Salı, Eylül 04, 2007

Düştüm...

"Ben bu dalmaçyalı köpeği istemiyorum ki, aslında zürafayı istiyorum. Anne hadi gidip onu alalım... Hayır birazdan değil, bak orada baloncu. Hadi anne"

Bu lafların üzerine, yolun karşısındaki baloncuya koşan Selin kaldırımdan yola düştü. Yüzünün bir tarafı olduğu gibi şişti, kızardı, yara oldu. Ilk şoktan ve tedaviden sonra, "Çocuklar hep düşerler, önemli değil, hemen geçer" laflarımıza aldırmadı, çok ama çok ağladı.

Dün, dışarıdayken yanımıza 3 yaşlarında bir çocuk geldi, Selin'in suratını göstererek "uff olmuş" dedi. Selin'in suratı asıldı, ağlamaklı "ben düştüm" dedi. Çocuk "ben de düşmüştüm, bak şuram buram hep yara olmuştu" dedi. Selin'in hafiften yüzü aydınlandı. "Anne, o da düşmüş" dedi. Sonra beraber oyun oynadılar. Çocuk "Küçük kurbağa, küçük kurbağa kuyruğun nerede" şarkısını bizimle beraber söyledi.

Adını bile bilmediğim bu velet geldi ve kızımın yüzündeki yarayı kötü bir şey olmaktan çıkardı. Artık arkadaşın aynaya bakarken gözleri dolmuyor. "Uff oldu, önemli değil, hemen geçer" diyor.

Hiç yorum yok: