Bobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Eylül 29, 2010

Babies

Bugün Babies'i izlerken, aklıma Bıdık'ın Selin'e ilk yaklaştığı zamanlar geldi. Bize, "bebeği evdeki hayvanlarla karşılaştırmadan önce, mutlaka kirli bir bezini koklatın" demişlerdi. Gerçekten Bobi Selin'e çok kolay alıştı ama Bıdık'ın alışması günler aldı. Belki de bu kirli bez olayı sadece köpeklerde işe yarıyordur... Bu resimler Bıdık'ın Selin'e ilk yaklaşma denemelerinden..


Filmdeki Moğol bebek Bayar gibi, Selin'de küçükken evdeki hayvanlara çok zarar verirdi. Bıdık'ın kuyruğunu kulağını falan çeker, Bobi'nin üstüne yatar, ayağını çeker, kafasına bir şeyler atardı. Hatta bir keresinde kafasına bir tencere kapağı geçirmişti. Ne Bıdık, ne Bobi tek bir kere bile Selin'e zarar vermediler. Gerçekten, hayvanlar nasıl oluyor da bebekleri anlıyorlar bilmiyorum, Babies'de kocaman inekler bebeği ezebilecekken, bir şekilde ona zarar vermeden geçiyorlar.

Son yıllarda izlediğim iyi filmlerin çoğu belgeseldi. Bu da onlardan. Keşke buna benzer bir film, Türkiye'nin dört bir yanında çekilse, o da çok güzel bir film olurdu herhalde.

Cuma, Ağustos 01, 2008

Uzuun bir tatilden notlar

Yasemin'in evlenip balayına gitmesi sebebiyle tam 3 hafta tatil yapmak zorunda kaldık (!) ve 3 farklı yere gittik. Aslında tatile çok iyi başlamadık, çünkü Selin 3 Temmuz itibariyle hem uyurken kullandığı emziği, hem de süt biberonunu bıraktı. Ikisi de onu çok zorladı.

Neyse, Selin'in tatilin başından sonuna kadar sorduğu bir kaç soru vardı: Ilki, "Anne biz neden buraya geldik?" Aslında gittiği yerlerde insanlardan fazlasıyla sevgi ve ilgi gördü ve yaptığı şeyleri genelde çok severek yaptı ama yine de evinde uyumuyor olmaktan hoşlanmadı. Devamlı "evimize gidelim", "ben oyuncaklarımı özledim" gibi şeyler söyledi.

Bu resimdeki motorsikleti babaanne Selin için bir yerlerden bulmuş. Bunların araba tipinden olanları daha önce denemiştik ama Selin kullanamamıştı. Ben de herhalde el-ayak koordinasyonu daha geç gelişecek diye düşünmüştüm ama bu motorsikleti çok güzel kullandı. Dönüşler, geri geri gitmeler falan sorun olmadı. Demek doğru aleti bulmak gerekiyormuş.
Bu yandaki güzel çocuğun adı Lira. Selin'le 3 gün bir beraber yatmadıkları kaldı. Sahibinin dediğine göre, kendi torunları Lira'yla oynamaya korkmuşlar. Onunla şimdiye kadar bu kadar güzel oynayabilen tek çocuk Selin'miş. (Ne mutlu bana...)

Bu da Selin'in ilk tshirt boyaması. Bunu da yaparken çok eğlendi. Zaten allahtan çizme, boyama gibi aktiviteleri seviyor. Yoksa çocuk oyalamak gerçekten çok zor.

Bu resimde de Didem'in oğlu Efe'yle Selin'in Alaçatı sokaklarındaki romantik/komik gezileri var. Nedense en yakın arkadaşlarım da benim gibi 30 küsur yaşlarında çocuk sahibi oldular. O yüzden nadirde olsa biraraya geldiğimizde hemen hemen yaşıt olan çocuklarımız beraber çok güzel eğleniyorlar. Neyse, söyleyeceğim şey Selin'in diğer sorusuydu. Son 1 aydır devamlı "neden benim hiç arkadaşım yok?" diyor. Ilk önceleri cevabım "çünkü biz göçebe hayatı yaşıyoruz" oldu. Sonraları ise "senin arkadaşın var, mesela o var bu var" dediğimde Selin'de bu arkadaşlarının şimdi nerede olduklarını sordu. Insanların tatile gitmiş olmaları, hem de bu kadar uzun bir süre hiç hoşuna gitmedi. Bir an önce okullar açılsa iyi olur.

Neyse, bu da yüzmeyi çok seven Bobi'nin deniz sefası. Her yazı annemin yanında, mutlu ve keyifli geçiren Bobi, okullar açıldığı zaman eve geri dönüyor. Bobi insan olsaydı ya futbolcu olurdu ya da yüzücü. Allahtan o zor sorularla beni terletmiyor. Zaten çok sıcak...


(Not: Şirin, bak çok fotoğraflı bi yazı yazdım. Olmuş mu?)

Pazartesi, Şubat 18, 2008

Aşkım oğlum

Dobikom 16 Şubat 2000'de doğdu. Bitirdiği 8 yılını bu hafta sonu, pastasını son gramına kadar yalayarak kutladı.

18 Nisan 2000'de bize ilk geldiğinde adını Dobiş koymuştum çünkü çok şişkoydu. Eşim köpeklerin adı Dobiş olmaz, ya Bobi, ya Rex ya da Karabaş olacak diye tutturduğunda hiç şansı yok diye düşünmüştüm ama o kazandı. Zamanla Dobiş Bobi oldu ama hala Dobiş, Dobiko, Aşkım, Bobiko, Oğlum adlarına da dönüp bakar.

Bu kadar yıl boyunca, evdeki bütün ayakkabıların ve çorapların kaçırılıp kaçırılıp kemirilmesine, kar kış dinlemeden her allahın günü yürüyüşlere çıkmaya, dişi bir köpeğin peşinden sanki ciğeri yanıyormuş gibi ağlamasına, evde ne zaman pasta dondurma yense acıklı acıklı bakışlarına, her fırsatta evden kaçıp denize gitmesine, bitmek bilmez sağlık problemlerine, Selin'in oyuncaklarının devamlı çiğnenmesine, elimizdeki her yiyeceğe sulanmasına ama kendi yemeğini asla beğenmemesine, diğer erkek köpeklerle kavgalarına, her dışarıya çıkışımda "beni de al" diyen acıklı bakışlarına alıştım.

Ama yine bu kadar yıl boyunca beni her gördüğünde sanki hayatının aşkını sonunda bulmuş gibi sevinmesine, bütün gece kafasını sevsemde hala elimi çektiğimde "neden durdun, devam et" diyen bakışlarına, mutfakta, banyoda, yatak odasında nerede olursam olayım yanımda olmak istemesine, ağladığımda benimle beraber ağlamasına da alıştım.

Bana hayvanlarında insanlar gibi iyi kötü huylarının olabileceğini, kendilerine bir aile bulduklarında bu aileye sımsıkı sarıldıklarını ve ailelerinden her ayrılışlarında canlarının yandığını, bütün hayvanların ayrı birer karakteri olduğunu öğrettin. Sayende gördüğüm her hayvanın aslında doğru düzgün yaşamaya, sevmeye ve sevilmeye insanlar kadar hakları olduğunu anladım.

Iyi ki doğdun benim dünyalar güzeli, yaramaz, tatlı, salam dilli, koca kulaklı, aşkım oğlum.

Çarşamba, Şubat 06, 2008

Ben köpeğimi istiyorum

Haftasonu Bobi'yi anneme bıraktık, geri dönerken Selin "Bobi'de bizimle gelsin" diye bağırmaya başladı. "Bobi'yi dayın sonra getirecek" dememe aldırmadan deli gibi ağladı. Bir süre sonra 'ben Bobi'yi istiyorum'lar 'Ben köpeğimi istiyorum'a döndü. Allah allah...

Bobi ailemizin bir ferdi, onu hiç bir zaman bir köpek gibi görmedik, hep oğlumuz oldu. Bizimle aynı evin içinde tam 8 yıldır, biz nereye o oraya. Hatta Selin bile Bobi'yi severken 'aşkım oğlum' diye sever. Bıdık'ın bir kedi, Bobi'nin bir köpek olduğunu belki Selin 1 yaşındayken falan söylemişizdir ama onun dışında evde Bobi'yi köpek olarak konuştuğumuz yoktur.

O yüzden Selin'in bu 'köpeğimi istiyorum' olayı çok tuhafıma gitti. Anlayan beri gelsin...

Çarşamba, Şubat 21, 2007