Okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Nisan 27, 2009

23 Nisan

23 Nisan'da okulda ülkeler defilesi olacakmış, o yüzden annelerden evdeki kıyafetlerden veya kostümcülerden çeşitli ülkelerin kıyafetlerini istemişler.

Bizim bulmamız gereken kıyafet Ispanya'ydı. Elbetteki bu konuda dünyadaki en yeteneksiz insan olduğum için, -hayır olsam bile, evden kırmızı fırfırlı kumaşı nasıl bulucam? devamlı kot tshirtle gezen bir insana kırmızı fırfırlı bir kumaşı sorun bakalım... - kostümcüleri denemenin daha mantıklı olacağına karar verdim. Ama kostümcü nereden bulunur bilemediğim için, anneler grubuma bir email attım, meğer arkadaşlarım bu konuda ne kadar bilgililermiş! Sağolsunlar sayelerinde anında bir kostümcü buldum: Bostancı'daki Megakid (Megakid.com.tr) Bana hemen 4 yaşa uygun bir Ispanyol kıyafeti,(body'si tokası falan dahil) buldular. (Kirası 30, satınalmak içinse 60 TL).

Selin kıyafeti çok sevdi, okulda da çok eğlendi. Anlata anlata bitiremedi.

Arkadaşlarımın tavsiyelerinden bir diğeri ise Profilo'daki Kostümcüm'dü (Kostümcüm.com) Bana uzak kaldığı için gitmedim ama ihtiyacı olanların aklında bulunsun...

Cumartesi, Haziran 14, 2008

3. Yaşgünü

Selin'in 3.cü yaşgününü 11 gün erken kutladık. Okuldaki arkadaşlarının tatil programlarına göre kendimizi ayarladık ama değdi. Selin'de arkadaşları da çok eğlendiler.

Çarşamba, Haziran 04, 2008

Selin'in 2. dönem değerlendirmesi

(Ata'nın doğumgününde çekilmiş bir resim)

Genelde:
Öğrenme isteği yüksek, arkadaşlarına zarar vermekten çekinir, dikkat süresi uzun, tüm etkinliklere katılır ve sonuçlandırır. Sorumluluk duygusu gelişmiştir ve liderlik özelliği mevcuttur.

Sosyometri uygulaması:
- Sınıfında en tercih edilen çocuklardan. Ata, Onur ve Eray ile birbirlerini seviyorlar ve çok güzel oynuyorlar.
- Oyun kurucu ve renkli bir çocuk. Çok sosyal, iyi ilişkiler kurabiliyor.
- Ne istediğini biliyor ve güzel ifade ediyor. Hedefe ulaşan bir çocuk.
- Ileride lider olması çok mümkün.

Obje projeksiyonu testi:
Aileni ve kendini birer eşya olarak çizsen ne çizerdin diye sorulmuş:
Anne: Çanta (Bu estetik ve işlevsel olduğunu gösteriyormuş)
İçinde ne var?
Benim için danino var. (Kendisiyle ilintili şeylerin taşındığını biliyor)

Baba: Bilgisayar (Çünkü baba hep bilgisayarda işini yapıyor)

Kendisi: Araba (Arabayla atlı karıncaya gitmek isterdim)
(Gerçekten çantayı, bilgisayarı ve arabayı çok güzel çizmiş. Bir bakışta bunların ne oldukları anlaşılıyor. Çizimi Selin'in yaptığı, bir öğretmenin yapmadığı ise çok belli)

Cümle Tamamlama Testi:
Aile ilişkileri çok olumlu, duygusal anlamda tatmin mevcut. Herhangi bir korkusu yok, mutlu bir çocuk. Büyüyüp kendi işini kendi başarmak istiyor.

Kaba motoru da ince motoruda gayet güzel gelişmiş.

Geliştirmemiz veya üzerinde durmamız gereken herhangi bir negatif özelliği yok.

Böyle...

Perşembe, Mart 13, 2008

Uçarken görmemiş...

