktüğünüzde, yapımı gerçekten zaman alıyor.
Under the Sea Puzzle - ELCBu puzzle 3-6 yas arasindaki cocuklar icin. Normalde Selin'e yasindan buyuk oyuncaklari almiyoruz ama 2.5 yasindaki bir cocuk, 3 yasindaki cocugun yapacagi yap-bozu yapabilir mantığıyla, bunu da denedik. Gercekten yapabildi.
Magnetic fishing - ELC (Leonardini)Iki tane çubuğun ucuna mıknatıs takılmış, kutunun içindeki bütün balıkların üzerinde de mıknatıslar var. Çubukları balıklara doğru uzatınca, balık yakaladım oluyor. Oynuyoruz ama diğerleri kadar beğendiğimiz bir ürün değil.
Perşembe, Kasım 29, 2007
Sirin At Titi
1 Aralık'ta MKM'deki bu oyuna gittik. Oyundan 1 saat önce palyaçoların bir aktivitesi vardı, onu da oyunu da en son saniyesine kadar izledikten sonra, yine şifayı kapmış bir şekilde eve döndük.Oyundan önceki aktivite sıfır organizasyonla yapılmıştı. Her tarafta bağrış çağrış koşan çocuklar, peşlerinde anne, baba, anane, bakıcılar... Çocuklardan bunalmış ve mümkün olan her fırsatta azarlayan bir kaç palyaço.
Oyun ise yine aşırı kalabalık içinde oyunculara laf yetiştirmeye çalışan 5 - 10 tane fırlama veletle felaket bir şekilde geçti. Burada oyuncuların hakkını vermek lazım. Çocuklara gerçekten iyi katlandılar, hatta bir tanesi bütün çocukları bir koro gibi idare etti. Oyunun kendisi vasattı, ama allahtan müzikleri iyiydi de ilgiyi toplamayı başardı.
Selin, oyundan erken çıkmak için yaptığım baskıların hiçbirine boyun eğmedi. Hiç bağırmadan sakin sakin oyunu izledi ve anlamadığı her yeri sordu. Edepli çocuk...
Biz yine de bundan sonra, mümkün olan en küçük tiyatro salonlarındaki oyunlara gideriz herhalde. Diğerleri Selin'i olmasa bile, beni çok bunaltıyor...
Çarşamba, Kasım 28, 2007
40.günün sonunda
40 günlük soğuk algınlığını, doktor kontrolleri, nezle ilaçları, ateş düşürücüler, ılık banyo seansları, soğuk pansumanları, öksürük şurupları, antibiyotikler, Acil'e ziyaretler ve en sonunda antibiyotik iğneleri ile tamamladık.Geriye zayıflamış bir çocuk, doktorlara güveni azalmış bir anne ve işinden geri kalmış bir baba kaldı.
Bu ne ilk ne de son hastalığımız, Allah beterlerinden korusun, bu bile hepimizi eritti...
Pazartesi, Kasım 12, 2007
Perşembe, Kasım 08, 2007
Salı, Kasım 06, 2007
Play guitar
You may drive around in your townIn a brand new shiny car
Your face in the wind your haircut's in
And your friends think you're bizarre
You may find a cushy job & hope that you go far
But if you really want to taste some cool success
You better learn to play guitar
Play guitar-play guitar
John Mellencamp - Play Guitar
http://www.mellencamp.com/index.php?page=homepage
Çarşamba, Ekim 31, 2007
Sakar Cadı Vini
"Oxford Üniversitesi yayınevinin eğitici çocuk dizisinin ilk kitabı Sakar Cadı Vini çocuklara okumayı sevdirirken, bilgiyi keşfetmeyi öğretiyor. Vini’yi 2 milyondan fazla çocuk okuyor" Kitabın tanıtımı için böyle yazmışlar. Bilgiyi keşfetmeyi nasıl öğretiyor bilmiyorum ama gerçekten sevimli bir kitap. Bu kitabın hikayesi tam 2 - 3 yaşındaki çocuklara göre: "Sakar Cadı Vini, siyah bir evde yaşardı. Evinin içi de dışı gibi siyah renkliydi. Halıları, koltukları ve yatağı da siyahtı. Sakar Cadı Vini, kedisi Vilbur'la yaşardı. Vilbur da siyahtı. İşte sorun da buydu"
"Sakar Cadı Vini'nin süpürgesi" de çok eğlenceli. İş Bankası Kültür Yayınlarından. Biz kitap fuarından indirimli aldık ama piyasa fiyatı 11 YTL civarında.
Salı, Ekim 30, 2007
29 Ekim

Bu yıl yine Bağdat'daki 29 Ekim yürüyüşüne katılma heyecanıyla, kırmızı beyaz balonlarımızı ve bayraklarımızı önceden hazırladık. Kırmızı beyaz bir kıyafette bulduktan sonra, Selin'in soğukalgınlığının geçmesini bekledik ama maalesef iyileşeceğine kötüleşti ve yine yürüyüşe katılamadık. Geçen yılda trafik yüzünden yetişememiştik. Artık inşallah gelecek seneye...
http://www.cnnturk.com/video/index.asp?vid=2114
Istanbul Kitap Fuarı
Tüyap Beylikdüzü'nde 27 Ekim'de başlayan fuarda, bu yıl özellikle çocuk ve bebek kitaplarında büyük bir artış vardı. Biz sabah erkenden gittik ve kalabalığa yakalanmadan, bütün standları keyifle dolaştık.İşin güzel tarafı, aldığımız kitapların hepsini %20 ile %50 arası indirimlerle aldık. Bu arada bedava dağıtılan balonlardan, bayraklardan, kitap ayraçlarından bol bol depoladık. Fuar bu kadar uzakta olmasaydı daha iyi olurdu ama gülü seven dikenine katlanır. Kitap fuarının linki burada
Salı, Ekim 23, 2007
Singapur'a gittim
Şunları sevdim: Hayvanat Bahçesi ve degisik hayvanların gösterileri, Sentosa Adası'ndaki büyük akvaryum, Kuş Parkı, Gece Safarisi, Sentosa Adası'ndaki pembe yunusların gösterisi, Değişik bin türlü meyve, Suntec City'deki büyük havuz ve kocaman balıklarla dolu Koi Bahçesi ve kaldığımız otelin sevimli çalışanları.
Şunları sevmedim: 12 saatlik yolculuk, 5 saatlik fark ve jetlag, Çin yemekleri ve Türkçe bilmeyen bir dolu çocuk (ama yine de bir çoğuyla oyun oynayabildim!)
Salı, Ekim 02, 2007
4 Ekim - Dünya Hayvan Hakları Günü
... İnsanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkiye dair son yapılan araştırmalar, terapistlerin, hayvanların çocuklar üzerindeki psikolojik faydalarını keşfetmelerini sagladi. Örnek vermek gerekirse Oregon State University, henüz okul çağına gelmemiş çocuklar üzerinde yaptığı araştırmalarda, çocukların köpeklerinin bakımını üstlenmesi ve onları himayeleri altına almalarının, sosyal iletişim güçlerini artırdığını keşfetti.
Dr. Sue Doescher hayvanların çocukları paylaşımcı ve uzlaşmacı yaptığını; evcil hayvan sahibi olmanın cocukların kendilerini hayvanları yerine koymasını sağladığını ve sonuç olarak insanlara empati göstermeyi öğrettigini belirtti.
Anaokul döneminde yavru köpek sahibi olan veya yavru köpeklerin bakımını üstlenen çocuklar diğerlerine göre daha sosyal, çok daha populer, özgüveni gelişmiş ve diger çocukların duygularını anlayabilen çocuklar oluyorlar.
....
....
Bu fırsattan istifade, oğlum Bobi ve kızım Bıdık ile birlikte, sokak hayvanları için çalışan, onları seven, besleyen herkesi sevgiyle kucaklıyorum.
Annem bana bir bebek aldı
Selin bu şarkının sözlerini okulda bir günde (inanması zor ama gerçek) ezberlemiş, bize de öğretti...Annem bana bir bebek aldı, Yanakları al aldı.
Gözleri boncuk mavi, Saçları kumraldı.
Ben bebeğimi çok severim Şekerle beslerim.
Yaramazlık yapınca Kulağını çekerim.
Birgün gittik attaya, Çuku çuku almaya
Yolumuzu kaybettik, Başladık ağlamaya.
Ordan geçen bir polis amca, Yolumuzu gösterdi
Bundan sonra attaya, Gitmek yok dedi
(27 aylık)
Pazartesi, Eylül 10, 2007
10. Istanbul Bienali
Salı, Eylül 04, 2007
Düştüm...
