18 Nisan 2000'de bize ilk geldiğinde adını Dobiş koymuştum çünkü çok şişkoydu. Eşim köpeklerin adı Dobiş olmaz, ya Bobi, ya Rex ya da Karabaş olacak diye tutturduğunda hiç şansı yok diye düşünmüştüm ama o kazandı. Zamanla Dobiş Bobi oldu ama hala Dobiş, Dobiko, Aşkım, Bobiko, Oğlum adlarına da dönüp bakar.
Bu kadar yıl boyunca, evdeki bütün ayakkabıların ve çorapların kaçırılıp kaçırılıp kemirilmesine, kar kış dinlemeden her allahın günü yürüyüşlere çıkmaya, dişi bir köpeğin peşinden sanki ciğeri yanıyormuş gibi ağlamasına, evde ne zaman pasta dondurma yense acıklı acıklı bakışlarına, her fırsatta evden kaçıp denize gitmesine, bitmek bilmez sağlık problemlerine, Selin'in oyuncaklarının devamlı çiğnenmesine, elimizdeki her yiyeceğe sulanmasına ama kendi yemeğini asla beğenmemesine, diğer erkek köpeklerle kavgalarına, her dışarıya çıkışımda "beni de al" diyen acıklı bakışlarına alıştım.
Ama yine bu kadar yıl boyunca beni her gördüğünde sanki hayatının aşkını sonunda bulmuş gibi sevinmesine, bütün gece kafasını sevsemde hala elimi çektiğimde "neden durdun, devam et" diyen bakışlarına, mutfakta, banyoda, yatak odasında nerede olursam olayım yanımda olmak istemesine, ağladığımda benimle beraber ağlamasına da alıştım.
Bana hayvanlarında insanlar gibi iyi kötü huylarının olabileceğini, kendilerine bir aile bulduklarında bu aileye sımsıkı sarıldıklarını ve ailelerinden her ayrılışlarında canlarının yandığını, bütün hayvanların ayrı birer karakteri olduğunu öğrettin. Sayende gördüğüm her hayvanın aslında doğru düzgün yaşamaya, sevmeye ve sevilmeye insanlar kadar hakları olduğunu anladım.
Iyi ki doğdun benim dünyalar güzeli, yaramaz, tatlı, salam dilli, koca kulaklı, aşkım oğlum.
2 yorum:
Kızım Bobi'nin daha güzel bir resmini bulamadın mı, burada uzaktan az çok seçiliyor! :) Gözde
Aman ne bileyim. Bobi'nin resimlerinin büyük çoğunluğunda Selin veya bizden biri var. Tek başına resmini bulamadım...
Yorum Gönder