Okulda yapılan bir etkinlik:

Konu: Balkonunuzda kanadı kırılmış bir kuş buldunuz. Kuş sizi görünce daha çok hareket edip korkuyor. Hareket ettiği için de canı yanıyor. Şimdi ne yapmanız gerekiyor? Sizce kuş nasıl yaralandı?
Amaç: Problem çözebilmek
Selin'in yanıtları:
- Kuş balkon demirlerine çarpmış çünkü uçarken görmemiş (!)
- Mama veririm, ilaç veririm.

Çarşamba, Mart 05, 2008

Okul öncesi eğitim

Bir önceki postumda okulöncesi eğitim modellerinden dem vurunca, 'bunlar da ne' diyenler oldu. İşin ilginç kısmı, hemen hemen hepimiz çocuklarımızı anaokullarına gönderiyoruz ama orada kullanılan sistemi bilmiyoruz veya sadece ismini biliyoruz. İsmi yabancıysa veya içinde şık kelimeler varsa kendisi de iyidir mantığı hakim. Belki de bu tip şeylere ilgi duymak için biraz takıntılı bir anne olmak lazım, bilmiyorum.

Neyse, önüme gelen her naneyi olduğu gibi bu konuyu da bayağı bi okudum. Anladığım kadarıyla, dünyada bir sürü okulöncesi eğitim programı var: High Scope, Head Start, Regio Emilia, Maria Montessori, OSTAP, Open Education, AÇEP vs vs. Ama Türkiye'deki anaokullarda genelde 3 farklı eğitim modeli uygulanıyor. (Tabiiki hiç birini uygulamayan okullar da var. Onların modellerini birebir konuşarak çözmek gerekiyor.)

Herşeyden önce Çoklu Zeka Kuramı nedir onu bilmek lazım, bir çok okul -eğitim modeli ne olursa olsun- Çoklu Zeka Kuramına dikkat ederek modellerini uyguluyor. Çoklu zeka kuramı (Multiple Intellegence MI Theory) Harvard Üniversitesi öğretim üyelerinden Howard Gardner tarafından 1983 yılında geliştirilmiş, benim sevdiğim bir kuram. Nasıl olur da bu 1983 yılına kadar kimse tarafından ortaya konulmamış diye düşünüyorsunuz.

Neyse, bu kavrama göre insan beyni geleneksel eğitimde dikkate alınan sayısal ve sözel zekalardan daha komplike. Ona göre sözel/dilsel, mantıksal/matematiksel, müziksel/ritmik, görsel/alansal, içsel/kişiye dönük, sosyal/kişilerarası, doğa ve bedensel/kinestetik zeka alanlarını içeriyor. Diyor ki 'Çeşitli zeka alanları, genellikle, bir arada karmaşık bir yapıda çalışırlar ve gerçek hayatta hiçbir zeka alanı tek başına var olmaz'. Şöyle bir örnek vermiş: Bir yemeği pişirecek bir kişinin önce tarifi okuması ve anlaması (sözel-dil zeka alanı), yemek tarifini oluşturan maddeleri sınıflandırması ve yemeğe karışım oranlarını hesaplayabilmesi (mantıksal-matematiksel zeka alanı) ve yemeğin kendi damak zevkine uygunluğu (kişisel zeka alanı) yanında, ailedeki bütün fertlerin memnuniyetini de sağlayabilmesi (kişilerarası zeka alanı) gerekir.

(Annenin notu: Güzel di mi? 'Aman o zaman benim çocuğum çoklu zeka kuramının uygulandığı okullara gitsin' demek yetmiyor. Bazı eğitim modelleri çoklu zeka kuramını içinde barındırıyor, bazıları hiç ilgilenmiyor. Çocuğunuzu göndereceğiniz okulun neyi nasıl uyguladığını sormak gerekiyor)
Istanbul'da adını en çok duyduğumuz okulöncesi eğitim modelleri şunlar:

* Montessori Eğitim Modeli (Italyan)
Bu yaklaşımda "öğrenciler bir şeyleri kendileri yaptığı zaman en iyi öğrenirler" anlayışı hakim. Öğretmen çocuklara bir şeyler göstermek istediğinde bunu anlatmak yerine yapılacak aktiviteyi örnekler. Montessori araçları (bulmacalar, bloklar, küpler, yerleştirme oyunları,...) ile çocukların kendi kendini eğitimi ve hatalarını kendi kendilerine bulma olanağı sağlanır. Öğretmenler bu modelde çocuğa hatasını söylemez, zamanı geldiğinde çocuk hatasını görerek düzeltir. (Annenin notu: Buraya kadar herşey çok güzel.)

Sınıfta bulunan oyuncaklar didaktik amaçlar taşır. Çocuğu eğlendirmekten çok ona bir şeyler öğretmek amacıyla dizayn edilmiş oyuncaklara önem verilir. Çocuğun dil gelişimine çok dikkat edilir o yüzden çocuğa yazmayı ve okumayı öğreten dersler verilir. Bu yaklaşıma göre çocuklar eğlenmekten çok öğrenmek için okula gelir (Annenin notu: Yine başladık OKS'deki başarı oranı muhabettine!)

Ve çocuklar yaşlarına göre farklı sınıflarda bulunmaz, karma eğitim söz konusudur. (Annenin notu: Yani "çocuğa henüz hazır olmadığı gelişim olgunluğunda sorumluluklar verilir" demeye çalışıyor!)

* Reggio Emilia Eğitim Modeli (Italyan)
Kısaca "Bir atölyenin içinde beraber ve iş birliği yaparak öğrenmek" olarak düşünülebilir. Çocuklar bir topluluğun parçası haline gelerek beraber olmanın ve herhangi bir işi birlikte yapmanın keyfini yaşar. Her deneyimin yeni bir şeyler öğreteceğine inanılır ve çocuğa kendi kendine bir şeyler deneyebilmesi için olanaklar sağlanır. Pedagoglar bu yaklaşımın en temel çalışanlarıdır. Sistem onların denetiminde çocuğun faydasına yönelik dizayn edilir ve yine pedagoglar tarafından sitemin uygulanışı desteklenir/denetlenir. Model içinde öğretmenler öğrencilerle beraber 'Öğrenen' konumundadır, onları soru sormaya teşvik eder, fikirlerini dinler, öğrenme için gerekli durumları yaratır. Önceden planlanmış grup çalışmaları, atölyeler çocukların ilgi alanları doğrultusunda belirlenip uygulanır. Aileler bu eğitim modelinde aktif rol oynarlar.

Programda o haftanın konusu belirlendikten sonra her türlü aktivite bu konu çerçevesinde dizayn edilir ve çocukların o konuyu farklı açılardan öğrenmesine olanak sağlanır. Örneğin, o haftanın konusu bitkiler ise hafta içinde yapılan çalışmaların tümü bitkiler üzerine kurulur ve çocukların farklı bitkileri ve onların yaşama alanlarını öğrenmeleri için olanaklar sağlanır (Botanik bahçesine ziyaretler, bitkiler hakkında kitaplar okuma, resim çalışması yapma, sebze yemekleri yemek...) (Annenin notu: Çocuklara ilgili konu farklı açılardan öğretiliyor. Bu Çoklu Zeka Kuramı'nda da böyle)

Çocukların gerçekleştirdiği ürünler (Selin'in deyişiyle "faaliyetlerim") yani resim, tablo, heykel ve fotoğraflar program içeriğini vurgulayan duvar panolarında okulda sergilenir. Böylece öğrenme 'Görülebilir' hale getirilir.

Dökümantasyon çalışmaları bu yaklaşımın en önemli özelliğidir. Gerek çocukların çalışmaları gerekse çocukların gelişimleri sürekli olarak dökümante edilerek korunur ve bu dökümanlar aracılığıyla çocuklar/veliler geriye dönerek öğrendiklerini inceleme fırsatını bulurlar. (Annenin notu: Bu model biraz psikopat bir yaklaşımı andırıyor. Çocuklar bir atölyenin içinde, tepelerinde devamlı test yapan pedagoglar falan. Zaten herhalde o yüzden bu yöntemin en iyi Italya'da uygulandığı, Türkiye'de başarısız olduğu söyleniyor. Ama doğru düzgün eğitim almış kişilerin uyguladığı bir model aslında çok da başarılı olabilir.)

* High-Scope Eğitim Modeli (Amerikan)
High Scope Eğitim Sistemi, 1962 yılında ABD'de David Weikard tarafından geliştirilen bir eğitim programı. Kısaca çocukların aktif ve max hareket alanına sahip olmasını, anahtar deneyimlere bağlı çalışmaların yapılmasını, planlama/hatırlamaya önem verilmesini, gruplar halinde bir şeylerin yapılmasını ve sınıftaki eğitimin rutin olmasını söyleyen kuram.

Bu programda "anahtar deneyim" adıyla anılan 8 farklı konsept var. Çocukların eğitimleri bu anahtar deneyimler ve onların alt başlıkları çevresinde gelişir. Anahtar deneyimler ise şunlar: Sınıflandırma, Sıralama, Dil gelişimi ve okuma/yazma, Sosyal ilişkiler, Sayılar, Hareket, Müzik, Zaman

Program içinde çocuklar 5 duyularını kullanarak, aktif bir şekilde hareket ederek, araştırıp-inceleyip-keşfederek, tartışarak, özetle 'yaşayarak' öğrenirler. Öğretmenin en önemli sorumluluklarından biri çocuğu iletişime açmaktır, bu nedenle çocuğa kapalı sorular yerine (cevabı evet ya da hayır olan sorular) sormak yerine neden, niçin, nasıl gibi sorular sorarak çocuğu düşünmeye teşvik ederler. Materyal zenginliği bu programda oldukça önemlidir. (Annenin notu: Bu paragrafda yazan herşeyi aslında her eğitim modelinin yapması gerekmez mi?)

Bu eğitim modelinin başarısının sırrı, çocuğun kendi seçtiği, kendi ilgi gördüğü etkinlikten başlayarak plana dahil olması, bütün duyularını kullanarak, hazır olduğu zaman yaşayarak öğrenmesidir. Çocuklar planlarını öğretmenleriyle beraber kendileri yapar ve oynayarak uygular (Dramalar, deneyler,...) (Annenin notu: O yüzden bence 4 yaş altı çocuklara çok uygun değil.)

Öğrencileri takip etmek için bir inceleme formu var, çocuklar yıl boyunca öğretmenler tarafından incelenerek gelişimleri bu forma kaydedilir ve çocuğun gelişimi incelenir. (Annenin notu: Klasik karnelerle bu sistemdeki inceleme formlarını karıştırmamak lazım. Aslında çocuğun gelişimini standart bazı testlerle takip etmek sonradan çıkabilecek sorunlara önceden önlem alma konusunda gerçekten çok faydalı olabilir. Neyse, o yüzden bu scamper etkinliklerine falan destek vermek gerekir diye düşünüyorum)

* Okulöncesi sayılmasa da bizde bazı okullarda okulöncesinde kullanılan Proje Tabanlı Eğitim Modeli'de var ama gerçekten sıkıldım! Bunu da başka zaman anlatırım...(Belki bu kadar sabrım olmaz diye özetleyeyim: Kısaca, bir dersin içinde birden farklı derse ait konunun deneyler yaparak öğrenildiği model diyelim, anlamayan beri gelsin).

Annenin son notu(vallahi son): Her çocuk birbirinden farklı (biraz klişe oldu ama öyle) Bu eğitim modellerinden bazıları bazı çocuklara cuk oturabilir ama Selin'i düşündüğüm zaman tek başına hiç bir sistemi yeterli bulmuyorum. Bu modellerin hepsinde Selin'i olumlu anlamda geliştirebilecek veya hiç işine yaramayacak yöntemler var. O yüzden bu modellerden sadece birinin uygulandığı okulları seçmemek gerekir diye düşünüyorum. Istanbul'da bazı okullar bu modellerden uygun gördükleri kısımları alıp, kendilerine göre bir kolaj oluşturuyorlar. Bencede en güzeli bu.

İşte böyle...

Pazartesi, Şubat 25, 2008

Buna çok güldüm


Burada koyunun altından sarkan kahverengi şey, koyunun memeleriymiş! Selin bugünlerde hayvanların memelerine taktı da...

Salı, Şubat 12, 2008

Okuldan istenilenler

Selin'in bu ay okula götürmesi gerekenler:

Her Çarşamba bir kitap, her Perşembe bir oyuncak. 2 farklı çocuğun doğumgünleri olduğu için, iki ayrı hediye. Selin bu ay sınıf çocuğu olduğu için, aile fotoğrafları, nikah davetiyesi vs ve diğer çocuklara minik hediyeler. Toprak haftasında taş ve toprak örneği. Diğer günlerde ise çeşitli konular işlendiği için bir kavanoz, bir pet şişe, düz renk bir çorap, oraya götürüp kendisinin yıkayabileceği bir eşya. Son olarak sandviç partisi için kendi hazırladığı bir sandviç.

Bu işte bir terslik mi var, bana mı öyle geliyor?

Çarşamba, Ocak 30, 2008

Pazartesi, Ocak 28, 2008

Ilk karnem

Selin ilk karnesini aldı! Ayrıca okulun psikologunun yaptığı testlerin sonuçlarını da aldık. Özetle sosyal ve duygusal gelişiminde başarılı, küçük kas gelişiminde iyi, dil gelişiminde çok başarılı ama büyük kas gelişiminde desteğe ihtiyacı var.

Yapılan Denver testi sonuçlarına göre, kişisel sosyal alanda yaşının gerektirdiği tüm sorumlulukları yerine getirmiş, ince motor gelişimi de olumluymuş (mesela 8 küple kule yapabilmiş) ama kaba motor alanında (mesela tek ayak üstünde dengede 5 saniye durma) destek alması gerekiyormuş. (Kaba motor konusunda ilerlemesini biz de biraz engellemiş olabiliriz. Yapboz'lara veya kitaplara düşkün olduğu için, devamlı oturduğumuz yerde kalıyoruz)

Zaten tahmin ettiğimiz kısmı ise, Selin'in dil gelişiminde yaşının çok ötesinde olmasıymış, hatta 6 yaşa kadar olan bütün gereksinimleri doğru cevaplamış (karşıt kelimeler, eş anlamlılar gibi detaylarda testin bir parçası). Psikolog Selin'i bu konuda ilkokula başlayana kadar bir daha test etmeye gerek olmadığını söyledi.

Scamper etkinliklerinin sonucuna göre ise yönergeyi anlıyor, sorunu kavrıyor, cevap verirken zorlanmıyor, arkadaşlarından etkilenmiyor. Gerektiğinde gerçekçi, gerektiğinde yaratıcı cevaplar verebiliyor. Sorun çözebiliyor.

Bir çocuğun ilkokula başlayana kadar sadece oyun oynaması gerektiğine inanan biri olarak, anaokuldaki eğitim olayını mümkün olduğu kadar bastırıp, oyunu ve paylaşmayı arttırmak gerektiğini düşünüyorum. Yoksa 3 yaşında 100'e kadar, 4 yaşında bilmem kaça kadar saysın gibi OKS'ye hazırlama mantığının gaddarlık olduğuna hatta çocukları gerçek okul hayatından soğuttuğuna inanıyorum.

Ama iyi okulların gerçekten çocuklara büyük faydaları da var. Çocuğun sağlıklı bir biçimde duygusal, dil, sosyal, fiziksel ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlıyorlar. Çocuğa arkadaşlığın önemini, sosyal hayata uyumu, soru sormayı, kendini düzgün ifade etmenin önemini, kendi kararlarına sadık kalarak kendi kendine güvenmeyi öğretiyorlar. Bunlarda okulda öğrendiği negatif şeylerin (mesela tükürmek veya 'ahmak çaydanlık' diye bağırmak gibi) kolaylıkla önüne geçebiliyor...

Pazartesi, Eylül 10, 2007

Şimdi okullu olduk...


Kendim kadar civciv arkadaşlarımla beraber her gün okula gidiyorum. Çok eğleniyorum...