Cumartesi, Mart 08, 2008

Oyuncakçılar

Küçükken hiç bebeklerle oynadığımı hatırlamam. Zaten sadece bir tane bebeğim vardı, amcam Almanya'dan getirmişti. (Bu da klasik hikayedir di mi?) Sarışın, mavi gözlü, gözlerini açıp kapayan cinsten -o zamana göre- havalı bi şeydi. Ama bana pek dayanamadı, kısa zamanda tek gözü çıkmış, elbiseleri parçalanmış halde bi kenara atıldı. Selin'i ne zaman oyuncak almaya götürsem, herkes hemen oyuncak bebekleri veya Barbi'leri gösteriyor -malum kız çocuğu muhabbeti- Ama Selin'in de hiç ilgisini çekmiyor. (Hoş zaten Barbi alacak halim yok ama neyse)

Oyuncakçılarda saatler harcayıp hiç bir şey almadan çıkıyoruz. Yine aynı şey oldu, bir kaç aydır adını duyduğumuz sadece tahta oyuncaklar üreten bir mağazaya gittik, Tayga Toys. (http://www.taygatoys.com/) Nişantaşı'mı, Maçka mı neyse oralarda bi yerde.

Tahta oyuncakların faydalarını saymaya gerek yok, Plantoys veya Radio Flyer markalarını da duymuştum zaten, e o zaman bakacak ne var di mi? Yok beğenemedik. Sanki bütün oyuncaklar bebeklerle oynamayı seven küçük kızlara hitaben yapılmış gibiydi, Selin oyuncaklarla dolu dükkanda gidip kitaplarla ilgilendi. Zaten fiyatlar da el yakıyordu, aynen çıktık. (Bu arada aklıma bebek evi denince hep Friends'deki Monica geliyor. O görseydi çok severdi, özellikle bebek evlerine düşkün çocuklar/büyükler için burası bir cennet sayılır)

Keşke Istanbul'da da FAO Schwarz gibi (belki biraz daha ucuz versiyonu), Serneels' gibi veya Hamley's gibi oyuncakçılar olsaydı da, içinde saatler harcayıp, içimizi mutlulukla dolduran oyuncaklarla çıksaydık.

Her sokak başına bir franchise açan şirketlere duyurulur, lütfen kısa zamanda şöyle bilmem kaç katlı, oyuncakların üstüste atılmadığı aksine güzel güzel sınıflandırılıp sıralandığı, sağlıklı -vazgeçtim kanser yapmasın yeter-, fonksiyonel ve eğlendirici oyuncakçı dükkanları açın. (Bu da benim internet denizine attığım "message in a bottle"ım olsun...)

Hiç yorum yok: