Cocuk tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cocuk tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 03, 2010

Ben bir kurbağayım

Dün ilk defa Devlet tiyatrolarında bir çocuk oyununa gittik: "Ben bir kurbağayım".

Şişli'deki Cevahir Alışveriş Merkezinde, Devlet Tiyatroları'nın Şişli sahnesi varmış. Ben Cevahir AVM'yi de ilk defa gördüm. Aslında pek gördüm sayılmaz, üstüme üstüme gelen, düzinelerce insandan görünen ne varsa onu gördüm.

Salon biraz havasız ve sıcak olmasına rağmen, temiz ve hoştu. Dekor ve kostümler ise inanılmazdı, şimdiye kadar böyle güzelini görmedim. Keşke oyunun konusu da biraz 'çocukca' olsaydı.

Çocuk oyunlarında sanırım, yazarlar 5 ile 12 yaş arası bir kitleyi düşünerek hareket ediyorlar ama şimdiye kadar gittiğimiz oyunlarda hiç böylesini görmedim. Genelde 3 yaş- 8/9 yaş arası bir seyirci oluyor. Belki de çocuk oyunlarını küçük ve büyük çocuk oyunları diye ayırmalı ve bu oyunların kuralları da farklı olmalı. Mesela küçük çocuk oyunlarında kesinlikle aşk meşk olmamalı, konusu basit ve kolay anlaşılır olmalı, uzun ve karışık cümlelerden uzak durmalı vs. O zaman çocuklar tiyatrodan soğumazlar diye düşünüyorum. İş sanat bunu çok iyi yapıyor ve 7 yaş altını bazı oyunlara almıyor.

Neyse, allahtan çocuklar bu oyunu güle oynaya seyrettiler, ne anladılar bilmiyorum ama cadıya gülüp durdular. Cadı aslında oyunu kurtaran karakterdi, o olmasaydı herhalde yarıda çıkmıştık.

Cumartesi, Kasım 22, 2008

Sevimli dinazor

Caddebostan Kültür Merkezi'nde oynayan Sevimli Dinazor'a gittik. Çok da iyi ettik. Tam 3-5 yaş arası çocuklara hitap eden, sevimli mi sevimli bir hikayesi vardı. Büyükler için çok sıkıcı sayılabilecek bir sürü espriyle doluydu ama -tiyatroyu tıklım tıklım dolduran- çocuklar bayıldılar. Tiyatro Alkış'ı ilk defa izledik, çok da sevdik.

Caddebostan Kültür Merkezi'ne gitmeyeli çok olmuştu, orayı da özlemişiz. Tertemiz salonları, -hemen hemen her yerde ufak çocuk annelerinin kabusu haline gelebilen- tertemiz tuvaletleri, güler yüzlü çalışanları, kitapçısı, Hayal Kahvesi yine çok hoşuma gitti. Gittiğimiz tiyatro salonları içinde en sevdiğim burası. Keşke çocuklar için daha fazla aktivite yapsalar.

Cumartesi, Mart 22, 2008

Alis Harikalar Diyarında

Bu haftasonu Akbank Sanat'ın Alis Harikalar Diyarında oyununa gittik. Çok uzun zamandır gitmeyi isteyip de bir türlü gidemediğimiz için, büyük beklentilerle gittik ama kötü çıktık.

Aslında sevilmeyecek bi tarafı yoktu; süper bir konusu, harika kostümleri (ve türlü kuklaları, evleri, hayvanları), hoş müzikleri ve Masal Masal İçinde'de seyrettiğimiz ve çok sevdiğimiz oyuncuları vardı. Bu sefer Işıl Bey'de hiç kabahat bulamadım.

Ama konu 7 yaş altı çocuklara hitap etmiyordu, o kadar çok şey o kadar kısa zamanda değişiyorki, büyükler bile pür dikkat izlemezlerse anlamalarına olanak yok. Zaten bit kadar bir odanın içine 150 kişi girince hiç bir şeyin tadı kalmıyor. Bunlar yetmezmiş gibi birde bacak kadar bir velet bas bas bağırıyor diye babasıyla başka bir kadının kavga etmeleri, oyuna geç kalıp en son sıralardan izlemeye çalışmak, Istiklal caddesinde bir sürü uyuşturucu bağımlısının arasından hızla koşarken kadının birinin çantasını Selin'e çarpması gibi şeylerde keyfimize tuz biber oldu.

Ama bu oyuna bir daha gitmeyi çok isterim. Gerçekten daha adam gibi bir yerde oynansaydı, diğer izleyiciler eziyet etmeseydi ve iyi bir yerde otursaydık, şöyle keyifle seyredebileceğimiz bir oyundu. Bir kaç izlemede Selin'de konusunu sökerdi zaten.

Belki şöyle herkesin Istanbul'u terkettiği bayramlardan birinde....

http://www.biletix.com/event.htm?id=JAS05

Not: Bu arada, Selin bu oyunun broşürüne bayıldı. Broşür oyunu özetleyen çok sevimli çizimlerle dolu. Gittiğimiz her yere bu broşürde bizimle beraber geldi, hatta bir ara üzerine bir şey koyduğum için azar bile işittim. Elinize sağlık Karina hanım.

Pazar, Mart 16, 2008

Benim güzel pabuçlarım

En sonunda Selin'i ağlattım!

Halbuki bu oyunu bulduğumuza çok sevinmiştim. Kültür Bakanlığı'dan büyük ödül almış, palyaçolar ve sirkle ilgili gayet güzel bir hikaye gibiydi. Tanıtımında şöyle yazıyordu: "Günün birinde sirke robot palyaço gelir ve yaşlı palyaço sirkten kovulur. Bu kadarıyla da kalmaz çok sevdiği pabuçları elinden alınır. Palyaçomuz pabuçlarını almak için iş aramaya başlar..... Renkli, eğlendirici, müzikli palyaço şovlarıyla ve şarkılarla görsel bir şölene dönüşen oyun, tiyatronun eğlendirerek eğitmek kuralını ön plana çıkarmayı amaçlamıştır"

Çok da güzel başladı. İçeri girer girmez artık çocuk tiyatrolarında görmeye aşina olduğumuz insanları gördük. Ağzından lolipopunu düşürmeyen çocukla kafasından gözlüklerini çıkarmayan annesini, saçlarını kocaman pembe tüylü, dantelli tokalarla bağlayan kızı ve devamlı gülümseyen ananesini, sürekli sahnede koşuşturmayı seven oğlanı ve ona uzaktan el işaretleri yapan babasını, ipod'unu takmış anneyle sarışın güzel oğlunu, babasından 2 dk ayrı kalamayıp histerik çığlıklarla ortalıkta koşan çocuğu. 70-80 kişilik bir de okul grubuyla 4 öğretmenleri de oradaydı.

Oyunun kendisi ise gerçekten harika başladı. Palyaçolar tam sirkteki gibi bir gösteri yaparak konuyu açtılar, Selin alkışlarla kahkahalarla izledi. Sonra birden palyaço sirkten kovuldu, ayakkabısız kaldı. Sonra korkuluğa ceketini verdi, ceketsiz kaldı, mavi saçlı çocuğa kırmızı burnunu verdi derken Selin koptu! Tamam gerçekten duygusal sahnelerdi ama bu kadar üzülmeninde gereği yoktu. Ne dediysem fayda etmedi, pabuçsuz palyaçonun haline hüngür hüngür ağladı, bizde sonunu izleyemeden ordan çıktık.

Çıkarken diğer çocuklara baktım, evet hepsi çok üzgün görünüyordu ama aralarında ağlayan yoktu. Acaba biz Selin'i aşırı duygusal yetiştiriyor olabilirmiyiz, çok mu korumacıyız diye düşündüm. Belki de sadece uykusu geldiği için aşırı tepki gösterdi, bilmiyorum. Her fırsatta pedagoglara koşan annelerden olmak istemiyorum ama biraz araştırmakta fayda var herhalde.

http://www.biletix.com/event.htm?id=JTYA2

Perşembe, Mart 13, 2008

Masal Masal İçinde

Oyundan önce bir sürü çocukla şu sallanan at yüzünden kavga etmeseydik, oyun sırasında yine bir sürü çocuk sahneye çıkıp oturmasaydı, aralarından bazıları oyuncuların yanında koşuşturmasalardı hatta anneleri de yapılan ikazları taksaydı, masallar masal içinde olmasalardı da ayrı ayrı anlatılsalardı, dekor daha güzel olsaydı (ya da dekor olsaydı!), çocukların bir oyuna 1 saat durmaksızın konsantre olamayacaklarını anlayıp bir ara koysalardı, gerçekten çok güzel bir oyun olabilirdi.

Bu oyundaki masallara bayıldık. Selin bir haftadır hergün bana oyundaki başka bir masalı anlattırıyor "Anne mavi bulutu anlat" "Anne küçük çocuğu anlat" diyor. Valla Işıl Hanım gerçekten masalları çok güzel düşünmüşsünüz. Elinize sağlık. Ama oyunun kurgusu sanki biraz daha büyük çocuklar için yapılmışdı. Keşke bu oyuna da 7 yaş altını almasaydınız veya kurguyu biraz daha basit tutsaydınız.

Oyunculara ise değinmeden geçmek istemiyorum. Komiklik ile şaklabanlık arasındaki farkı bilen, tecrübeli, harika sesleri olan, oyunculuk kabiliyetleri ise hakkaten takdire layık insanları çocuk tiyatrolarında görmeyeli çok olmuş. Tek sorununuz fazla kibar olmanızdı. O çocukları sahneden bir türlü indiremediniz. Hadi siz çok tatlısınız ama bu tiyatroda oyuncular dışında kimse çalışmıyor mu? "Ay naapaiim? Çocuk sahnede oturmayı seviyoo, ne yaparsam yapayım kalkmıyooo" diyen, tiyatro adabından sıfır puan almış annelere hakim olacak tek bir insan yok mu?

Gerçekten tiyatroların başarılı olması için oyunun güzelliği yetmiyor. Izleyicilerinde biraz edepli olması gerekiyor. Maalesef biletix edepli izleyicilerle diğerlerini ayırt etmeyi bilmediği sürece, biz her oyunda acı çekmeye mahkumuz...

http://www.biletix.com/event.htm?id=JBX09

Pazar, Şubat 10, 2008

Minik Maymun Muki

Bu hafta sonu, bizim şirketin bir organizasyonuyla Barış Manço Kültür Merkezi'nde oynayan Minik Maymun Muki'yi izlemeye gittik.

Broşüründe şunlar yazıyordu: "Ormandaki maymunları yakalayıp şehirde satan kaçak avcıların uçağı yine aynı ormana düşer. Avcıların elinden uçağın düşmesi sayesinde kurtulan Minik Maymun Muki, küçük fil Dom ve küçük tavşan Ribi'nin de yardımlarıyla avcıların kaçırdığı diğer maymunları kurtarmaya çalışır. Ana teması ekolojik dengenin korunması olan oyun, arkadaşlık duygusu, paylaşma ve yardımlaşma mesajlarını da çocuklara aktarıyor."

Selin bu oyundan ne anladı: Maymunlar 100 paraya şehirde satılıyorlarmış ama para ne demek, satılmak ne demek, peki şehir neresi? Ormandaki polis bir boğamıydı (ben bile anlamadım), peki elinde tenis raketinin işi neydi? Bir de o yarısı görünen uçak neden oradaydı? Maymun uçağa mı binmiş, allaalla...

Böyle bir karmaşa, bir şey anlamasına imkan yok zaten. Konu bu yaş çocuklara kesinlikle hitap etmiyor.

Ama çok cici tarafları da vardı, mesela dekor ve ışıklandırma gerçekten güzeldi. Şarkılar fena değildi (çıkışta verdikleri CD'yi Selin devamlı dinlemek istiyor) Ama en önemlisi oyuncular çok sevimliydi. Izleyicilerinin çoğunluğunun 2-5 yaş arasındaki çocuklardan oluştuğunu görüp, onları güldürmek için türlü şaklabanlıklar yaptılar.
Bir de etrafta bir sürü arkadaşımız ve çocukları vardı. Onlarda keyfimizi arttırdılar. Sonuçta Selin eğlendi mi, eğlendi. E amaçda buydu zaten.
http://www.bmkm.gen.tr/etkinlikler.asp?kategori=28

Pazartesi, Şubat 04, 2008

Kaplumbağa ile Tavşan

Bu haftasonu İş sanat'da oynayan Peter Pan'a gitmeyi istiyorduk ama 7 yaşından küçükleri almıyorlarmış. Sonra da Eti Çocuk tiyatrosunun Doğuş üniversitesinde oynayan Alice Harikalar Diyarı'nı denedik ama orada da haftasonu biletleri çoktan bitmiş. İşin kötü tarafı bileti sadece üniversitedeki gişeden alabiliyorsunuz, yani oyundan çok önce o kadar yolu gidip bileti almak gerekiyor. Bedava diye insana işkence çektiriyorlar. Parası neyse verelim, adam gibi oyunumuzu izleyelim.

