Oyuncaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyuncaklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Haziran 10, 2008

Let's play



Evlerinin bir kısmını atölyeye çeviren annelere bayılıyorum. Bizde maalesef sadece -biraz zaruriyet biraz da özenti- adını atölye koyduğumuz masamız var. Masada duran en son ürün, oyun hamurunun farklı bir çeşidi diyebileceğim patates nişastasından yapılan bir ürün. Adı fischerTip.

Biz Bağdat'daki Let's Play adlı oyuncakçıdan aldık. Let's play anladığım kadarıyla ileride sadece Tayga Toys'un ahşap oyuncaklarını satacakmış ama şimdilik çok cici oyuncakları var. Özellikle 3 yaşındaki çocuklara göre çok güzel oyuncaklar ve kreatif oyunlar var. Selin'in patates nişastasıyla yaptığı resimler (tabii Yasemin'in de biraz yardımıyla) böyle...


Pazartesi, Mayıs 05, 2008

Bugünlerde oynadıklarım

Ahşap bloklardan bir sürü farklı şey yaptık. Bu yandaki bir oyun parkı, bir tarafı ağaçlar diğer tarafı apartmanlarla dolu. Ortasında ise kaydıraklar, tüneller, tahterevalli gibi oyuncaklar var. Bunun dışında bir çiftlik, ufak bir şehir, birde okul yapıyoruz. Onlarda gerçekten güzel oluyor.

Bunu bir televizyon kanalında görmüştük. Bir hayvan veya başka bir şekil çizip, etrafına yapıştırıcı sürüyorsunuz. Sonra da yapıştırıcının üzerine düğmeler, boncuklar, fasülye gibi aklınıza ne gelirse diziyorsunuz. Sonuçta gerçekten çok cici şeyler çıkıyor.


Bu da parmak boyasıyla yaptığı bir resim. Biraz Matisse, biraz da VanGogh gibi geldi bana :)

Cumartesi, Mart 08, 2008

Oyuncakçılar

Küçükken hiç bebeklerle oynadığımı hatırlamam. Zaten sadece bir tane bebeğim vardı, amcam Almanya'dan getirmişti. (Bu da klasik hikayedir di mi?) Sarışın, mavi gözlü, gözlerini açıp kapayan cinsten -o zamana göre- havalı bi şeydi. Ama bana pek dayanamadı, kısa zamanda tek gözü çıkmış, elbiseleri parçalanmış halde bi kenara atıldı. Selin'i ne zaman oyuncak almaya götürsem, herkes hemen oyuncak bebekleri veya Barbi'leri gösteriyor -malum kız çocuğu muhabbeti- Ama Selin'in de hiç ilgisini çekmiyor. (Hoş zaten Barbi alacak halim yok ama neyse)

Oyuncakçılarda saatler harcayıp hiç bir şey almadan çıkıyoruz. Yine aynı şey oldu, bir kaç aydır adını duyduğumuz sadece tahta oyuncaklar üreten bir mağazaya gittik, Tayga Toys. (http://www.taygatoys.com/) Nişantaşı'mı, Maçka mı neyse oralarda bi yerde.

Tahta oyuncakların faydalarını saymaya gerek yok, Plantoys veya Radio Flyer markalarını da duymuştum zaten, e o zaman bakacak ne var di mi? Yok beğenemedik. Sanki bütün oyuncaklar bebeklerle oynamayı seven küçük kızlara hitaben yapılmış gibiydi, Selin oyuncaklarla dolu dükkanda gidip kitaplarla ilgilendi. Zaten fiyatlar da el yakıyordu, aynen çıktık. (Bu arada aklıma bebek evi denince hep Friends'deki Monica geliyor. O görseydi çok severdi, özellikle bebek evlerine düşkün çocuklar/büyükler için burası bir cennet sayılır)

Keşke Istanbul'da da FAO Schwarz gibi (belki biraz daha ucuz versiyonu), Serneels' gibi veya Hamley's gibi oyuncakçılar olsaydı da, içinde saatler harcayıp, içimizi mutlulukla dolduran oyuncaklarla çıksaydık.

Her sokak başına bir franchise açan şirketlere duyurulur, lütfen kısa zamanda şöyle bilmem kaç katlı, oyuncakların üstüste atılmadığı aksine güzel güzel sınıflandırılıp sıralandığı, sağlıklı -vazgeçtim kanser yapmasın yeter-, fonksiyonel ve eğlendirici oyuncakçı dükkanları açın. (Bu da benim internet denizine attığım "message in a bottle"ım olsun...)

