Süpper oldu!
Çarşamba, Ocak 06, 2010
Meyve salatası
Pazar, Ocak 03, 2010
Ben bir kurbağayım
Dün ilk defa Devlet tiyatrolarında bir çocuk oyununa gittik: "Ben bir kurbağayım".Şişli'deki Cevahir Alışveriş Merkezinde, Devlet Tiyatroları'nın Şişli sahnesi varmış. Ben Cevahir AVM'yi de ilk defa gördüm. Aslında pek gördüm sayılmaz, üstüme üstüme gelen, düzinelerce insandan görünen ne varsa onu gördüm.
Salon biraz havasız ve sıcak olmasına rağmen, temiz ve hoştu. Dekor ve kostümler ise inanılmazdı, şimdiye kadar böyle güzelini görmedim. Keşke oyunun konusu da biraz 'çocukca' olsaydı.
Çocuk oyunlarında sanırım, yazarlar 5 ile 12 yaş arası bir kitleyi düşünerek hareket ediyorlar ama şimdiye kadar gittiğimiz oyunlarda hiç böylesini görmedim. Genelde 3 yaş- 8/9 yaş arası bir seyirci oluyor. Belki de çocuk oyunlarını küçük ve büyük çocuk oyunları diye ayırmalı ve bu oyunların kuralları da farklı olmalı. Mesela küçük çocuk oyunlarında kesinlikle aşk meşk olmamalı, konusu basit ve kolay anlaşılır olmalı, uzun ve karışık cümlelerden uzak durmalı vs. O zaman çocuklar tiyatrodan soğumazlar diye düşünüyorum. İş sanat bunu çok iyi yapıyor ve 7 yaş altını bazı oyunlara almıyor.
Neyse, allahtan çocuklar bu oyunu güle oynaya seyrettiler, ne anladılar bilmiyorum ama cadıya gülüp durdular. Cadı aslında oyunu kurtaran karakterdi, o olmasaydı herhalde yarıda çıkmıştık.
Perşembe, Aralık 24, 2009
Eski yıl sona erdi, yepyeni bir yıl geldi..
Ama herkes kendi büyür, minik aşkım. Arkadaşlık nedir kendin öğreneceksin, kendi değerlerine inanmayı, cesur olmayı, düştüğünde ayağa kalkıp hiç arkana bakmadan devam etmeyi kendin çözeceksin.
Pazartesi, Aralık 21, 2009
Gerçekle hayal arasında
İlk önce kurduğu cümlenin güzelliğine şaşırdım, "elektronik olmayan Miki". 4 yaş bunun için biraz küçük değil mi diye düşündüm. Ama sonra da vereceğim cevabı bilemedim. Evet desem, çocukta saçma sapan bir beklenti yaratıcam, hayır desem, hayal dünyasına ne olacak? Biraz sendelikten sonra hayır dedim, aslında miki gerçek değil, sadece filmlerde var. Gerçekten üzüldü.
Dün Mickey Fare'nin Jack ve fasulye sırığı versiyonu dvdyi seyrederken dedi ki; "Anne, biz disniylend'e gittiğimizde aslında filmin içine girmiştik, di mi?" Yine aynı şaşırma, yine ne diyeceğini bilememe.
Bu arada, arkadaşıyla bir sihir yapmışlar, periye dönüşebilmek için...
Ona hergün bir şeylerin gerçekte olmadığını söylemek acaba onda ne tür sorunlar yaratıyor, ya da umut ettiğim gibi, bazı sorunları engelliyor mu? Belki de hep hayallerini desteklemek lazım. Gerçek nedir ki zaten? Belki de benim gerçeğim hayattaki perileri görmeye engel...
Bilmiyorum ama bugün kızım ilk defa bulaşık yıkadı, çok da güzel yıkadı. Onu unutmak istemediğim için buraya yazıyorum. En azından bu gerçek, bulaşıklar temiz temiz orada duruyor...
Çarşamba, Kasım 11, 2009
Salı, Kasım 10, 2009
Bienal 2009
Ne zamandır Selin'in günlüğünü ihmal ediyorum, aslında hep aklımda ama bir türlü fırsat bulamıyorum. Hep meşgulum ve hep yorgunum -nedense- ama yine de Pazar günlerini hep Selin'in hoşuna gidecek bir aktiviteyle değerlendirmeye çalışıyorum.
Bundan bir kaç hafta önce de Bienal'e gittik. Bu Selin'in gittiği 2. Bienal'di, geçen seferkini çok severek gezmişti ama bundan hiç hoşlanmadı. Bu yılki Bienal'in konusu Insan Nasıl Yaşar'dı. Ben bu soruyu duyduğumda daha çok sosyal olaylara odaklı bir Bienal beklerdim ama aşırı derecede politikdi. Bolşevik devriminde ölenler, Yugoslavya parçalanırken insanların yaşadığı dehşet verici olaylar, dünyadaki terör vs.
Selin'in neden sevmediğini anladınız sanırım. Pek 4 yaşına hitap etmiyordu ama bu kadar karamsar bir sergiyi sevmek kimse için kolay değil zaten. Bienal'in bu yılki en yaratıcı ürünlerini bence Türk sanatçılar yapmışlardı. Her birini zevkle izledim, çok orjinal ve çok güzeldiler. Ellerine sağlık.
Cumartesi, Eylül 26, 2009
Cumartesi, Temmuz 11, 2009
Ameliyat
Selin geceleri ağzı açık uyuyordu, onu kontrol ettirmek için KBB doktoruna gitmiştik, meğer geniz eti büyümüş, filmler tahliller derken 'sadece geniz eti mi alınmalı, yoksa kulağına tüpte takılmalı mı, bademciklerini de almak gerekiyor mu' muhabetti en sonunda bitti ve dün Selin'in geniz eti alındı. (Şu anda buzlukta duruyor!)Öncelikle Selin'in doktoru, sonra da tanıdığımız herkesin 'aşırı kolay bir ameliyat, endişelenecek bir şey yok' demesine inanmamak gerekiyormuş, özellikle narkozun etkisinden çıkarken çok -ama çoook- zorlandı. Bazı insanlar narkoza çok ters tepki verirlermiş, Selin'de onlardan çıktı. Neyse gerçekten geçirdiğimiz çook kötü bir günden sonra, Selin yavaşça normale döndü.
Dediklerine göre, bundan sonra çok daha rahat nefes alabilecek, uykusu daha rahat olacak, iştahı artacak ve kışları daha az hastalanacak. İnşallah, bakalım görücez.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)