Neyse sonuçta MKM'de oynayan Kaplumbağa ile Tavşan oyununa gittik. Gitmez olaydık! Felaket bir konu, korkunç bir seslendirme, kötü kostümler... Sadece konusunu anlatsam yeter. Dünyanın en zengin insanını kandırmaya çalışan iki sahtekar, kaç para aldık, kaç paraya satarız, sattığımız sandığın içinden prenses çıktı mı vs. Böyle bir konunun Kaplumbağa ile Tavşan'ın içinde işi ne allasen? Ikisi yarışacaktı, tavşan kaybedecekti, budur. Bunlar çocuk hem de büyük çoğunluğu 5 yaşın altında. Güya çocuklara sahtekarlığın kötü bir şey olduğunu anlatacaklar, yeter ya bu çocuklara devamlı bir şeyler öğretmeye çalışan tiyatrocular... Felaket bir konu olması yetmiyormuş gibi, oyuncuların bir tanesi hariç hiçbiri mikrofon takmamış, sadece tek bir kişinin konuşmaları duyuluyordu.
Yani Selin için sadece tuhaf giysiler giymiş ve sahneye çıkmış insanların anlaşılmaz bir gösterisi oldu. Allahtan daha 2.5 yaşında da "anne sen beni ne acayip yerlere götürüyorsun" demiyor. Şimdi tiyatrocular bütçe falan diyecekler ama kesinlikle inanmıyorum. O tiyatroda en azından 200 kişi vardı, zaten şimdiye kadar gittiğimiz çocuk oyunlarının neredeyse hepsi tıklım tıklımdı. Evet, yetişkin tiyatroları gerçekten boş oluyor ama bu çocuklarda tam tersi. Çocuklar sinema salonlarını da, konserleri de, tiyatroları da dolduruyorlar.
Artık büyüklerin çocukları adam yerine koyma zamanı gelmedi mi?

Sırada çocuk tiyatrosu konusunda en profesyonel kadrolardan biri olduğu söylenen Tiyatro Alkış ve Müjdat Gezen Tiyatrosu var. Bakalım onlar nasıllar...

Perşembe, Kasım 29, 2007

Sirin At Titi

1 Aralık'ta MKM'deki bu oyuna gittik. Oyundan 1 saat önce palyaçoların bir aktivitesi vardı, onu da oyunu da en son saniyesine kadar izledikten sonra, yine şifayı kapmış bir şekilde eve döndük.

Oyundan önceki aktivite sıfır organizasyonla yapılmıştı. Her tarafta bağrış çağrış koşan çocuklar, peşlerinde anne, baba, anane, bakıcılar... Çocuklardan bunalmış ve mümkün olan her fırsatta azarlayan bir kaç palyaço.

Oyun ise yine aşırı kalabalık içinde oyunculara laf yetiştirmeye çalışan 5 - 10 tane fırlama veletle felaket bir şekilde geçti. Burada oyuncuların hakkını vermek lazım. Çocuklara gerçekten iyi katlandılar, hatta bir tanesi bütün çocukları bir koro gibi idare etti. Oyunun kendisi vasattı, ama allahtan müzikleri iyiydi de ilgiyi toplamayı başardı.

Selin, oyundan erken çıkmak için yaptığım baskıların hiçbirine boyun eğmedi. Hiç bağırmadan sakin sakin oyunu izledi ve anlamadığı her yeri sordu. Edepli çocuk...

Biz yine de bundan sonra, mümkün olan en küçük tiyatro salonlarındaki oyunlara gideriz herhalde. Diğerleri Selin'i olmasa bile, beni çok bunaltıyor...

Salı, Nisan 24, 2007

Tiyatroya başlama yaşı nedir?

"3" müş.

Daha 2 yaşına girmemiş bir çocuk için, "en fazla 20 dk seyreder sonra da dikkati dağılır" dediler. "E bizde arada çıkarız o zaman" diye düşünerek gittik. Iyiki de gitmişiz. Bir saatlik bir oyunun en fazla 10 dk'sında Selin oradan oraya zıpladı, koltuklara çıkıp inmeye çalıştı. Bir de tiyatroyu koşarak turlaması dışında, bütün oyunu güle oynaya, alkışlaya alkışlaya seyretti. Olur o kadar, çocuk tiyatrosuna gelenlerin uslu uslu oturmasını da beklemiyorlar herhalde...

Sonuçta, o da mutlu oldu, biz de.

Bu arada, Caddebostan Kültür Merkezi'ne ilk defa gittik. Çok güzel bir yermiş, her yer tertemiz, en altta kitapçısı, kahvecisi. Salonlar gayet güzel. Sadece oyunun akustiği çok iyi değildi ama çocukların bunu farkettiğini sanmıyorum. Vız Vız Arı Bazi'de tam Selin'e göre bir oyundu. Oyuncular çok sevimliydi, çocukların da oyuna katılımını sağlamaya çalıştılar. Selin'in arı rolündeki oyuncunun kucağındaki resimlerini ayrıca post ederim.