Perşembe, Ocak 03, 2008

2 buçukken oynadıklarım

Bu Thomas hem elle ittirilebiliyor hem de uzaktan kumandası ile yönlendirilebiliyor. Biz genelde uzaktan idare edip, Bobi'nin peşinden koşturtuyoruz. Bobi biraz korkuyor ama oyun olduğunu anladığı için bize ayak uyduruyor. Selin o kadar gülüyor ki, devamlı yapıyoruz.
Bu arada, Thomas trenlerini genelde Fisher Price yapıyor, onlar da oyuncaklarının büyük kısmını piyasadan geri çekiyorlar. O yüzden, Thomas ürünlerini alırken Çin yapımı olup olmadıklarını kontrol etmekte fayda var.

Oyun hamurları insanı sinir edercesine çabuk kuruyor ve sonrada ne kadar ıslatırsanız ıslatın adam olmuyorlar. Ama Mothercare'den aldığımız bu set öyle çıkmadı. Aylardır oynamamıza rağmen, hamurlar kurumadı. Üstünde çocuklara zararsız olduğu ama yine de yenmemesi gerektiği yazıyor. E bizde dikkat ediyoruz işte... Bu arada Imaginarium'da 5 yaş çocuklar için satılan çok harika bir oyun hamuru seti var. İçinde 2 küçük kız ve kıyafetlerinin kalıpları var. Diğer setlerle yapmaya çalıştığımız çocuk figürlerini bununla kolaylıkla yapabiliyoruz. Çok tavsiye ederiz. (Yaşına çok takılmayın, sadece arkadaşın parçaları yutmamasına dikkat edin, yeter)

Bu luna park seti, bizim bayram hediyemizdi. Gerçekten çok süper bir set. Özellikle atlı karıncalara ve lunaparklara düşkün çocuklar için. Evimizdeki bütün minik bebekleri, ördekleri falan bu oyuncaklara bindirip eğleniyoruz. Yanlız, atlıkarıncanın düğmesi biraz zor bastırılıyor, küçük çocukları düşünerek bu düğmeyi daha yumuşak yapsalardı daha iyi olurdu.

Leonardini'nin en sevdiğimiz oyuncakları, Happy land adıyla satılan setleri. Bunlardan en sevdiklerimiz itfaiye ve havaalanı. Ikisiyle de çok ama çok oynadık.





Bowling set - Imaginarium'dan.
Elimize evdeki bütün küçük oyuncak hayvanları alıyoruz, bowling setini yere seriyoruz ve hayvanların hepsi tek tek topları yuvarlıyorlar. Neden kendimiz oynamıyoruz da, kediler, kuzular, ördekler oynuyor bilmiyorum. Ama böyle olması gerekiyor.

Cuma, Aralık 07, 2007

Kendi yap-bozunu kendin yap


Kurufasulyenin, mercimeğin veya pirincin hayatımızda bu kadar yer tutacağını Selin'den önce hiç düşünemezdim. Bunlar afiyetle yenmek içindi başka da bir işe yaramazlardı, yine yanılmışım.

Kurubaklagilleri ilk geçen yıl kullandık. Bütün bir yaz, parkdaki kum havuzunda mutlulukla oynayan Selin, kış gelince kum oyuncaklarını rafa kaldırmak istemedi. Biz de büyükçe bir leğenin içine pirinç, mercimek, hayvan şekilli makarnalardan falan doldurduk, oldu sana kum havuzu :) Selin kum havuzundan kolay kolay sıkılmasın diye de her oynayışımızda içine -Selin'in daha önce görmediği- bir şey sakladık, mesela bir gün çay süzgeci, bir başka gün oyuncak bir hayvan vs. Böylece bütün bir kış eve tıkılan Selin güzelce oyalandı.

Selin büyüdükçe kurubaklagilleri yemek yapma oyununda, küpleri devirmece oyununda falan kullandı. "Anne fasulye istiyolum" deyince hiç sorun yapmadan eline makarna pirinç falan verdik. Ne de olsa hem ucuz hem de güvenli.

Selin'in fasulyeleri en son kullandığı yer ise, kendi yaptığı yap-boz oldu. Biz Mustafa'yla bir filme dalmışken başımızı bir kaldır ki ne görelim, Selin kalemlerden yapbozlardan fasulyelerden yukarıdaki şekli yapmış. "Bunu sen mi yaptın Selin? Allah allah..." derken resmini de çekiverdik...

Perşembe, Aralık 06, 2007

Yap-boz düşkünlüğü bir çocukluk fazımı?

Gerçekten böyle bir yapboz düşkünlüğü fazı varmı diye baktım ama bulamadım. Ama birçok kaynak, 2 ile 3.5 yaşları arasındaki çocukların 20 parçaya kadar olan yap-bozları çözebileceklerini ve bunun zeka gelişimlerine çok fayda sağladığını yazıyor. Selin yapbozlara neredeyse, ördeklere olduğu kadar (!) düşkün, o yüzden ona uygun gördüğümüz ürünleri alıyoruz.

