Tükürüğüyle kocaman balon yapabilen nadir insanlardan. Gerçek bir yetenek.
Çok zıpır, tam fırlama. O kadar komik ki, büyüdüğünde stand-up komedyen olmaya aday.
Devamlı konuşuyor. Hiç durmuyor. "Anne biliyormusun, Yasemin'in küçükken bir muhabbet kuşu varmış. Ama ölmüş. Iyi bakamamışlar mı yoksa yaşlandığı için mi bilmiyorum. Keşke ölmeseymiş.... Yatakta zıplarken güm diye düşmüş, inanabiliyormusun? Biz çok güldük... Sonra benim odanın önündeki camları kırdırır, oraya bi ahır yaptırırız, küçük bir at alırız, o at büyüyüp yaşlanınca ölücek di mi? Hıh işte ondan sonra yine bebek bi at alırız.. Su bize gelsin diye annesiyle konuşacakmış ama daha arkadaşlarında kalmasına izin vermiyorlarmış, o yine de...". Konuları birbirine bir şekilde bağlıyor. Aralarda benden sadece evet / hayır / hııı gibi yorumlar çıkması yetiyor, o konuşmaya devam ediyor.
Cin gibi! 5 yaşında olduğuna bin şahit lazım. Sebeb-sonuç ilişkisini çok mantıklı bir şekilde kuruyor. Devamlı soruyor, anlamaya çalışıyor. Herhangi bir sorunla karşılaştığında, nasıl çözülebileceği konusunda bir sürü alternatif sunuyor, çoğunlukla ağzımız açık seyrediyoruz. Dil pabuç kadar ama cümleleri o kadar güzel kuruyor ki, kızmak zor oluyor. Maşallah!
Şu anda anne babayla hiç benzerliği olmayan kendine has bir şahıs. Bu yaşta şahıs olunabiliyor mu gerçekten?
Kendine güven hat safada. Sorulduğu zaman "ben büyüdüğümde bin tane şey olucam diyor". Eskiden "hayvan doktoru ve at binicisi olucam" derdi ama bunlara dansçı, sihirbaz, kovboy vs vs eklendi.
Hayvanlar hala onun için çok önemli, kurduğu oyunların hepsi hayvanlarla. Evimizde sürekli olarak Bobi, kedilerimiz ve kaplumbağalarımız var ama aralarda kavanozlar içinde karıncasından, uğur böceğine, salyangozundan örümceğine yaratıklar girip çıkıyor.. Hayatta en istediği şey bir papağan ya da muhabbet kuşu almamız.
Keçi gibi inatçı, hele kıyafet konusunda canımı okuyor. Etrafta ne kadar pembe, cafcaflı, pırıl pırıl şey varsa hepsini giymek istiyor. Kışın ortasında yazlık, yazın ortasında kışlık. Üstüne sadece bi tshirt giyerek, eteksiz pantalonsuz dışarı çıkmak istiyor. Allahtan okulda kıyafeti çok kısıtlıyorlar, inşallah zamanla o da bu kıyafet olayını aşar.
Hala mızmız, istemediği bir şey olduğunda hemen gözleri sulanıyor.
Doğduğunda annenin de babanın da mutluluktan ağlamış olmasını unutmuyor. "Insan mutluluktan ağlar mı gerçekten, allah allah" diyor.
Hala erkekler ikinci sınıf vatandaşlar. "Efe'yle neden oynamıyorsun" diye sorduğumda, burun kıvırarak "ama o erkeeek" diyor... Arkadaşları içinde en güzel oyun oynadığı Lara, onunla artık farklı okullarda olduğu için çok üzülüyor. Onun dışında, komşumuz Büyük Selin ve Nil devamlı görmek istediği arkadaşlarından.
Ve tabii ki en sevdiği film hala "Arabalar". Filmdeki bütün şarkıları ezbere biliyor. Arabalar'ın ikincisi çıksın diye bekle bekle öldük. Allahtan aralarda Disney, 5 dakikalık Mater'in Hikayeleri'ni veriyor, onlar da yeteri kadar heyecan yaratıyor. Sinemaya gitmeyi seviyor, bu yıl bir sürü film izledi, en son Kediler ve Köpekler ve Çılgın Hırsız'ı izledi.
Yazın tiyatrolar kapanıyor ama kışın hala düzenli olarak gidiyoruz, çok seviyor.
Çok ilginç bir şekilde Rodger Hodgson seviyor. 5 yaşında, Ingilizce bilmeyen çocuklara da hitap ediyor olabilir mi? Aralarda inceperdi, injeperdi şakıyor. Diğer zamanlarda çocuk şarkıları dinlemeye devam ediyor.
Hergün kitap okumaya devam ediyoruz. Bazen ben kaytarmaya çalışsam da izin vermiyor. Şu anda Felaket Henry'nin maceralarına çok gülüyor. Scooby Doo'nun hikayeleri ve Mickey'le Mini'nin dedektiflik hikayeleri de sevdikleri arasında.
Hala resim yapmayı, dans etmeyi, şarkı söylemeyi seviyor.
Hala uyumaktan nefret ediyor. Geceleri 11'de zor uyuyor, sabahları erkenden zıplayarak kalkıyor. Erken yatırmaya çalıştığımda, "ben senin istediğin saatte, senin istediğin şeyleri yapmak zorunda mıyım?" diyor. Hala bensiz yatamıyor. Yatmadan önce mutlaka sırtını kaşıttırıyor, bacakları ağrıdığı için masaj yaptırıyor. Bazen gecenin ortasında uyandırıp masaj istiyor. Günde 10 saat uyuyor.
Yemekle hala arası iyi değil ama allahtan meyve sevgisi devam ediyor. Her meyveyi severek yiyiyor. Yumurta, beyaz peynir, çörek, börek, tatlı hiç yemediği şeyler. Taze fasülyeyi, semiz otunu, bamyayı, pirzolayı ve makarnayı seviyor.
Şu anda boyu 1.22 cm ve 22.5 kilo. Ayaklar palet gibi, 31 numara.
Ata binmeyi seviyor ama atı kendisi idare edemiyor. Korktuğundan veya dengeyi sağlayamadığından değil, biraz daha pratik yapması gerektiğinden.
Yüzmeyi öğrendi, daha doğrusu kolluk takmayı bıraktı. Hala kulaç atarak yüzemiyor ama köpekleme veya dala çıka suyun üstünde kalabiliyor.
Bilgisayar oyunlarını çok seviyor ama haftada sadece 2 saate izin veriyoruz, o yüzden kızıyor.
Eski okulundan ayrıldı. Şimdiye kadar bol bol oyun oynayabileceği, okuma-yazma / bilgisayar vs ogretmeyen, yeşil bahçeli okullara gitti. Ama artık "anaokul" kültüründen farklı, çok daha kurumsal, daha büyük, gerçek anlamda bir "okul"a başladı. Şimdilik çok sevmiş görünüyor, her gece durmadan anlatıyor, umarım böyle devam eder. Şimdiye kadar en sevdiği dersler seramik dersi ve dans dersi oldu. Erkek çocuklarının bale pabuçları giymeleri çok komiğine gidiyor. Komik olan başka bir şey de, Ingilizce öğretmeninin adı; Mistır Hiigıreyv, diyip gülüyor.
Öyle sıkıca sarılıp, öyle bir öpüyor ki alıp içime sokasım geliyor. Hayatımın aşkı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder