Milestones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milestones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ocak 02, 2009

3.5 yaşında

Bu günlerde Selin'in en sevdiği şeyler hayvanlar. Özellikle yavru kedilere bayılıyor. Hayvanları tedavide uzman Diego onun en sevdiği kişilerden biri. Bu arada, hayvanları konuşturmak da takıntısı. Devamlı elime bir kedi, bir at vs tutuşturup, "Anne, hadi konuşturalım" diyor.

En sevdiği renk için "Her rengi seviyorum" diyor ama aslında sarı ve yeşil favorileri.

En sevdiği film bugünlerde "Arabalar" özellikle Sally. "Büyüdüğüm zaman kendime bir Seli alıcam" diyor.

En sevdiği çizgi filmler ise "Bambi" ve "Tamirci Bob/Bob The Builder". Tamirci Bob'un şarkısını her duyduğunda ortaya atılıp dans ediyor, daha doğrusu evde dört dönüyor. Şarkıdaki "Can you fix it"i "Ken yu kiksit" olarak söylüyor ve "Yes we can"lerde bağırmayı ihmal etmiyor. Bi aralar Charlie ve Lola'ya takmıştı ama bugünlerde onları çok hatırlamıyor. Hala Winnie the Pooh ve Mickey Mouse filmlerini severek izliyor.

En sevdiği arkadaşı Eda ama aralarda Umut diyor. (Umut başka bir okula geçeli 4 ay oldu ama Selin'in favorisi olmaya devam ediyor).

Selin 27 aylık olduğunda haftanın 3 günü yarım gün okula gitmeye başlamıştı. Şu anda hergün yarım gün okula gidiyor. Herhalde gelecek yıl artık tüm güne geçeriz.

En sevdiği kitabı yazmak zor. Kitapları o kadar seviyor ki, hangisi en favorisi bilmiyorum. Ama devamlı Tubitak'in Meraklı Minik dergilerini alıyorum çünkü elinden düşürmüyor. Atlar ve kedilerle ilgili kitapları da genelde etrafında tutuyor, aralarda kendi kendine okuyor.

En sevdiği oyuncakları ise yine hayvanları. Hala bebeklerle oynamayı sevmiyor. Evimizde -gelen bir kaç ufak tefek hediye dışında- hiç bebek yok. 100 parçalık puzzleları çok rahat yapabiliyor ama puzzlelardan sıkıldı sanırım. Arabalar gibi ilginç bir şey olmazsa, puzzlelarla hiç ilgilenmiyor.

Okulda satranç dersi var, çok rahat öğreniyor ve heyecanla bize de anlatıyor. Yine aynı şekilde Ingilizce'yi çok rahat öğreniyor.

Resim yapmayı hala çok seviyor. Bir hayvanı kağıda çizip, kenarlarından dikkatlice kesip sonra onu boyuyor veya üstüne bir şeyler yapıştırıyor. Bu işi ne kadar güzel yaptığına hala şaşırıyorum. Eve en fazla aldığım şeyler boyalar, yapıştırıcılar ve resim defterleri. Son aylarda şu kitaptaki elişlerini çok severek yaptık.


Bir yaşından beri değişmeyen nadir şeylerden biri "Anne, işe gitmesen olmaz mı?" sorusu. Bunu hala hergün soruyor. (Binnur Yeşilyaprakın "Çalışan Anne ve Çocuk" kitabına istinaden söylemek isterim ki bununla doğan çocuklar, hiç te bunu daha kolay kabul etmiyor. Binnur Hanım'ın yazdığı kitap yanlışlarla dolu, gerçekten okurken kızdığım nadir kitaplardan)

Hala jetonlu aletleri, atlı karıncaları ve sirkleri çok seviyor ama en favori yeri hayvanat bahçeleri. Hep gitmek istediği yer ise bir çiftlik. "Hadi bugün çiftliğe gidelim" diyor ama bizim tanıdığımız insanlara ait çiftlikler olmamasını anlamıyor. Çiftlikler onun gözünde hayattaki en eğlenceli yerler.

Hafızası bizi şaşırtmaya devam ediyor. Ne nerede, ne zaman ne yaptık, niye yaptık hiç bir şeyi unutmuyor. (Mesela renkli mumlardan resim yapmaya çalışırken, evde renkli mum yok dedim. "Bi saniye" dedi, içeriye koşup çekmecelerden bir kaç tane hayvan şekilli mum getirdi. "Anne bak, bunlar Edi dayı'nın doğumgününde kullandığımız mumlardı" dedi. Gerçekten bu mumları Erdal'ın Nisan ayındaki doğumgününde kullanmıştık ve o günden sonra hiç lafını etmedik)

Hala kaybetmeyi öğrenemedi, ufacık bir oyunu bile kaybettiği zaman kızıyor. Aralarda önüme Şeker Diyarı'nı getiriyor, oynamaya başlıyoruz ama ben onu geçtiğim anda sinirlenmeye başlıyor. Herhalde 6 - 7 yaşından önce öğrenemeyecek.

Günde 300 ml kadar süt içiyor. Peyniri hala sevmiyor. Yemek yemeyi genelde sevmiyor zaten, tek sevdiği şey hala meyveler. Sevmediği meyve yok gibi. Herhalde o yüzden kilosunda bir sorun yok, 16.5 kilo ve 101.5 cm.

Kızların erkeklerden farklı olduklarını biliyor ama nasıl farklı olduklarını söyleyemiyor.

Hayatta en sevmediği şey uyku. "Ben büyüdüğüm zaman hiç ama hiç uyumuycam" diyor. Şu anda günde 10 saat kadar uyuyor. Buradaki en büyük sorunumuz ise hala bensiz uyuyaması. Kendi kendine yatağına ne zaman gidip uyuyacak bilmiyorum.

"Büyüdüğün zaman ne olacaksın?" sorusuna "Anne olucam" diyor.

Hala çok komik ve çok sevimli. Etrafında hep arkadaşları veya akrabaları olsun istiyor. Yoksa o zaman durmadan gezmemiz gerekiyor.

İşte 3.5 yaşındaki Selin böyle...

Pazartesi, Haziran 23, 2008

Ilk alışveriş

Almak için o kadar ısrar etti ki kıramadım.

Eline 2 Lira verdim, kuyruğa girdi, kasadaki kıza parayı verdi ve kız fatura için adını sordu.
"Selinnn"
Soyadın?
"Bıdır bıdır" (Aslında güzel söyledi ama ufacık ses tonuyla anlaşılan buydu..)

Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bir elinde rüzgar gülü, diğer elinde fişi ve para üstüyle (5 kuruş) yanıma geldi. Bu da üstünde adı olan ilk fatura...

Mini Rüzgar Gülü, 1.95 YTL, Paşabahçe

Perşembe, Mayıs 22, 2008

Karakter analizi

Selin'in Pace Palette'e göre karakter analizini yaptım. Aslında çocuklara uyarlanabilirliğinden şüpheliyim ama yine de büyüdüğü zaman aynı şekilde devam edecekmi merak ettim.

Pace'e göre, her insan beyninin bir kısmını diğer kısımlarına göre daha fazla kullanıyor - ya da tercih ediyor diyelim- ve insan beynini (daha doğrusu sadece thinking brain'i) 4'e bölüp her birini ayrı bir renkle adlandırıyor. Yeşil, Sarı, Mavi ve Kırmızı.

Selin bu analize göre mavi çıktı. (Bana hikayeler anlatmaya da başladığına göre, ileride yazar olması ihtimali kuvvetli olabilir mi acaba? (Inşallah :) )

Neyse, mavi karakterin özellikleri kısaca şöyle : kooperatif, idealist, samimi, sadık, merhametli, ilham verici, özgün, güvenilir, empati gösterebilen, destekleyici, kendini bilen-mi desem self-aware için-, yardımsever, romantik, esnek (flexible) ve kibar.

Pace Palette'in içinde, Mavi renk grubu Harmoni'yi işaret ediyor. (Kırmızı macerayı, Yeşil merakı, Sarı sorumluluğu) Mavi karakterleri ise şöyle anlatıyor: (çevirmek baydığı için aynen yazıyorum)

Blues sees the possibilities in others and in themselves. They are highly creative and constantly growing. Uniqueness is important, yet they can shift identities to fit the situation. Life is a search for meaning. Warmth and compassion flow easily and with sincerity. Devoted friends, they love to talk, share and help. Blues are imaginative, genuine and have lots of sensitivity to the thoughts and feelings of others.

Mavi gruptaki kişiler kendilerini şöyle tanımlıyorlar:
Relationships are important to me
I have lots of friends - both human and furry :)
I have integrity, I'm authentic and unique
I like helping others become what they can be
I embrace emotions - both mine and others
People are far important than things
I enjoy flowers, music, romantic movies and nature
I love to help friends solve their problems
I'm caring, intuitive and a great listener
Empathy and sympathy are both easy for me because I'm perceptive
I thrive on recognition and acceptance
I excel at motivating people

Perşembe, Mart 20, 2008

1000ci gün!


Bugün Selin'in doğumunun tam 1000ci günü! O yüzden Selin'in ilklerini tekrar yazıp, son eklemelerini yapıyorum.

Nice mutlu, sağlıklı 1000 günlere, benim dünyalar güzeli küçük maymunum!

Ilk doğum günüm
24 Haziran 2005 Cuma, Sabah 8:54 (3 kilo 50 gr, 49 cm)

Göbek bağım düştü
3 Temmuz 2005 (10 günlük)

İlk uçak yolculuğum
20 Eylül 2005 (3 aylık) Fethiye'ye tatile gittim

İlk defa denize girdim
21 Eylül 2005 (3 aylık)

Oturmaya başladım
10 Aralık 2005 (6 aylık)

Anne dedim
21 Aralık 2005 (6 aylık) Valla dedim!

İlk dişim çıktı
9 Şubat, 2006 (9 buçuk aylık)

Emeklemeye başladım
24 Nisan 2006 (10 aylık)

11 aylıkken söyleyebildiğim kelime sayısı 9

Yürümeye başladım
1 Ağustos 2006 (13 aylık)

14 aylıkken söyleyebildiğim kelime sayısı 25

"Bobi geldi, Maymun düştü" dedim
2 Kasım 2006 (16 aylık) Bobi köpeğimiz, Maymun ise beşiğime bağlı duran oyuncağım

16 aylıkken söyleyebildiğim kelime sayısı 125

Iki kelimelerden 3 kelimelere geçiyorum
21 Kasım 2006 (17 aylık) "Baba beni seniyor mu" dedim - ("Anne beni seviyor mu, Anne beni çok seviyor" şarkısının devamı...)

Şarkı Söylemeye Başladım
Ocak 2007 (18 aylık) "Orta Parmağım, Orta Parmağım, Nerdesin, Nerdesin, Burdayım", melodisiyle beraber çok güzel söylüyorum!

Konuşmaya Başladım
Ocak 2007 (18 aylık) Annem bildiğim kelimeleri saymayı bıraktı, çünkü artık hemen hemen herşeyi söylüyorum.

10'a kadar sayıyorum
5 Mart 2007 (21 aylık) Hem Ingilizce hem Türkçe 10'a kadar sayabiliyorum!

Mandalları Kullanabiliyorum
25 Nisan 2007 (22 aylık) Artık rahatlıkla mandalları açıp, perdelere :o) takabiliyorum.

Bisiklete biniyorum
20 Mayıs 2007 (22 aylık) Bisikletin pedallarını çevirebiliyorum.

20'ye kadar Ingilizce sayıyorum
1 Haziran 2007 (23 aylık) Hem de kendim öğrendim!

Artık bebek bezi takmıyorum!
28 Haziran 2007 (24 aylık) Yaşasın, böyle amma da rahatmış...

Ilk defa durup dururken annemi öptüm
26 Temmuz 2007 (25 aylık)

Merdivenlerden inebiliyorum
20 Ağustos 2007 (26 aylık)

Okula başladım
1 Eylül 2007 (27 aylık) Aslında oyun grubu ama olsun...

Ilk defa yurtdışına gittim
7 Eylül 2007 (27 aylık) Singapur'a uçtum, uçtum, uçtuuum

Ilk defa "Annecim seni çok seviyorum" dedim
14 Eylül 2007 (27 aylık)


Decimal birthday

Pazartesi, Eylül 10, 2007

Şimdi okullu olduk...


Kendim kadar civciv arkadaşlarımla beraber her gün okula gidiyorum. Çok eğleniyorum...

Cuma, Ağustos 31, 2007

Merdivenler



Annanemin merdivenlerinden inmek dünyanın en kolay işi! Bana daha zor merdiven getirin!

Pazartesi, Ağustos 06, 2007

25 aylıkken...

Selin ilk yılında çok sakin bir çocuktu ama aşırı meraklıydı. Iki yaşında da bu huyu devam ediyor. Hiç bir zaman kıran döken, masaların tepesine çıkan bir çocuk olmadı ama bütün çekmeceleri, kapakları açıp içindekileri incelemeyi de hiç bırakmadı.

Ilk yılında, kitaplarda bahsedilen tipik çocuk fazlarının hepsinden geçti, mesela terliklere düşkünlük fazı, sonra yabancılama fazı, tuhaf sesleri deneme fazı, zıplamaya düşkünlük fazı gibi fazların hepsini atlattı.

Şu anda 2 yaşın getirdiği "Olmaz - Hayır"ları çok seviyor ama 2lerde çok görülen krizlere girmiyor. Yabancılarla çok güzel diyalog kurabiliyor, yabancıların Selin'le ilgili ilk izlenimleri, onun ne kadar kibar olduğu oluyor. Havuza girmeyi, uzun süren banyo keyfini, atlıkarıncayı, civcivleri ve ördekleri, kitap okumayi, lolipopu, resim yapmayi, gezmeyi, arabayla dolaşmayı, diğer çocukların olduğu yerlerde bulunmayı seviyor.

1.5 yaşından beri çok güzel konuşuyor, rakamları biliyor. Hemen hemen her cismin, meyvenin, sebzenin vs isimlerini hem Türkçe hem Ingilizce biliyor. "Anneyi mi daha çok seviyorsun, dondurmayı mı?" sorusuna "dondurma" diye cevap veriyor. Inanılmaz bir hafızası var, duyduğu bir şeyi hiç unutmayıp, benzer bir durum çıktığında hemen aynı kelimelerle olayı anlatıyor. Ilk yılında günde toplam 14 saat kadar uyurdu, şimdi günde 12 saat uyuyor ama hala öğle uykusuna -bizim de ısrarımızla- devam ediyor. Hala anneye düşkün, babayı sabahları sevmezken akşamları peşinden ayrılmıyor. Günde bir saat tv seyrediyor, onda da sadece 3 yaş altı için yapılmış çizgi filmleri seyrediyor ama bu süreyi arttırmak için elinden geleni yapıyor.

Açık duran kapı ve dolaplardan, saçlarının taranmasından, uyutulmaya çalışmaktan, sert esen rüzgardan hoşlanmıyor. Ilk yılında bütün sebzeleri seçmeden yerken, iki yaşında aşırı yemek seçiyor. Hiç itiraz etmeden yedikleri; taze fasulye, köfte, sosis ve yoğurt. Hala merdivenden tek başına inemiyor, parmaklarıyla 2 veya 3 yaparkan bayağı bir uğraşıyor, uyumadan önce emzik istiyor, geceleri bez takıyor, soyadını unutuyor ve yemeğini yerken etrafa döküyor.

Hala en sevdiği çizgi film,"Dora Kaşif Dora", en sevdiği kitap ise "Uçak" -çok korkunç uçak sesi çıkaran kitap-

Hala güler yüzlü ve çok sevimli. Bebeklikten tam anlamıyla çıkmasına herhalde en fazla bir ay kaldı. Anneyle babaya şakalar yapıp, güldürmeyi seviyor.

Salı, Temmuz 10, 2007

2. Yasgünüm!



Cool Slideshows!

Anne- Bugün kimin doğumgünü?
Selin- Seyin'in! Seyin'in! Anne nerde benim doğumgünüm?
Anne- Dolapta
Selin- Getirelim mi? (Buzdolabındaki doğumgünü pastası 20. defa ortaya çıkarılır) Ayıcıklar! Yaşasın!
Anne- Selin, doğumgünü pastanı sevdin mi?
Selin- Çok begendim!
Anne - Peki artık yerine götürebilirmiyiz?
Selin- Şimdi biraz işim var benim
:o)

Perşembe, Haziran 28, 2007

Tuvalet eğitimi

Soran çok oldu, detaylı anlatayım o zaman... Selin'in 2.yaşgününün hemen ertesi günü doktor kontrolü vardı. Doğduğundan beri ilk defa kanı alınacaktı, o yüzden hiç gecikmeden doktorumuzun yolunu tuttuk. Çeşitli konular arasında, doktora "bezi ne zaman bırakmalıyız, kitaplar kızlar için 2.5 diyorlar" dedim. O da "Çocuğun hazır olduğu yaş önemli, her çocukta bu birbirinden farklı, Selin şu anda hazır" dedi.

Aynı gün daha önceden aldığım alıştırma külotlarını giydirmeye başladım ama 2 gün boyunca, Selin altını ıslatıp durdu. 3.gün 'acaba erken mi başladık diye düşünerek' doktorunu aradım ve yaptığım hatayı anladım. Meğer çocuklar alıştırma külodu ile bez arasındaki farkı anlamazlarmış, ilk başlandığında altlarını tümüyle açık bırakmak gerekirmiş, alıştırma külodu çocuk çişini söylemeye başladıktan sonra kazalara karşı kullanılırmış.

Altını açık bıraktıktan hemen sonra, Selin çişini üstüne yaptı ve ağlaya ağlaya "anne, anne ben sıyılsıklam oldum" diyerek yanıma koştu. Bu kelimeyi de nereden öğrendi diye gülerken, önce Selin'i sakinleştirdim, sonra altını yıkadık ve "bundan sonra tuvalete gitmemiz gerektiğinde, önce anneye söyliycez di mi" diyerek anlaştık. Ondan sonra Selin -çizgi film seyrederken ki 2 kaza hariç- hiç altına kaçırmadı.

Geceleri yatmadan önce 200 cc süt içtiği için, altını hala bağlıyoruz. Sütü daha erkene almak nedense zor geldi. Bunu da herhalde bir kaç hafta içinde yaparız.

Bu arada, müzikli oturaklardan almıştık. Selin ilk günlerde onu çok sevdi ama ilgisi toplam 5 gün sürdü. Sonra müzik var, yok farketmedi. Zaten oturağında pili aktı ve artık müzik falan çalmıyor. Alındıktan 1 ay sonra, pili akan alete 30 küsur milyon vermeyi de başka bir şaşkınlık olarak nitelendiriyor, bunu da yaptığım diğer hatalı alışverişler listesine ekliyorum :)

Selin tuvaletini söylemeye başladıktan bir kaç hafta kadar sonra, oturağı oturak olarak kullanmayı bıraktık ve üstündeki klozet adaptörünü klozete takmaya başladık. Hem oturağı temizleme derdimiz bitti hem de tuvalete temelli geçişi daha kolaylaştırdık. Kısaca, geceleri de bitirirsek bu konu neredeyse tümüyle kapanmış olacak. (Tabii hala dışarıdaki umumi tuvaletlerle ilgili sorunumuz var. Onun için de Mothercare'in taşınabilir bir oturağı varmış ama biz bulamadık.) Neyse acelimiz yok. Herşey çocuk hazır olduğunda daha kolay ve daha eğlenceli oluyor.

Pazartesi, Mart 05, 2007

10'a kadar sayıyorum!

Artık hem Ingilizce hem Türkçe 10'a kadar sayıyorum. Türkçe'yi annemle babamdan öğrendim ama Ingilizce'yi televizyondan söktüm galiba...

Pazartesi, Kasım 06, 2006

Babaannem not etmiş

Babaannem dişçide babamı beklerken bir kitap görmüş. Kitapta 2 yaşındaki çocukların kelime dağarcığının 25 ile 50 arasında olması gerektiği yazıyormuş. O da benim 16 aylıkken, bilerek kullandığım kelimeleri not etmiş. Liste şöyle:

Aydede, Anne, Aç, Aşağı, Açıldı, Ayı, Ayak, Ayakkabı, At, Attı, Arktirüs, Amin (Ezan çalındığında söylüyorum), Atabük (Atatürk), Atta, Araba, Alo, Baba, Balık, Bıdık, Benim, Bobi, Baykuş, Bir, Bisik (bisiklet), Babaanne, Bebek, Boya, Balon, Burda, Bacak, Bozuldu, Burun, Bu ne?, Bardak, Cezve, Çatal, Çek, Çiçek, Çorap, Çuku, Çak, Dede, Domuz, Diş, Dönüyor, Dayı, Ekmek, Evet, El, Sil (fil), Sare (fare), Geldi, Ünaydın (günaydın), Goril, Göz, Göbiş, Hayır, Hippo (Hippotamus'un Selin'cesi), Iki, İnek, İncir, Kova, Kuş, Kürek, Kedi, Kim o?, Kuzu, Kutu, Kimin, Kulak, Kabuk, Kitap, Kapattı, kinduru (kindyroo), Kaşık, Kumanda, Kaktüs, Kart, Kırmızı, Köpek, Kol, Kapak, Kurbağa, Kırılmış, Lülü, Mama, Mendil, Memiş, Makas, Maymun, Nane, Otobüs, O ne?, Okbaba (Oklava), Ördek, Tavşan, Totem, Tavuk, Toto, Kop (Top), Toka, Tişört, Tonbaba (Tornavida), Pis, Pissst, Papağan, Parmak, Sağ, Sol, Sarı, Su, Saç, Uyu, Ver, Yaprak, Yukarı, Üşeda (Zürafa'nın Selin'cesi), Zeytin

Yani 120'den biraz fazla... İşte bu yüzden, annemin bir arkadaşı, "Sizin bu kızın dili pabuç kadar olacak" demiş :)

Cumartesi, Kasım 04, 2006

Ilklerim

Ilk doğum günüm
24 Haziran 2005 Cuma, Sabah 8:54 (3 kilo 50 gr, 49 cm, Amerikan Hastanesi, Istanbul, Kan grubum 0 Rh Negatif, Burcum Yengeç)
Göbek bağım düştü
3 Temmuz 2005 (10 günlük) Utku amcamın dediğine göre, Türk'ler sayesinde Harvard'ın bahçesi hergün kazılıyormuş o yüzden benim göbek bağımı gömerken çok utanmamış!
İlk uçak yolculuğum
20 Eylül 2005 (3 aylık) Fethiye'ye Lykia World'e tatile gittim
İlk defa denize girdim
21 Eylül 2005 (3 aylık) Çok soğuktu, dondum! Beni havuza götürün diye bağırdım, anladılar...
Oturmaya başladım
10 Aralık 2005 (6 aylık) Zaten daha önceden de hafiften oturuyordum ama annemler çakmamıştı...
Anne dedim
21 Aralık 2005 (6 aylık) Valla dedim!
İlk dişim çıktı
9 Şubat, 2006 (9 buçuk aylık)
Sıcak bardaga dokununca "cıs" diyorum!
5 Nisan 2006 (9 aylık) Daha başka şeyler de diyorum ama anlamıyorlar!
Emeklemeye başladım
24 Nisan 2006 (10 aylık) Teşekkürler, Kindyroo'dan Mine Hanim
11 aylıkken söyleyebildiğim kelimeler
"Atti (bir şeyleri attıktan sonra söylüyorum tabiikide), Anne, Baba, Mama, Çiçek, Cici, Maymun, Ayaba -araba-)"
Yürümeye başladım
1 Ağustos 2006 (13 aylık)
14 aylıkken söyleyebildiğim kelimeler
"Aydede, Arktirus (astronomiye düşkün babamın öğrettiği bir yıldız), Göbiş, Buyun (Burun), Lülü (saçlarım), Gözlük (Gözlerim), Toto (malum), Ayşe, Babaane, Anane, Dayı, Feybe(Feride), Tafa (Mustafa) Gel, Al, Ver, Kak (kalk), In, Uçak, Kuş, Bisik (Bisiklet), At, Bidik (kedimiz), Hoop Kayo (Kaydırağa binmek istediğimde söylediğim kelimeler), Oyundak
"Bobi geldi, Maymun düştü" dedim
2 Kasım 2006 (16 aylık) Bobi köpeğimiz, Maymun ise beşiğime bağlı duran oyuncağım
Iki kelimelerden 3 kelimelere geçiyorum
21 Kasım 2006 (17 aylık) "Baba beni seniyor mu" dedim - ("Anne beni seviyor mu, Anne beni çok seviyor" şarkısının devamı...)
Şarkı Söylemeye Başladım
Ocak 2007 (18 aylık) "Orta Parmağım, Orta Parmağım, Nerdesin, Nerdesin, Burdayım", melodisiyle beraber çok güzel söylüyorum! Bu şarkının dışında, ayrıca şu şarkıları da mırıldanıyorum, Si So Si So veya Bringbek, Bringbek... (devamını annem söylüyor)
Konuşmaya Başladım

Ocak 2007 (18 aylık) Annem bildiğim kelimeleri saymayı bıraktı, çünkü artık hemen hemen herşeyi söylüyorum.

10'a kadar sayıyorum

5 Mart 2007 (21 aylık) Hem Ingilizce hem Türkçe 10'a kadar sayabiliyorum!

Mandalları Kullanabiliyorum

25 Nisan 2007 (22 aylık) Artık rahatlıkla mandalları açıp, perdelere :o) takabiliyorum.

Bisiklete biniyorum
20 Mayıs 2007 (22 aylık) Bisikletin pedallarını artık rahatlıkla çevirebiliyorum.
20'ye kadar Ingilizce sayıyorum
1 Haziran 2007 (23 aylık) Türkçe zaten 20'ye kadar sayıyordum. Şimdi Ingilizce'de sayıyorum. Hem de kendim öğrendim!
Artık bebek bezi takmıyorum!
28 Haziran 2007 (24 aylık) Yaşasın, böyle amma da rahatmış...

Yürüyorum!