"Ben bu dalmaçyalı köpeği istemiyorum ki, aslında zürafayı istiyorum. Anne hadi gidip onu alalım... Hayır birazdan değil, bak orada baloncu. Hadi anne"Bu lafların üzerine, yolun karşısındaki baloncuya koşan Selin kaldırımdan yola düştü. Yüzünün bir tarafı olduğu gibi şişti, kızardı, yara oldu. Ilk şoktan ve tedaviden sonra, "Çocuklar hep düşerler, önemli değil, hemen geçer" laflarımıza aldırmadı, çok ama çok ağladı.
Dün, dışarıdayken yanımıza 3 yaşlarında bir çocuk geldi, Selin'in suratını göstererek "uff olmuş" dedi. Selin'in suratı asıldı, ağlamaklı "ben düştüm" dedi. Çocuk "ben de düşmüştüm, bak şuram buram hep yara olmuştu" dedi. Selin'in hafiften yüzü aydınlandı. "Anne, o da düşmüş" dedi. Sonra beraber oyun oynadılar. Çocuk "Küçük kurbağa, küçük kurbağa kuyruğun nerede" şarkısını bizimle beraber söyledi.
Adını bile bilmediğim bu velet geldi ve kızımın yüzündeki yarayı kötü bir şey olmaktan çıkardı. Artık arkadaşın aynaya bakarken gözleri dolmuyor. "Uff oldu, önemli değil, hemen geçer" diyor.
Pazartesi, Eylül 03, 2007
Ayıcık ve ben...
Denize girememişler, Merdivenlere tırmanamamışlar, Uçağa Binememişler ama olsun..Ayıcık ve Ben'deki, küçük kızla ayıcığın arasındaki ilişki tam Selin'e göre. Birbirini çok seven iki kişi veya hayvan veya şey. Yeterki birbirlerini sevsinler ve mutlu olsunlar. Eğer mutlu olmazlarsa, kim olursa olsun veya konu ne kadar alakasız olursa olsun hemen gözleri doluyor. İşte böyle duygusal bir çocuk, kime çektiyse...
Neyse, gerçekten 1 -3 yaş arası çocuklar için çok güzel bir kitap.
Babam bir dev Herkesin babası dünyanın en iyi babası.Bu kitabı pek sevmedik. Galiba Selin konuyu çok anlamadı, iki yaşındaki çocuklar için biraz karışık bir konusu var. Dev bir baba, saklanırken dağların arkasına saklanıyor, yer titriyor falan. Sanki korkunç bir şeyi anlatır gibi. Ama isteyen olursa şurada . Bu kitabın bir de anne versiyonu vardı, onu kitapçıda beraber okuduk ama Selin onu da çok sevmedi.
Çocuk anne babasını pek sevmiyor galiba diycem ama hiç sanmam. Gerçekten bize çok düşkün. Hatanın kitaplarda olduğuna çok eminim!?!
:)
Oku oku nereye kadar :)
Hadi uyu küçük kuşÇalı çırpı, yaprak ve kök topladım. Ben bir ev yapıyorum bir ağaç tepesinde. Bir yuva kuruyorum bebeğimle kendime.
2 yaşındakiler için süper bir kitap, çok sıcak bir hikayesi ve sevimli çizimleri var. Debi Gliori'nin bir de Akıllı Tilki'nin Masalı adında başka bir kitabı varmış ama biz bulamadık. Bu kitap İş Bankası Yayınları'nda
Zeynep'in oyuncaklarıZeynep o kadar neşeli bir kızdı ki, etrafındaki herkesi neşelendirirdi. Ama bir gün neşesi kaçtı. Zeynep'de babasının tavsiyesi üzerine evin içinde onu aramaya başladı. Merdivenlerin altını, ceplerin içini ve bahçeyi ararken mükemmel bir gün geçirmek için gereken her şeyi buldu.
Joanne Partis 2-3 yaş çocuklara hitap eden kitapların en güzellerini yazmış, çizmiş. Yeni kitaplarını heyecanla -ve Selin çok büyümeden- bekliyoruz. Kitap şurada
KelebekTırtıllarla kelebekler arasında bir ilişki olabilir mi dersiniz? Bu soruyu cevaplamanıza bu güzel resimli kitapta tanışacağınız çizgili küçük tırtıl yardım edecek.
Tabii ki, 2 yaşındaki bir çocuk tırtıl-kelebek ilişkisini anlamaz, daha neler. Ama arkadaşın, gözleri kocaman kocaman açılmış, "tıytıy yemiş yemiş, keyebek olmuş, allalaa..." demesi yeter. Kitap Tübitak'ta
Uçakta

Bebeklerin uçağa binmeleri için en azından 1 aylık olmaları gerekirmiş. 1 ay-2 yaş arasında bazı ufak sağlık sorunları görmek mümkünmüş ama bunların içinde en yaygın olanı kulaklarda görülen sorunlarmış. Özellikle kalkış ve iniş sırasında kabin içi basıncında olan değişikliklerden dolayı bebekler kulaklarında hissettikleri dolgunluk hissi ve ağrı nedeniyle şiddetli bir şekilde ağlayabiliyorlarmış. Doktorlar bunu engellemek için yolculuk öncesinde bebeğin doktoruna da danışılarak genellikle soğuk algınlığı için kullanılan bir ağrı kesici şurubun verilmesi uygun olur diyorlar. Ayrıca bebeği emzirmek de yutkunmasına sebebiyet vereceği için, bu sorunu çözebilirmiş. Daha büyük çocuklarda, ciklet çiğnenmesini veya bir şey içmesini tavsiye ediyorlar.
Selin doğduğundan beri bir kaç defa uçağa binmişti ama hiçbirinde olayı bu seferki gibi kavramadı. Uçakta huzursuz olduğu anlarda devamlı kitap okuduk. Özellikle uçak sesi çıkaran Uçak kitabı gerçekten çok iyi oldu.
Bu arada, 2 yaşına kadarki çocuklarla uçağa binerken şu öneriler gerçekten işe yarıyor:
- Rahat giysiler ve yedekleri yanınızda olmalı. Ev ortamında giyilen kıyafetlerin giyilmesi çocukların huzursuz olmalarını önlüyor.
- Uzun yolculuklarda en sevdikleri birkaç oyuncak, boyama kitapları ve kalemleri, masal kitapları.
- Uçakta verilen yiyecek ve içecekleri yok sayarak çocukların en sevdikleri içecek ve yiyeceklerden ihtiyacı kadar almak gerekiyor.
- Biberonla beslenen bebekler için kısa süreli uçuşlarda en az 2, uzun süreli uçuşlarda da 3 temiz biberon bulundurmalı.
- Yeterince alt bezi ve ıslak mendil. Eğer kabin memurlarından yardım istenirse uçağın tuvaletleri bez değişimi için uygun hale getirilebiliyor.
- Uzun süreli uçuşlarda yolculuk öncesinde ve her 4-6 saatte bir vermek üzere bir soğuk algınlığı şurubunun kullanılması çocukların rahatlamalarını ve sakinleşmelerini sağlıyor.
- Uçuş sonrasında da her zaman olduğu gibi bol sıvı tüketilmesi çocukların daha kolay adapte olmalarına imkan tanıyor. Özellikle varılan yerde aşırı sıcak hava varsa sıvı tüketimi çok önem kazanıyor.
Yazının tüm metni şurada:
Çocuklarla uçak yolculuğu
Yine Sirkte

Circus Apollo - Bundan 3 ay kadar önce, Istanbul'da bir Carrefour'dan öbür Carrefour'a geçen sirke gitmiş ve hiç beğenmeyip çıkmıştık. Meğer aynı Apollo sirki yazlık yerleri dolaşmaya başlamış ve hafta sonu tesadüfen Çeşme'deymiş. Kardeşim çocukluğumuzda gittiğimiz harika sirkleri de hatırlayarak bilet almış, gittik. İçeri girer girmez, "Tüh yine aynı sirk" diye üzüldüm ama bu show aslında daha önce izlediğimizden daha iyiydi. Selin ilkinde sıkılmıştı ama bu seferkini sürekli alkışlarla izledi.
Eğer gitmek isterseniz mutlaka en arkadan en ucuz bileti alın, çünkü sahne ile oturma bölümü birbirine çok yakın. Nerede oturursanız oturun, herşeyi gayet yakından görüyorsunuz. Bir de en öndeki biletler 30 YTL ama en arkadakiler 10 YTL.
Sirkler çocuklar için sihirli yerler. Çok iyi bir örnek olmasa da, Apollo'ya gitmelerinde fayda var.
Cuma, Ağustos 31, 2007
Salı, Ağustos 28, 2007
Üzüm bağları

Güneş herhalde hiç bu kadar yakmamıştı, üstümüz başımız toz içinde, araba ise tümüyle çamura bulanmış bir de üstüne içecek gram suyumuzda yok ama yine de bu çoook uzun zamandır geçirdiğimiz en güzel gün. Üzüm bağlarında, elma tarlalarında, ayçiçeklerinin arasında yürüdük, yürüdük. Bu arada hiç durmadan yedik. Meğer şimdiye kadar hiç güzel üzüm yememişiz, yediğimiz elmaların hepsi palavraymış. Bu Tekirdağ'da ne kadar güzel bir yermiş, bizde mi bağcılığa başlasak?
Perşembe, Ağustos 16, 2007
Yardım kampanyaları
"Amca, zenginlikten insanlık iyidir..."
Erkan Yıldırım, K. Maraş Muallim Hayrullah İlkokulu 5.sınıf öğrencisi
AKTİF DAĞITIM yine ihtiyacı olan çocuklara kırtasiye yardımı kampanyası yapıyor. Adeti 5 YTL olan kırtasiye paketlerini sizin adınıza hazırlıyor ve çoğunlukla doğu illerimizdeki yardıma ihtiyacı olan çocuklara bedava ulaştırıyor. Isteyen kendi paketini kendisi de hazırlayabiliyor ama içine konulacakların Aktif'in listesine uygun olarak seçilmesi gerekiyor, böylece çocukların birbirlerinin paketlerini kıskanması önleniyor.Bu kampanyayı bunca zorluğa rağmen, büyük bir özveriyle devam ettiren Aktif'i ve özellikle Sinan Dölarslan kardeşimi sevgiyle kucaklıyorum. Umarım her yıl bir önceki yıldan daha çok kardeşimiz kırtasiyelerine kavuşur.
KALBİMİZ SOKAKTA ATIYOR - Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği'nin uzun süredir üstünde çalıştığı Sezen Aksu, Candan Erçetin, Ajda Pekkan, Yaşar ve Hande Yener'in beraber sahne aldığı konser 23 Ağustos'da Kuruçeşme Arena'da olacak. Bu konserin gelirleri ile Istanbul'daki sakat, felçli, yaşlı sokak hayvanları için yapılacak olan bakım merkezine destek vermiş olacaksınız. Biletleri Biletix'den temin edebilirsiniz. Hadi konsere!Okumaya devam
"Ay'daki Adam" Bob, her sabah saat 6'da kalkar, kahvaltıda 2 yumurta yer (biz yarım yumurtayı zor yiyiyoruz!), sonra roketine biner ve işyerine yani Ay'a gider! Ay'in temiz ve derli toplu olması Bob'in işidir.Bu kitap aslında çocuklara uzayı öğretmeyi falan amaçlamıyor, sadece cici bir hikaye anlatıyor ama arada çocuk ay'ı da düşünmeye başlamış oluyor. Gerçekten çok sevimli bir kitap. Simon Bartram'in Internet sitesinde diğer kitaplarını da göstermiş ama biz kitapçılarda bulamadık. Herhalde daha Türkçe'ye çevrilmediler.

David Shannon'in sanırım 2 kitabı Türkçe'ye çevrilmiş. "Hayır David" ve "Aferin Oğlum Fergus". Biz D&R'da görünce hemen aldık, Selin'in dikkatini özellikle Aferin Oğlum Fergus çekiyor çünkü Bobi'nin yaptığı numaraların hepsini Fergus'da yapıyor. Nedense David'in yaptığı yaramazlıkları komik bulmadı, hatta okumak istemiyor. Selin'de bu yaramazlıkların bir kısmını yapıyor, biraz ders verir gibi olduğunu hissetmiş olabilir.
Çarşamba, Ağustos 15, 2007
Salı, Ağustos 14, 2007
Seyahat çantası...
Seyahata çıkmadan önce yanımıza sadece Selin için almamız gerekenlerin listesini yaptık. Onun eşyalarıyla bagaj dolacağı için, bizim bavul almamıza imkan kalmıyor, artık bir şortla bütün tatil idare eder... Selin'in listesi ise şöyle:Taşınabilir yatak, çarşaf, örtü, bebek arabası, kıyafet (şortlar, tshirtler, ayakkabı, terlik, çorap, iç çamaşırı, mayo, kalın bir şeyler, şapka), İlaç (ateş düşürücü, yanık ilacı, termometre, yarabandı), toka, tarak, alt bezi, klozet adaptörü, oyuncak -uzun zamandır oynamadığı bir şeyler bulmak lazım-, kitap -yeni kitap en iyisi. herhalde bir kaç 'pisi kedi' kitabı daha alsak işe yarar-, biberon, uzun ömürlü süt, önlük, sineklere karşı cibinlik, emzik, 50 faktörlü koruyucu güneş kremi, bulaşık fırçası ve bulaşık süngeri, ıslak mendil, bebek şampuanı, banyo süngeri, deniz havlusu, banyo havlusu, fotoğraf makinesi
Yolluk:
Ufak bir çanta içine -artık ne kadar ufaksa- : Yedek kıyafet, konserve meyve ve sebze, taze meyve (üzüm, incir en temizi gibi görünüyor), su, süt, ufak doğal yoğurt, danino, emzik, kaşık, ıslak mendil, bisküvi (balık kraker & petibör), lolipop
Zaten yanımızda olanlar:
Araba koltuğu, araba oyuncakları, çocuk şarkıları, sağlık sigortası kartı, sağlık karnesi, doktorun telefon numaraları
"Bunlar olmadan da idare ederiz"ler:
Deniz yatağı, kolluk, simit, telsiz, alt değiştirme örtüsü, diş fırçası, sinek ilacı
Salı, Ağustos 07, 2007
Hoş bir kitap daha - One Red Dot

Pazartesi, Ağustos 06, 2007
25 aylıkken...
Selin ilk yılında çok sakin bir çocuktu ama aşırı meraklıydı. Iki yaşında da bu huyu devam ediyor. Hiç bir zaman kıran döken, masaların tepesine çıkan bir çocuk olmadı ama bütün çekmeceleri, kapakları açıp içindekileri incelemeyi de hiç bırakmadı.Ilk yılında, kitaplarda bahsedilen tipik çocuk fazlarının hepsinden geçti, mesela terliklere düşkünlük fazı, sonra yabancılama fazı, tuhaf sesleri deneme fazı, zıplamaya düşkünlük fazı gibi fazların hepsini atlattı.
Şu anda 2 yaşın getirdiği "Olmaz - Hayır"ları çok seviyor ama 2lerde çok görülen krizlere girmiyor. Yabancılarla çok güzel diyalog kurabiliyor, yabancıların Selin'le ilgili ilk izlenimleri, onun ne kadar kibar olduğu oluyor. Havuza girmeyi, uzun süren banyo keyfini, atlıkarıncayı, civcivleri ve ördekleri, kitap okumayi, lolipopu, resim yapmayi, gezmeyi, arabayla dolaşmayı, diğer çocukların olduğu yerlerde bulunmayı seviyor.
1.5 yaşından beri çok güzel konuşuyor, rakamları biliyor. Hemen hemen her cismin, meyvenin, sebzenin vs isimlerini hem Türkçe hem Ingilizce biliyor. "Anneyi mi daha çok seviyorsun, dondurmayı mı?" sorusuna "dondurma" diye cevap veriyor. Inanılmaz bir hafızası var, duyduğu bir şeyi hiç unutmayıp, benzer bir durum çıktığında hemen aynı kelimelerle olayı anlatıyor. Ilk yılında günde toplam 14 saat kadar uyurdu, şimdi günde 12 saat uyuyor ama hala öğle uykusuna -bizim de ısrarımızla- devam ediyor. Hala anneye düşkün, babayı sabahları sevmezken akşamları peşinden ayrılmıyor. Günde bir saat tv seyrediyor, onda da sadece 3 yaş altı için yapılmış çizgi filmleri seyrediyor ama bu süreyi arttırmak için elinden geleni yapıyor.
Açık duran kapı ve dolaplardan, saçlarının taranmasından, uyutulmaya çalışmaktan, sert esen rüzgardan hoşlanmıyor. Ilk yılında bütün sebzeleri seçmeden yerken, iki yaşında aşırı yemek seçiyor. Hiç itiraz etmeden yedikleri; taze fasulye, köfte, sosis ve yoğurt. Hala merdivenden tek başına inemiyor, parmaklarıyla 2 veya 3 yaparkan bayağı bir uğraşıyor, uyumadan önce emzik istiyor, geceleri bez takıyor, soyadını unutuyor ve yemeğini yerken etrafa döküyor.
Hala en sevdiği çizgi film,"Dora Kaşif Dora", en sevdiği kitap ise "Uçak" -çok korkunç uçak sesi çıkaran kitap-

Hala güler yüzlü ve çok sevimli. Bebeklikten tam anlamıyla çıkmasına herhalde en fazla bir ay kaldı. Anneyle babaya şakalar yapıp, güldürmeyi seviyor.
Pazartesi, Temmuz 23, 2007
Okuduklarım















