Geçen hafta benim için çok zor bir haftaydı ama Cumartesi herşeyi unuttum çünkü kızımla yalnız çok güzel bir gün geçirdik. Sabah ilk iş erkenden kalkıp, Aksanat'daki En Mutlu Kim'i izlemeye gittik.Selin çok bi şey anlamadı bu oyundan, meğer büyüklere hitap eden bir çocuk oyunuymuş :) "Ne diyolar?" diyip durdu ama ben çok sevdim, yetenekli oyuncular, güzel espriler, gerçekten büyüklere hitap ediyor ama olsun...
Sonrası daha da güzeldi. Selin'le Istiklal Caddesi'nin bir başından öbür başına yürüdük. Daha doğrusu ben yürüdüm, Selin pusetinde geldi. 4.5 yaşına geldi ama hala çok uzun yürüyemiyor, bi 15 dk yürüdükten sonra, kucak diye tutturuyor. Ben de Beyoğlu keyfimi kısa kesmek istemediğim için, insanların bakışlarına ('kocaman çocuk pusette!' bakışı) aldırmadan devam ettim. Yağmur yağarken kalabalık azaldı, yürüyüş daha bi keyifli oldu.
Her zaman olduğu gibi ilk amacım şöyle güzel bir Zencefil ziyafeti çekmekti, kaç yıldır gitmedim. Ama Selin mantıda mantı diye tutturduğu için, pas geçmek zorunda kaldık. İçine en fazla 5 kişinin sığabildiği bir dükkana girip, mantılarına yumulduk. Sonra, sokak satıcılarından şu 1 liralık, camdan aşağı yapışarak düşen spiderman'lerden aldık. Selin ilk defa kazı-kazan kazıdı, 1 lira kazandı ve çok sevindi. San Antoine'da mum diktik, dilek diledik, güzelim yilbaşı süslemelerine hayran olduk.
Galatasaray'ın önünde oturma eylemi varmış, Selin'e oturma eyleminin ne olduğunu anlatmaya çalıştım ama başaramayıp onun yerine, "büyüyünce tekrar sor" da anlaştık. Robinson Crusoe'dan kitap baktık, elinde "kahve sizden fal bizden" diyen adama fal baktık :) Tünelde müzik aletleri satan dükkanlarda dolandık, dümbeleklere bayıldık.
Yaşadığımız şehirde turist olmanın keyfini çıkardık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder