Geziyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geziyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 19, 2010

Beyoğlu'nda

Geçen hafta benim için çok zor bir haftaydı ama Cumartesi herşeyi unuttum çünkü kızımla yalnız çok güzel bir gün geçirdik. Sabah ilk iş erkenden kalkıp, Aksanat'daki En Mutlu Kim'i izlemeye gittik.

Selin çok bi şey anlamadı bu oyundan, meğer büyüklere hitap eden bir çocuk oyunuymuş :) "Ne diyolar?" diyip durdu ama ben çok sevdim, yetenekli oyuncular, güzel espriler, gerçekten büyüklere hitap ediyor ama olsun...

Sonrası daha da güzeldi. Selin'le Istiklal Caddesi'nin bir başından öbür başına yürüdük. Daha doğrusu ben yürüdüm, Selin pusetinde geldi. 4.5 yaşına geldi ama hala çok uzun yürüyemiyor, bi 15 dk yürüdükten sonra, kucak diye tutturuyor. Ben de Beyoğlu keyfimi kısa kesmek istemediğim için, insanların bakışlarına ('kocaman çocuk pusette!' bakışı) aldırmadan devam ettim. Yağmur yağarken kalabalık azaldı, yürüyüş daha bi keyifli oldu.

Her zaman olduğu gibi ilk amacım şöyle güzel bir Zencefil ziyafeti çekmekti, kaç yıldır gitmedim. Ama Selin mantıda mantı diye tutturduğu için, pas geçmek zorunda kaldık. İçine en fazla 5 kişinin sığabildiği bir dükkana girip, mantılarına yumulduk. Sonra, sokak satıcılarından şu 1 liralık, camdan aşağı yapışarak düşen spiderman'lerden aldık. Selin ilk defa kazı-kazan kazıdı, 1 lira kazandı ve çok sevindi. San Antoine'da mum diktik, dilek diledik, güzelim yilbaşı süslemelerine hayran olduk.

Galatasaray'ın önünde oturma eylemi varmış, Selin'e oturma eyleminin ne olduğunu anlatmaya çalıştım ama başaramayıp onun yerine, "büyüyünce tekrar sor" da anlaştık. Robinson Crusoe'dan kitap baktık, elinde "kahve sizden fal bizden" diyen adama fal baktık :) Tünelde müzik aletleri satan dükkanlarda dolandık, dümbeleklere bayıldık.

Yaşadığımız şehirde turist olmanın keyfini çıkardık.

Cumartesi, Eylül 26, 2009

Perşembe, Temmuz 02, 2009

Atatürk Arboretumu

Bile bile gittik. Bir umut belki içeri alırlar diye düşündük (ne de olsa pikniğe gitmediğimiz çok belli, 2 anne 2 küçük çocuk ağaç müzesi gezmeye gelmişiz) ama almadılar, yıllık kişi başı üyelik 350 Lira'ymış. Haftasonları sadece üyeler girebilirmiş.
Aslında kurallara bu kadar bağlı olmaları çok güzel, herhalde o yüzden o kadar doğal kalabilmiş bir yer. Belgrad ormanlarının hali malum, mangal kokusu duymadan yürümek için bir kaç kilometre ilerlemek gerekiyor.

Neyse, arboretuma giremeyince Belgrad'a gittik, Belgrad'ın doğal güzelliği, çocukların oraya buraya tırmanması, kurbağa yakalamaya çalışmaları, ördekler, köpekler, atlar falan derken çok güzel bir gün geçirdik.

İnşallah bir haftaiçi bizde işe gitmek zorunda olmayız da arboretuma rahat rahat gireriz. Şurada Atatürk Arboretumu'nda çekilmiş güzel resimler var: http://www.agaclar.net/galeri/browseimages.php?c=494

Bu arada duyduğuma göre Yalova Karaca Özel Arboretumu'da harika bir yermiş. Belki bir gün yolumuz düşer...

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Rahmi Koç Müzesi

Çok (hatta çooook) uzun zamandır gitmek istediğim Rahmi Koç Müzesi'nde Teneke Oyuncaklar sergisi olduğunu görünce, atladık gittik ve ne iyi ettik. İşin doğrusu Teneke Oyuncaklar müzesinin Istanbul Oyuncak müzesi gibi olacağını düşünmüştüm ama değildi. Aslında bir geminin ufak bir bölümünde sergilenmiş sınırlı sayıda oyuncaktan oluşan bir sergiydi. O yüzden çok ilgimizi çekmedi. Ama Rahmi Koç müzesinin kendisi çok inanılmaz bir yer olduğu için kesinlikle hayal kırıklığına uğramadık. Gerçekten muhteşem bir yer, herhalde dünyada eşi azdır. Gitmeyen herkese hararetle tavsiye edilir.

Pazar, Ocak 11, 2009

Pazar, Kasım 02, 2008

Pazar, Haziran 08, 2008

Boğazdaki balıkçılar...



Biz bu resimleri çekerken yağmur yağıyordu... Dünyada bundan daha güzel bir yer var mı?