Aşağıda oyuncakçılardan alınmış bir kaç yap-boz dışında, bir de Marks & Spencer'dan alınmış olanlar var. Şimdiye kadar hiç bir oyuncağını beğenmediğimiz M&S, yap-bozlarda gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış. Bu aşağıdaki ürünleriyle çok severek oynuyoruz:

My first mummy and baby puzzle Marks & Spencer
Ilk bebek ve anne yap-bozum, 6 tane sevimli hayvan ve yavrularını eşleştiren yapboz.
Yavrulardan bir tanesini kaybettik ama hevesimizi kaybetmedik. 4 - 5 aydır severek yapıyoruz.



Thomas & Friends Floor Puzzle
Thomas'la ilgili herşeyi seven Selin, M&S'da dolaşırken bunu elime tutuşturuverdi. Aslında bu yapbozun yapımı gerçekten zor ve sabır gerektiriyor ama ona rağmen hatun hergün halının üstüne bütün parçalarını seriveriyor. Ortasında 6 tane büyük parçalı Thomas ve favori lokomotifleri, etrafında ise 18 parça diğer arkadaşları var. Bu yap-bozu yaptıktan sonra, üstüne Thomas trenlerimizi koyup, rayların üstünde gidiyormuşuz gibi yapıyoruz. Thomas'a düşkün çocuklara özellikle tavsiye edilir.

TOMA- Mevsimler
Toma gerçekten çok cici yapbozlar yapan bir şirket. Bu yapboz Mevsimleri öğretiyor. Her biri 4 parçadan oluşan, 8 tane farklı resim var. Ilk bakıldığında çok kolaymış gibi görünüyor ama bütün parçaları yere döktüğünüzde, yapımı gerçekten zaman alıyor.



Under the Sea Puzzle - ELC
Bu puzzle 3-6 yas arasindaki cocuklar icin. Normalde Selin'e yasindan buyuk oyuncaklari almiyoruz ama 2.5 yasindaki bir cocuk, 3 yasindaki cocugun yapacagi yap-bozu yapabilir mantığıyla, bunu da denedik. Gercekten yapabildi.


Magnetic fishing - ELC (Leonardini)
Iki tane çubuğun ucuna mıknatıs takılmış, kutunun içindeki bütün balıkların üzerinde de mıknatıslar var. Çubukları balıklara doğru uzatınca, balık yakaladım oluyor. Oynuyoruz ama diğerleri kadar beğendiğimiz bir ürün değil.

Çarşamba, Şubat 21, 2007

Oyuncaklarım


Bu oyuncak, tahtadan bir kız ve onun kıyafetleri. Bu kıza nedense isim koymadık. Aralarda ona ya balo kıyafeti ve sarı peruk takıp dans etmeye götürüyoruz ya da okul kıyafetini ve mor peruğunu takıp okula götürüyoruz. Genelde tişörtlerini kafasına takmayı da seviyoruz.



Ilk alındığı zaman legolarla uzun uzun oynardım ama galiba artık sıkıldım. Şimdilerde legolarımla da, oyun hamurumla da o kadar ilgilenmiyorum. Genelde legolarla hep bir ev ve bir ağaç yapıyoruz. Oyun hamurlarıylada çeşitli hayvanlar yapıyoruz.





Burası bir havaalanı. Buradaki pilot motosikletine binip evinden havaalanına geliyor, uçağa biniyor ve kuleden kalkış izni istiyor. Kuledeki telsiz operatoru rüzgar gülünü ve hava trafiğini kontrol ediyor ve kalkış izni veriyor. Yolcular kemerlerini bağlayıp koltuklarını dik pozisyona getiriyorlar ve uçak kalkıyor. Sonra Afrika'ya, Çin'e ve Meksika'ya iniyor. Bu arada co-pilot'da helikoperi :) havalandırıyor ve uçakla beraber bütün dünyayı geziyor.

Bu bir kızılderili seti. İçinde bir dolu kızılderili bebek, ayrıca bir at, bir kayık, totem ve kaktüs var. Genelde savaşcı kızılderiler, atlarına binip dolaşıyorlar, bebekler kayığa binip nehirde fış fış yapıyorlar. Güya bana sayı saymayı öğretmeleri gerekiyor ama ben zaten biliyorum: ikiii, üüüç, döört, onbeeş, onaltı.




Puzzleları ben dağıtıyorum, annem yapıyor.







İşte bu çay setini çok seviyorum. Hergün elimde. Genelde çaydanlıkta çay pişiriyorum, sonra bardaklara doldurup şeker ve süt ekliyorum. Sonra annemle şerefe yapıp, çayları içiyoruz. Sonra kalan çayı Bobi'ye ve diğer bebeklerime içirmeye çalışıyorum. Sonra da kahve pişirip aynı şekilde devam ediyorum...




Bu Sally, yürürken ayaklarını hareket ettiren oyuncağım. Gün içinde Sally sıkılmasın diye onu gezdiriyorum, ona evdeki eşyaları öğretiyorum. Bu fırın, bu buzdolabı, bu ocak vs...